DOLAR 16,3356 1.54%
EURO 17,4242 0.66%
ALTIN 971,560,57
BITCOIN 4814241,97%
Ankara
21°

AZ BULUTLU

Düşün bu milletin yakasından

Düşün bu milletin yakasından

Ülkeyi batırdın. İflastan beter olduk. Freni patlamış TIR gibi yokuş aşağı gidiyoruz. Duvara vuruyoruz gene duramıyoruz. Kenar da ezmedik araba bırakmadık ama yavaşlayamadık bile. Ne elektrik direği ne bariyer bir türlü duramıyoruz. Motor bir tarafa, kaporta bir tarafa gitti ama sürekli hızlanıyoruz. Az ilerisi uçurum. Yahu Allah aşkına çekip gidin. Düşün bu milletin yakasından...

ABONE OL
21 Kasım 2021 12:31
Düşün bu milletin yakasından
1

BEĞENDİM

ABONE OL

21 Kasım 2021’deyiz. Bu tarih benim için çok önemli… Günde iki paket uzun Samsun sigarası içen biri olarak 1990 yılının 21 Kasım’ında bir çırpıda sigarayı bıraktım. Bu işi tetikleyen çok değerli kardeşim TRT Yönetmenlerinden, devrem İsmail Saygın Seçer için de Allah’tan rahmet, sizlerden de Fatiha istiyorum… İşin hikayesi uzun. Bu satırları fazlaca şahsi kullanmamam gerektiğini de biliyorum. Bu yüzden esasa dönebiliriz. Ama önce ne var… Tabi, tabi, hepinize kucak dolusu “Merhabalar” var…

Malûm köşemiz, “Bu ara bizi kim eşek yerine koydu?” bölümü, gedikli sahibi tarafından geri alındı. Yardımcılarına ufak bir kıyaktan sonra dönüşü muhteşem oldu… “Ben ekonominin kitabını yazdım ve de yazıyorum” diyerek, zirvedeki yerinin ne kadar hakkı olduğunu adeta haykırdı… Memleketin şu anki durumunu gören,  aklı selim sahibi kimseler,  bu kitabı derhal zararlı kitaplar listesine alarak, çocukların ulaşamayacağı yerlere koysunlar. Dünya’ya dağıtılmış olanlar varsa, Allah rızası için hepsi bir meydana toplanarak yakılsın külleri de Ganj Nehri’ne serpilsin. Veya kurşun kasalar içine toplanıp , ağzı da iyice mühürlenerek okyanusun en derin ve basınç açısından kimsenin ulaşamayacağı bir yerine atılsın. İktisat Fakülteleri için yardımcı kaynak olarak tavsiye edilmişse, taslakları dahil hepsi toplatılıp, Hz. Mevlâna’nın Mezarı gibi kimsenin giremeyeceği, teşebbüste bulunanların heba olacağı yerlere istiflenmeli… Dün sabrettim. Yazmayayım diyorum da içim elvermiyor… Hazret, dışarıdan döndüğünü hissetti ki gene kükremeye başladı. “Bu faiz illetini milletin sırtından indireceğim” dedi… Ne anladınız bundan… Herhalde yakın zamana kadar “Bay Kemal” iktidarda idi, o da faizleri yükseltti, ama şimdi Reyis var bakın görün ne yapacak faizi… Asrın liderine (!!!) gazeteciler soruyor.  Merkez Bankası yarın sabah nasıl bir faiz açıklayacak diye, Kitap Yazarı böyle bir soru sorulur mu edasıyla cevap veriyor. “Merkez Bankası bağımsız bir kurum, onlar açıklayacak” diyor. Doğru söylemeyenin hafızasının kuvvetli olması gerekir. “Merkez söz dinlemedi, görevden aldık” lafı ne olacak? Mişon, Salomon’a borçludur ve ödeme günü gelmiştir. Elde para olmayınca gözüne uyku girmez. Karısı yatmasını söyler ama o kalkar giyinir , gider gece yarısı Salomon’un kapısını çalar, parayı ödeyemeyeceğini söyler, eve gelip karısına, “Şimdi artık o uyuyamayacak” der ve kafasını yastığa koyduğu gibi derin bir uykuya dalar… Yahu senin kitabını seveyim… Ülkeyi batırdın. İflastan beter olduk. Freni patlamış TIR gibi yokuş aşağı gidiyoruz. Duvara vuruyoruz gene duramıyoruz. Kenar da ezmedik araba bırakmadık ama yavaşlayamadık bile. Ne elektrik direği ne bariyer bir türlü duramıyoruz. Motor bir tarafa, kaporta bir tarafa gitti ama sürekli hızlanıyoruz. Az ilerisi uçurum. Yahu Allah aşkına çekip gidin. Düşün bu milletin yakasından… Oh be rahatladım biraz. Kim uyuyamazsa uyuyamasın, bana ne…

