DOLAR 12,59311.44%
EURO 14,22161.09%
STERLIN 16,81121.29%
ALTIN 720,271,03
BIST 1.776,41-2,35%
BITCOIN 7181796,48%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12 56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Rus Barış Gücü mü Yoksa Yeni Bir Rus (Ermeni) Devletinin İnşası mı?

Rus Barış Gücü mü Yoksa Yeni Bir Rus (Ermeni) Devletinin İnşası mı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Karabağ Savaşı sonrası kabul edilen Putin’in beyannamesi ve ateşkesi sonrası, Rus Barış Gücü, Azerbaycan topraklarına konuşlanmaya başladı. Kurulan 23 Gözlem Noktası’nda sadece bu barış gücü askerlerinin görev yapacağı değerlendiriliyordu. Beyannamede de yazılı olan buydu.

1 Aralık itibariyle de, Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgorKonaşenkov, “Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı ile Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı arasında 11 Kasım’da imzalanan mutabakata uygun olarak ateşkesin ve tüm askeri eylemlerin kontrolü için Rus-Türk Ortak Merkezinin konuşlandırılması ve faaliyetlerine ilişkin usul konusunda anlaşmaya varıldı. Merkez, Azerbaycan topraklarında kurulacak. Ortak merkezin organizasyon yapısındaki Rus ve Türk personel sayısı eşit olacak” diye konuştu. Burada “Merkez, Azerbaycan topraklarında kurulacak” denirken de acaba Karabağ, Azerbacyan’dırmantıkıyla,  Türkiye, Karabağ’da kurulan 23 Gözlem Noktası’nda olacak anlamı da çıkmakta mıdır?

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, 20 Kasım’da, Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapılan toplantıda, Rus askerlerinin bölgeye konuşlanması işlemlerinin tamamlandığını ve görevlerini yerine getirdiğini, 10 Kasım’da Dağlık Karabağ’daki çatışmaları durduran anlaşmanın sağlanmasından bu yana Rusya’dan 250 uçak seferi ile bölgeye asker ve teçhizat gönderildiğini, böylece 1960 asker, 552 araç ve teçhizatın gözlem noktası kurulan 23 bölgeye ulaştırıldığı açıklamıştı.

Ancak, ateşkesi müteakip bölgede farklı giden durumlar ortaya çıkmaya başladı. Rusya, Putin Beyannamesi’nin,

  • Dağlık Karabağ’daki temas hattı ve Laçın Koridoru boyunca, hafif silahlı 1,960 askeri personel, 90 zırhlı personel taşıyıcı, 380 otomotiv birimi ve özel teçhizatlı Rus barış gücü bulunacaktır.
  • Rus barış gücü birliği, Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin çekilmesine paralel olarak konuşlandırılacaktır. Rus barış gücü birliğinin süresi, taraflardan hiçbiri 6 ay önceden aksi belirtilmediği takdirde, sonraki 5 yıllık dönemler için otomatik yenileme ile 5 yıldır.
  • Anlaşmaların taraflarca uygulanması üzerindeki kontrolün etkililiğini artırmak için, ateşkesi kontrol edecek bir barış gücü merkezi konuşlandırılacaktır.”

hükümlerinin aksine, Karabağ’da (Hankendi, Hocalı, Hocavend, Ağdere ve hatta Laçın ve Şuşa’da), Rusya Savunma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İstihbarat Başkanlığı, Dış İşleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile Acil Durumlar Bakanlıklarının temsilciliklerini oluşturmaya başladı.

27 Kasım 2020’de Rusya Acil Durumlar Bakanlığı’nın (EMERCOM) Dağlık Karabağ’daki Operasyon Grubu, “Noginsk ve Tula Arama-Kurtarma Merkezleri’nin, Lider Merkezi’nin çalışanlarından oluşan Arama-Kurtarma Grubu, Dağlık Karabağ’a ulaştı. Acil Durumlar Bakanlığı’nın merkezi birimi temsilcileri ile Enerji Bakanlığı uzmanları da bölgeye geldi” şeklinde açıklamada bulunmuştu.

