Prof. Dr. İlber Ortaylı Sakarya zaferinin ayrıntılarını yazdı

Prof. Dr. İlber Ortaylı Sakarya zaferinin ayrıntılarını yazdı

ABONE OL
13 Eylül 2020 10:42
Prof. Dr. İlber Ortaylı Sakarya zaferinin ayrıntılarını yazdı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Sakarya Meydan Muharebesi zaferinin yıl dönümünde büyük szaferin arka planını yazdı.  Ordunun Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa ve İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Fevzi Çakmak’ın orduları Sakarya hattının doğusuna çekmesinin Roma taktiği olduğunu belirterek, söz konusu stratejiyle birlikte Yunan kuvvetlerinin Türk askerleriyle karşılaşmadan 9 gün yürüdüğünü söyledi:

Prof Dr. İlber Ortaylı’nın “Sakarya Zaferi” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa ve İcra Vekilleri Heyeti Başkanı (yani başbakan derecesinde sayılabilir) Fevzi Paşa, Batı Cephesi birliklerinin Yunan ordusuyla mesafe bırakarak Sakarya hattının doğusuna çekilmesi gibi bir strateji uygulamaya başladılar. Bu ilginçtir, ancak tarihte uygulanmamış değildir. Roma orduları karşısındaki Mitridat’ın sistemidir. Aynı stratejiyi Napolyon’a karşı Kutuzov da uygulamıştır ama orada çok daha geniş bir alan ve Fransa için yabancı bir iklim söz konusuydu. Buna rağmen cesurane atılımın Sakarya’da tuttuğu görülecektir. Ordular bütün Osmanlı tarihi boyunca en güçlü zamanlarda bile düzenli bir ricat yapamıyordu. Ricat bir müddet sonra bir bozguna dönüşmekteydi. Hünyadi Yanoş’a karşı da 1440’larda bu görüldü. Ordu ancak Varna’da toparlanabildi ve müdafaaya geçebildi. 1683 yılının eylülündeki Viyana bozgunu ise ricatin bozguna dönüşmesidir. İlk defadır ki ricatin Roma ordularındaki recedere (Lat., geri çekilme) tarzında düzenli bir yöntemle uygulandığı görülür.

Ordu Sakarya kavsinin doğusuna çekilir. Yunan ordusu hızlı bir ilerleyiş içindedir. Komuta Georgios Hacıanestis’in elindedir. Yunan işgal ordusunun elinde nakliyat, hücum ve savunma bakımından büyük avantajlar da vardı. Üstelik de İç Batı Anadolu’da belirli merkezlerde Helen yerel halkın desteği de söz konusudur. Yunan ordusu Birinci Dünya Savaşı’na katılan orduların aksine yorgun değildir. Savunma stratejisi her birliğin kendi savunmasından mesul olmasına dayanır. Yani her birlik sonuna kadar direnecektir fakat bu bir telef ve bozguna dönüşmeden çekilme gerçekleşmelidir. Mühim olan hattı, yani belirli bir savunma çizgisini değil, geniş bir sathı elde tutabilmektir. Bu çekilme yanında bilhassa Türk süvari kuvvetlerinin ani ve çevik manevraları karşı tarafı yıpratmaktadır. Savaş 22 gün, 22 gece sürecek, yani 23 Ağustos 1921’de başlayıp 13 Eylül 1921’de bitecektir.

DOKUZ GÜN YÜRÜDÜLER

Taarruz pozisyonu içinde Yunan birliklerinin dokuz gün Türklerle karşılaşmadan yürüdükleri görülüyor. Ne kadar ilginçtir, benzer bir stratejiyi Timur, Bayezid’e karşı uygulamıştır. Orta Anadolu’da dokuz gün boyunca mahalli desteğin belirttiğimiz gibi çok küçük parçalarda söz konusu olduğu ve nakliyatın üstünlüğüne rağmen iaşenin pek de kolay olamayacağı temmuz sıcağında Anadolu’yu düşündüğünüzde bunun ne kadar zor olduğu anlaşılacaktır. 14 Ağustos’ta ileri harekâta geçen Yunan ordusu ancak 25 Ağustos’tan itibaren Sakarya Nehri doğusundaki Türk kuvvetleriyle karşılaştı. Çal Dağı’nı ele geçirdiler. Bu, Ankara’ya en çok yaklaşan stratejik mevki demektir. Fakat Haymana’nın güneyindeki Mangal Dağı’nda aynı başarıyı gösteremediler. Bir müddet sonra da Çal Dağı düşecek ve Türk kuvvetlerinin eline geçecektir.

BOZGUNA UĞRADILAR

9 Eylül’de ilerleme şansı kalmayan Yunan ordusu savunmaya geçti. İşte o andan itibaren savunmadaki Türk ordusunun ani bir taarruz emri almasıyla Yunan kuvvetlerinin savunmayı berkitme şansının kaybolduğu gibi ricatleri de düzenden bozguna dönüştü. Süratle birçok malzemeyi bırakarak Eskişehir hattının batısına çekildiler. Bir anda Sivrihisar, Aziziye, Bolvadin ve Çal yeniden TBMM Hükümeti’nin eline geçti. Sakarya Muharebesi boyunca tek hattan oluşan demiryollarının da üstün başarı gösterdiğini belirtmek gerekir. Demiryollarından Albay Behiç (Erkin) Bey sorumluydu ve kendisi çok başarılıydı. Bunu Türk ordusuna gönüllü olarak katılan Alman yüzbaşı Hans Tröbst’ün “Mustafa Kemal’in Ordusunda Bir Alman Yüzbaşı” adlı hatıratında da görmek mümkündür.

TÜRK TARAFINA GEÇTİLER

Hiç şüphesiz ki Sakarya Muharebesi’nin (23 Ağustos 1921-13 Eylül 1921) zaferle bitmesi İtilaf Devletleri’ni süratle toparlanmaya götürecektir. Fransa ve yanı başında İtalya, Türk tarafına geçtiler. Bununla birlikte Fransa’nın, Sevr’in tadilatı konusunda bazı tereddütler gösterdiği açıktır. Hatta Paris’teki politikacılar bu konuda Fransa’nın İstanbul’daki komiseri ünlü mareşal Franchet d’Esperey’nin Türk taraftarı yorumlarına bile pek katılmamış görülüyorlar. Buna rağmen Britanya, Yunan kabinesinin isteklerini duymazlıktan geldi ve reddetti.

Londra Konferansı da bir tertipti. Ankara’daki milli hükümeti bir nevi yatıştırma ve istediklerini vermeme amacının güdüldüğü açıktı. Lakin burada İstanbul’dan gelen heyet ve Sadrazam Tevfik Paşa’nın Ankara heyeti lehine takındığı tavır fevkalade önemlidir. Sadrazam Paşa, TBMM’nin dışişleri bakanı mesabesindeki Bekir Sami Bey’i söz sahibi meslektaş ve biraderi olarak gösterdi. Hiç şüphesiz ki oyalama taktiği İtilaf Devletleri kadar TBMM Hükümeti ve Mustafa Kemal Paşa tarafından da aynı şekilde kullanılacaktır. Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Paşa’ya resmen Gazi unvanı ve Müşirlik rütbesini verdi.

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.