Türk milliyetçilerinin biraz daha solcu, solcuların ise biraz daha Türk milliyetçisi olması dışında bir çıkış yolu yoktur. Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde, çağdaş değerlerle uyumlu bir şekilde ilerlemesi ve tarihinden aldığı güçle geleceğini inşa etmesi en büyük hedef olmalıdır.
Platon‘un Devlet adlı eserini tekrar okuyorum. M.Ö. 400’lü yıllarda kaleme alınan bu eser, günümüzü adeta tarif eder nitelikte. Platon, eğitimsiz kitlelerle demokrasinin mümkün olamayacağını belirtir ve şöyle der:
“Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar.”
Günümüzde, bu düşüncelerin doğruluğunu daha iyi anlıyoruz. Değişmez esasları olmayan bir demokrasi anlayışı, muhaliflerin susturulmasını ve hatta öldürülmesini savunan sistemlerin, demokrasi kisvesi altında iktidara gelmesine yol açabiliyor. Bu tür sistemler, mazlumluktan zalimliğe yükselişin adeta efsanevi hikâyesini yazıyorlar.
Türklüğe düşman olan kriptolar ve Türk olmayan unsurlar; “Yeni Osmanlı“, “dinler arası diyalog“, “halkların kardeşliği” gibi söylemleri kullanarak, Türk kimliğine ve Türk milletine karşı sistemli bir saldırı yürütüyorlar. Bu saldırılar, Türk adı altında, Türk sermayesiyle, Türk vatanında ve Türk şehitlerinin armağanı olan bu aziz topraklarda, Türklerin tarihî aymazlıklarından yararlanılarak gerçekleştiriliyor. Ancak unuttukları bir şey var: Türklerin en köklü destanı olan Ergenekon, yok olmanın eşiğinden, tek bir fertten başlayarak yeniden yükselişi anlatır. Tarihte bunun birçok örneği vardır ve en son örneği de Sakarya Meydan Muharebesi‘dir.
Sakarya, Türk milletinin gerileyebileceği, güçsüz düşebileceği en son noktadır. Osmanlı’nın cahil ve fakir bıraktığı toplumda, din adamlarının savaşlara katılmaktan kaçınarak milletin iliğini sömürdüğü bir dönemde, emperyalist güçler bütün kuvvetleriyle Türk milletine yüklenmiştir. İçimizde dost bildiğimiz, “millet-i sadıka” olarak adlandırdığımız ve hiçbir zaman kötülük yapmadığımız azınlıklar bile bu zayıf anımızda tecavüz etmiş, öldürmüş ve bu topraklara ihanet etmiştir. Ancak bu karanlık tabloya rağmen, İttihat ve Terakki ile başlayan ve Sakarya’da mühürlenen Türk’ün yeni Ergenekon’u doğmuştur.
Bugünleri de bir nevi Ergenekon süreci olarak yorumluyorum. Bozkurt ve Bayrak gibi Türklüğün sembolleri, artık yalnızca bir partinin tekelinde kalmamalı, tüm Türk milletine yayılmalıdır. Milliyetçilik, Seyyid Ahmet Arvasi gibi isimlerin rehberliğinde, emperyalizmin Araplaştırdığı bir unsur olmaktan çıkarılmalı ve gerçek anlamına kavuşmalıdır. Ne yazık ki, gerçek Türk milliyetçisi olması gereken bazı kesimler mikro milliyetçilik yaparak, örneğin Rusların örtülü milliyetçiliğine hizmet eder hale gelmişlerdir. Diğer tarafta ise İslamcılar, geçmişte 6. Filo’nun kovulmasına karşı namaz kılarak destek verdiklerinde, aslında emperyalizmin safında olduklarını açıkça göstermişlerdir. Bu gerçekleri ancak mazlumluktan diktatörlüğe yükselen mevcut iktidarı gördüğümüzde fark edebildik.
Türk milliyetçiliği, milli değerleri korurken çağın gereklerine uyum sağlayabilmelidir. Ekonomik kalkınma, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda hareket edilmelidir. Eğitim ve kültür politikaları, Türk kimliğini ve tarih bilincini güçlendirmeli; bilimsel ve teknolojik gelişmelere öncülük etmelidir. Ayrıca, genç nesillere milli şuur aşılanmalı ve geleceğe güvenle bakmalarını sağlayacak fırsatlar sunulmalıdır.
Büyük Türk milliyetçisi Attila İlhan‘ın da ifade ettiği gibi: “Gerçek Türk milliyetçileri biraz solcu, gerçek solcular ise biraz Türk milliyetçisi olmalıdır.” Bu anlayış, Türk milletinin kurtuluşu ve geleceği için hayati önem taşır.
Türklüğün sembolü Bozkurt’tur. Bayrak, bütün Türklerin ortak değeri ve bağımsızlığının simgesidir. Vatan, Türk milletinin namusudur. İktisadi sistemler ise ancak Türk milletine sağladığı fayda üzerinden değerlendirilmelidir. Türk milliyetçiliği adına sosyalizmi faydalı bir sistem olarak görüyorum. Ayrıca, sekülerlik ve laiklik Türk milletinin geleceği için vazgeçilmez ilkelerdir.
Sonuç olarak, Türk milliyetçilerinin biraz daha solcu, solcuların ise biraz daha Türk milliyetçisi olması dışında bir çıkış yolu yoktur. Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde, çağdaş değerlerle uyumlu bir şekilde ilerlemesi ve tarihinden aldığı güçle geleceğini inşa etmesi en büyük hedef olmalıdır.