Dünyanın farklı yerlerinde görev yapan yüzlerce ülke ve bu ülkelere ait Barış Gücü unsurları bulunmakta. Türkiye’de yurtdışında Barış Gücü adıyla birlikleri bulunan ülkelerden bir tanesi.

Peki, bu ve benzeri temsilcilik açma uygulamasının dünyanın farklı yerlerindeki çatışma alanlarında örnekleri var mı?

Rusya’nın Azerbaycan topraklarında bu şekilde ülkesindeki kritik bakanlıkların benzerlerini oluşturmasının farklı bir sebebi var mı?

Rusya’nın farklı uygulamaları bunula da sınırlı değil.

Yine, Putin Beyannamesi/Ateşkesi hükümleri arasında olmamasına rağmen, Rusya, Azerbaycan toprağında olan (sınır Rusya’nın müdahalesiyle Azerbaycan aleyhine genişletildi),

Azerbaycan’ın tarihi miraslarından ve değerlerinden olan Dadivank Manastırı’nda kontrolü eline aldı. Manastıra giriş çıkışlar sadece ve sadece Rus askerlerinin iznine bağlı. Hatta birkaç gün önce manastıra ziyaret maksadıyla gelen 17 Ermeni askere de Rus askerler eşlik etmişti.

27 Eylül’deki Ermeni tecavüzüne karşılık Azerbaycan ordusunun taarruzu neticesinde, Azerbaycan topraklarındaki işgalci Ermeniler bölgeyi terk etmeye başlamıştı. Bu durum 1988’den bugüne kadar toprakların ayrı düşürülmüş Azerbaycan vatandaşlarının geriye dönüş umudu olmuştu.

Ancak, 11 Kasım itibariyle Erivan’a ve diğer Ermeni şehirlerine gitmiş olan bahse konu bu Ermeniler Rus Barış Güçleri’nin devreye girmesi/desteği/eşliğinde tekrar Azerbaycan’a/Karabağ’a getirilmeye başlandı.

Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan’ın imzaladığı beyanname uyarınca, Hankendi (Ruslar konuşmalarında sürekli Artsakh (Dağlık Karabağ) ve Berdzor (Laçın) kelimelerini kullanmakta)’nde konuşlanan Rus barış gücünün Laçın koridorunu sivil ulaşım için tamamen güvenli hale getirdiği, Hankendi’ni Ermenistan’a bağlayan Laçın koridorunun sivil ulaşım için tamamen güvenli hale getirildiğini bildiriyor.

Peki, Laçın Koridoru, Laçın Koridoru dedikleri nedir, ne kadarlık bir alanı kapsıyor, koridor etrafındaki 5 km’lik alana Azerbaycan Devleti’nin girememesi hangi anlama gelmekte?

Laçın koridoru, Ermenistan ile Azerbaycan’ın Karabağ Bölgesi’ndeki Hankendi ilindeki sivil Ermenileri birbirine bağlamak amacıyla oluşturulacak yeni yolun adı. Bu yolun güvenliğinden Rusya Federal Güvenlik Servisi yetkilileri sorumlu olacak.

Yol, Ermenistan’dan başlayacak ve Laçın şehrinin içinde geçecek. Yani Laçın ilinin merkezinin büyük bir kısmı Rus ve Ermeni kontrolünde olacak. Koridor yol olmaktan çıkacak ve Hankendi, Hocalı, Hocavend ve Ağdere gibi Azerbaycan’ın elinden çıkacak.

Allah korusun, sanki Kızılay’da Atatürk Bulvarı üzerinde böyle bir yol var ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu yolun etrafına 5 km yaklaşamıyor, demek gibi bir durum.

