DOLAR 17,9654 0.09%
EURO 18,2775 -0.01%
ALTIN 1.018,020,11
BITCOIN 422611-1,02%
Ankara
26°

AÇIK

Kadına Şiddeti Önleme ve Mevzuat Değerlendirmesi

Kadına Şiddeti Önleme ve Mevzuat Değerlendirmesi

ABONE OL
7 Nisan 2021 14:57
Kadına Şiddeti Önleme ve Mevzuat Değerlendirmesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Özgecan ASLAN’ın ölüm yıl dönümünde onu anmanın en güzel yolunun, kadına karşı şiddetin tartışılması ve önlenmesi ile kadınların yalnız olmadığı bilincine varması olduğu kanaatinde olduğumuz için bu yazıyı kaleme alma zorunluluğu doğmuştur. Özgecan ASLAN özelinde tüm şiddete uğrayan ve katledilen kadınlarımızı anarak yazıma başlamak istiyorum.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kadın haklarını savunmak adına atılmış bir adım olması sebebiyle eksiklikleri de olsa değeri tartışılmaz niteliktedir. Tüm kadınların mevcut kanun çerçevesinde haklarının neler olduğunun bilmesi önem arz etmektedir. Bu çerçevede Kanun, aşağıdaki yönleriyle kadının korunması açısından önemli hususlar içermektedir:

Önleyici tedbir kararı yani koruma kararı istenmesi halinde, şiddet veya cinsel saldırı ve tacize maruz kalan kadınların kendisine en yakın karakola giderek, şikayetçi olabilir ve şiddet uygulayan hakkında uzaklaştırma kararı alabilmek için önleyici tedbir kararı verilmesini isteyebilir. Kanun ile tedbir kararının verilebilmesi için şiddetin uygulandığına dair delil ve belge aranmayacağı açıkça belirtilmiştir. Bu husus, oldukça önemlidir, çünkü; kadınların yeniden psikolojik veya fiziki şiddete maruz kalmamak için veya tehdit ediliyor olması sebebiyle çoğu zaman darp raporu dahi almaya gidemediğini hepimiz biliyoruz. Aynı şekilde, aile içi uygulanan bir şiddete tanık olacak birini bulmak da çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Eğer Kanun, koruma kararı verilebilmesi için delil varlığını arasaydı, kadına karşı şiddetin önlenmesi hiç mümkün olmazdı. Ancak, Kanun mevcut düzenlemesi ile bu durumun önüne geçecek önemli bir adım atmıştır.

Kanun kapsamında şiddet uygulanan kişilere ise mülki amir yani valiler ve kaymakamlar tarafından geçici barınma sağlanacağı gibi sair hususlara da yer vermiştir.

Her ne kadar yukarıdaki hususlar çerçevesinde Kanun ile kadına karşı şiddetin önlenmesi açısından tedbirler alınmış gibi gözükse de, bu tedbirler geçici nitelikte olup, caydırıcılığı da oldukça azdır. Bu haliyle de Kanunun daimi olarak kadına şiddetin önlenmesi hususunda yeterli olmadığını kabul etmek gerekir. Nitekim;

Tedbir kararını ihlal eden şiddet uygulayan, yalnızca üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulabilmektedir.

Kadına karşı şiddet gitgide artarken ve neredeyse her gün kadına şiddet haberleri gelmeye devam ederken, günümüzde hala İstanbul Sözleşmesi’nin tartışılması oldukça gariptir.

İstanbul Sözleşmesi karşıtı düşünceye sahip olan insanlar, 6284 sayılı Kanunun “kadınları yeterince koruduğunu” belirterek, İstanbul Sözleşmesi’ne karşıt görüşlerini beyan etmektedirler. Fakat İstanbul Sözleşmesi’nden Kanunumuza aktarmamız gereken çok fazla şey olduğunu kabul etmemiz, atmamız gereken en önemli adımdır. Kadına şiddeti önlemenin en önemli yolu, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı kavramının anlaşılması ve marjinal söylem olarak algılanmasının önüne geçilmesi ve nihai olarak ise toplumsal cinsiyet ayrımcılığını tamamen ortadan kaldırılmasıdır.

Bunun için ise toplumun tüm bireylerinin erken çocukluktan itibaren eğitilmesi, gerekirse pozitif ayrımcılık politikalarının uygulanarak kadınların güçlendirilmesi elzemdir ve bu çerçevede kadın ve erkek eşitliği mutlaka temin edilmesi gerekmektedir. İstanbul Sözleşmesi sözü ile de açıkça bu toplumsal cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkılması hususunu vurgularken, maalesef ki 6284 sayılı Kanun ile “toplumsal cinsiyet ayrımcılığı”, “toplumsal cinsiyet ayrımcılığının ortadan kaldırılması”  kavramlarına hiçbir şekilde yer verilmemiştir. Kanun yalnızca “kadına yönelik şiddet” kavramının tanımını vermiş, ancak sadece tanım vermekle yetinmiştir. Bu husus, Kanunla alınan tedbirlerin kadına karşı şiddete kalıcı çözüm üretemediğini açık bir şekilde göstermektedir.

Unutmamak gerekir ki, kanunların sağlayamadığı bilinci sağlamak biz toplum bireylerinin vazifesi niteliğindedir. Çünkü bir anneye “Çok acı çekmiştir kızım, keşke kurşunla öldürselerdi.” sözünü bir daha söyletmemek için, hepimizin kız ve erkek çocuklarını erken çocukluktan itibaren toplumsal cinsiyet ayrımcılığına karşı bilinçlendirerek yetiştirmesi oldukça önemlidir.

Yarın İkinci Bölüm

Tüm Yorumlar (1)
  • Levent Udgu

    Kulturel Araplasmayi engellersek sorun ora vadede daha rahat cozulecek gibi geliyor. Kulturel yozlasma bunlarin sebebi. cezalar bireysel hata suclar icin toplumsal yozlasmaya karsi etlisiz kalacak.

    Yanıtla
    +0
    -0

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.