Asgari ücretimiz “Köle işçiler yurdu” Çin’ in gerisine düştü. Hem de az buz değil nerdeyse 80-90 $ gerisine. Bu arada gelişmiş ülkelerdeki asgari ücret çalışanların %2-3 seviyesinde,  bizde çalışanların %50-60’ı seviyesinde, bunu da belirtelim… G-20’ye katılamayacağımızdan bahsediliyor. Pazarlarda akşam artığı ve atılacağı olan şeylerin karşılığı durumundaki marketlerin ezik çürük bölümlerinde kuyruklar oluşmaya başladı… Saymaya kalkarsak hacmimiz elvermez. Bütün bunlar mevcutken, çağdaş Hasan Sabbah’lar , bize “Herkes bolluk içinde, kapıcıların çift arabası, üç telefonu var” masalları anlatıyor. Devrin haşhaşı TV kanalları da bu minval üzere yayınlarıyla sürekli Millet’ in beynini yıkıyor. Seyredenler,  “Demek ki sadece benim ve benim gibi az da olsa bazı kimselerin durumu kötü, halk bolluk içinde” diye düşünerek, gene hallerine şükrediyorlar. Ne de olsa işin içinde “Huriler, baldan ırmaklar vs” var.  Derin şirke girerek Vatandaşa Cenab-ı Allah’ın kesesinden vaatler de bulunanlar, iş kendilerine geldiğinde çok farklı düşünüyorlar… Şehirlerimizin işlek bulvarlarının sol şeritlerine dikkat ederseniz tablonun bir parçası karşınız çıkar… Ağır ağır seyreden çok değerli jeeplerden yol alamazsınız. Sağından geçip giderken gördüğünüz manzara hep aynıdır… Yeni dinin üniforması niteliğindeki ABD tasarım kıyafete bürünmüş, bir hanım kızımız, iki eliyle sımsıkı sarıldığı direksiyonda, şoförlük tarihini yeniden yazıyordur… Hiçbir artısı olmayan, adil bir yönetim altında , gündelikçi bile olamayacak liyakatteki kimselere bu imkanlar nasıl pazar ediliyor… Yeni dinin bir özelliği daha ayan beyan ortaya çıktı…”Komşunun açlığı bizi ilgilendirmez.”  Biraz sıkıştırın, “Onların ecri artıyor” laflarıyla karşılaşırsınız. Bu ne demektir, Allah’ın kesesinden vaat demektir… Garibanlar da sürekli şükreder, hiçbirinin aklına da “Yüzlerce huriye ne gerek. Bize 5-10’u yeter , biraz da dünyada karnımız doysun” demek gelmez…

Her şeye %25-35 bandında zam geldi ve geliyor. Eskiden bir lirayla yapılan işler şu an on lirayla yapılıyor. Yüz lira bozuk para yerine geçti, hiçbir hükmü yok… Bütün bu olumsuzluklara karşı toplumsal bir morale ihtiyacımız var… Ben TUİK’ten ümitvarım… Bir altın vuruş yaparak 3 Aralık’ta enflasyonu eksi açıklayabilir mi… İşsizlik %1’e düştü, perişan durumdaki ve de bizi sürekli kıskanan “Alamanya’dan” işçi getireceğiz diyebilir mi… Toplumun çok ihtiyacı var haydi TUİK haydi…

Mavra, muhabbet kısmını da aradan çıkardıktan sonra finali yapalım… Şu oldu bu oldu, geçen yıl şu kadardı, Damat varken bu kadardı gibi her gün kafanıza çivi gibi çakılan rakamlarla meşgul etmeyeceğim sizleri. İki tespitle bitireceğim. Birisi herkesin bilebileceği bir hesap işi… Doların bir kuruş artışıyla dış borçlarımızın ne kadar yükseldiğini araştırın… Bu para saraylar da yağ bal ejder içinde oturanlardan çıkmayacak. Tıpış tıpış siz ödeyeceksiniz , ama öyle ama böyle… İkincisi ise şahsi tespitim. Katılırsınız veya katılmazsınız. Doğru da olabilir , yanlış da…  Kamyon dolusu dövizi olanlar bu işten ne kadar kazandılar? Bu kazanç giderayak, son bir altın vuruş muydu? Bunları düşünün. Neticeye varmanız için fazla gayrete gerek yok. Her şeyi de benim sırtıma yıkmayın…

Haftaya nasipse. Hepiniz Allah’a emanetsiniz. Hoşça kalınız…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.