Bu kapsamda,

  • Rus TASS haber ajansının aktardığı bilgilere göre Rusya’nın bölgeye konuşlandırdığı “Barış Gücü” birlikleri, 15 Kasım itibarıyla yaklaşık 1000 Ermeni sivili (!?), otobüslerle Dağlık Karabağ’ın başkenti Hankendi’ne taşımış,
  • 25 Kasım’da Rus barış güçleri, göçmenlerin dönüşlerinin başladığı 14 Kasım’dan beri 11 binden fazla kişinin Dağlık Karabağ’daki evlerine güvenli şekilde dönmesine yardım etmiş,
  • 28 Kasım 2020’de Rus barış gücü birlikleri Ermenistan’dan Dağlık Karabağ’a hareket eden otobüs konvoyuna eşlik etmiş, Erivan’dan kalkan otobüsler, 2 bin 431 sığınmacıyı Hankendi’ndeki ana meydana ulaştırmış ve son 24 saat içinde Rus askerlerinin eşlik ettiğin konvoyla Dağlık Karabağ’a geri getirilen Ermenilerin sayısı 1.699’a ulaşmıştı.
  • Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki anlaşmanın imzalandığı günden bu yana 23 binden fazla Ermenistan vatandaşını “ikamet yerleri olan (!?)” Dağlık Karabağ’a getirmişti.

Ermenistan’dan Hankendi, Hocalı, Ağdere ve Hocavend’e götürülen Ermeniler

Rus Barış Gücü mü Yoksa Yeni Bir Rus (Ermeni) Devletinin İnşası mı?

Peki, böylece 9/10 Kasım tarihinde kabul edilen beyanname/ateşkes hükümleri bozulmuş olmuyor mu?

Bu durum Rusya’nın masada belirlenen hükümleri sahada değiştirdiğini göstermiyor mu?

Rus Barış Gücü mü Yoksa Yeni Bir Rus (Ermeni) Devletinin İnşası mı?

Rusya tarafından daha başka hangi hususlara müdahale edilip edilmeyeceğinin bir garantisi var mı?

2 ay önce haritada gösterilen mor ve yeşil alanlar(Karabağ) Ermeni işgalindeydi. Şimdi ise yeşil alanda ermeni siviller ve Rus Barış Gücü olacak. Moralanlar Azerbaycan’a ait. Mor mavi kesik çizgi Nahçıvan- Azerbaycan arasında yapılması planlanan karayolu, turuncu kesik çizgi ise Ermenistan’ı Azerbaycan topraklarında yaşayan Ermenilere bağlayan kara yolu. Bu yol Rus Federal Güvenlik Servisi koruması altında olacak. Azerbaycan yeşil renkli alana giremeyecek[1].

Yine, Rusya, Azerbaycan-Kelbecer arazisinde (Ermenistan Cumhuriyeti, 15 Kasım 2020’ye kadar Kelbecer ilini ve 1 Aralık’ta da Laçın ilini Azerbaycan Cumhuriyeti’ne geri verecektir. Dağlık Karabağ ile Ermenistan ile Şuşa kentini etkilemeden iletişimi sağlayacak olan Laçın Koridoru Rus barış gücü birliğinin kontrolü altında kalacaktır. Tarafların mutabakatıyla, sonraki üç yıl içinde, Laçın Koridoru boyunca yeni bir hareket rotası için bir inşaat planı belirlenecek ve bu, Dağlık Karabağ ve Ermenistan arasında, daha sonra bu rotayı korumak için Rus barış gücü birliğinin yeniden konuşlandırılmasıyla bir bağlantı sağlayacaktır. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşların, araçların ve mallarının trafiği her iki yönde de Laçın Koridoru boyunca güvenliğini garanti edilmektedir.) bulunan Sotk Altın Madeni (Söyüdlü-Zod Altın Madeni-Azerbaycan’ın Kelbecer ili arazisindedir.) sahasının sınırlarını Ermeniler lehine ikiye bölerek (40°14′19″ 45°58′34″) değiştirmiştir.

Azerbaycan Ekoloji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Kelbecer ilçesindeki altının rezervi 112.5 tondur. Faaliyet gösteren Ağduzdağ ve Tuthun altın yatakları, rezervleri 13 tondan fazladır ve 27 yıl Ermenistan işgal rejimi tarafından yağmalanmıştır. Madende çıkarılan 1 ton filizin içerisinde minimum 0,8 gram altın bulunmakta. 2007 yılından 2020 yılına kadar madenin Kelbecer ilindeki kısmını RusGeoProMining şirketi işletmekte.

Rus Barış Gücü mü Yoksa Yeni Bir Rus (Ermeni) Devletinin İnşası mı?Ermenilerin Azerbaycan Söyüdlü-Zod Altın Madeni girişinde kurulan sözde Ermeni kontrol noktası

Barış Gücü birlikleri görev yaptıkları ülkelere giderken, birçok askeri donanım götürdüğü gibi farklı yardımcı askeri sınıftan personeli de yanlarında götürür. Ancak, Rusya, Azerbaycan’ın Hankendi ilindeki havaalanına bir de askeri hastane kurmaya başladı. 60 askeri doktor ve bir askeri hastane içeriğine bakıldığında acaba dedirtecek unsurları içinde barındırmaktadır. Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada hem Rus barış güçleri, hem de sivil halka tıbbi destek vereceği iddia edilen tıbbi birliklerinin Hankendi’ndeki havalimanına konuşlandırıldığı belirtildi.

Diğer yandan Rusya Acil Durumlar Bakanlığı’nın yardımıyla tadilatı yapılan Dağlık Karabağ’daki Asgeran bölgesinde bulunan OnikGrigoryan isimli 200 öğrencili ilköğretim okulu da eğitim öğretim yılına hazırlanıyor. Öğrencilerin 1 Aralık’ta okullarına dönmesi planlanıyor.

Rusya’nın Azerbaycan’daki (Karabağ’da) bu faaliyetleri devam ederken, Rusya’ya engel teşkil ettiğini düşündüğü yapıları da değiştirme girişimleri de başka bir taraftan yürümekte/yürütülmekte.

Atlantik/Avrupa destekli Paşinyan’ın gitmesi/gönderilmesi meselesi gündemde.

Rusya, yine bir Ermeni kökenli Rus devlet adamı Lavrov üzerinden, Ter Petrosyan ve Koçaryan ile temas kurmaya çalışıyor. Paşinyan’ın tam da bu dönemde Ermenistan eski İstihbarat Başkanını tutuklatması da tesadüf olmamalı.

Tüm gelişmeler ışığında baktığımızda Karabağ’da eski Karabağ’ın ve Azerbaycan’ın konumundan başka bir yapı inşa edildiğin görmek/anlamak zor olmasa gerek.

[1]https://twitter.com/Sinan74843416/status/1330895022330351617/photo/1

Devamını Oku

Karabağ Antlaşması (Ateşkesi̇) mı Puti̇n’i̇n Beyannamesi̇ mi̇? Azerbaycan Gerçekten Karabağ’ı Aldı m?

Karabağ Antlaşması (Ateşkesi̇) mı Puti̇n’i̇n Beyannamesi̇ mi̇? Azerbaycan Gerçekten Karabağ’ı Aldı m?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Daha başlığı görür görmez bazılarının ne kadar da pesimist/ön yargılı/kötü düşünceli/gerçeği görmeyen/göremeyen/Karabağ alınmasaydı bu barış imzalanır mıydı diyen/muhalif/karşıt görüşlü/(zaten) öteki, memnuniyetsiz, ne derinliğin var ki, hangi konulara vakıfsın, bu kadar yüksek mertebeli insan boşuna mı uğraş veriyor, 18 gün önce bugün bu kazandıklarımızın hiç biri yoktu, devletlerimizin derin ve önemli planları var, aslında bu Antlaşmayı/Ateşkesi/Putin’in Beyannamesi’ni imzalayarak farklı ve onların düşünemeyeceği durumları oluşturdular vb. kelimeleri/cümleleri kullandığınızı duyar gibiyim.

Bu dünyada hiçbir insan yoktur ki birini severken diğerinden nefret etmesin.

Bu dünyada hiçbir insan yoktur ki birini överken bir diğerini yermesin.

Bu dünyada hiçbir insan yoktur ki bir değeri kabul ederken diğerini reddetmesin.

Bu dünyada hiçbir insan yoktur ki bir futbol takımını desteklerken diğer futbol takımını yuhalamasın.

Bu dünyada hiçbir insan yoktur ki bir mezhep, cemiyet, kulüp, dernek, sendika, parti, din mensubu olup da karşıt yapılara sempati/hoşgörü/samimiyet veya samimi bir niyet göstersin.

Hemen hemen herkes az veya çok kendisi gibi düşünmeyen, sevmeyen, inanmayan, beğenmeyene karşı yaptıklarının tamamı yanlış olmasa da eleştirel bir tavır gösterir.

En yakın arkadaşınızı/akrabanızın yaptığı yemek de bile bir kusur bulursunuz.

Annenizin yaptıkları yemeklerin bile evlendikten sonra tadı değişir.

Kısacası önünüze konan her şeyi beğenmez/takdir e(de)tmezsiniz. Birçok hususta olduğu gibi bu konuda da her şeyin en iyisini yapacağınızı düşünürsünüz. Tenkide kapalısınız.

Şunu açıkça belirtmek de yarar var ki hem Azerbaycan’da hem Türkiye’de yaşayıp da yöneticilerini beğenmeyen, eleştiren, yöneticilerine kızan, onlara öfkelenenler vardır ve de var olmaya da devam edecektir. Ancak bir husus vardır ki, söz konusu vatan olunca, her şeyi unutursunuz. Birliğiniz, beraberliğiniz, dirilişiniz, kurtuluşunuz için o nefret ettiğiniz konuları ağzınıza bile almazsınız. Yeter ki elinizden alınanlar geri gelsin.

Tüm ruhunuzla, bedeninizle destek olursunuz. Bunları yaparken sizi eleştirenler bile olur. Hani sen bunları sevmezdin diye. Ama mesele bu, şu, o değildir.

Mesele, VATANDIR, MİLLETTİR.

Uyarıların temelinde de kanla verilen mücadelenin aynı kıymet derecesinde tamamlanmasıdır.

Gelelim konumuza.

1980’lerden sonra SSCB’de değişiklikler olmaya başlamıştı. Kara duvar çatırdıyordu. 70 yılın istila, işgal, sömürü düzeni yıkılıyordu. Bu 70 yıllık düzen içerisinde hapsonulmuş her milletin/toplumun bir görevi vardı. Kimisi Moskova/St. Petersburg gibi şehirlerdekilerin ısınması için çalışırken kimisi buradakilerin giyecekleri pamukları üretiyor kimisi yiyeceklerini hazırlıyor, kimisi uzay çalışmalarını yürütüyor kimisi ağır demiryolu ve motor sanayini hayata geçiriyor kimisi bu sistemin yaşaması için ölüyor ancak birisi de evet birisi de Moskova/St. Petersburg gibi şehirlerdekilerin eşkıyalığını/teröristliğini yapıyor karşılığında da karnını doyuruyordu.

Bu eşkıya/zorba 1988 yılına geldiğinde tıpkı 100 yıl önceki gibi topraklarını çevre ülkelere yönelik genişletme çalışmalarına başlamıştı.

Yaptıklarının ödülü olarak aldığı (aldığını sandığı) Azerbaycan’ın Zengezur, Meğri, Göyçe Mahalı yetmiyormuş gibi bu sefer de Azerbaycan’ın Karabağ topraklarını (12 il) istiyordu.

Aynı zorba, Gürcistan’ın Samtshe-Cavaheti topraklarını istiyor, Türkiye’nin topraklarını topraklarında gösteriyordu.
Ne kadar Türk ve Gürcü düşmanı ülke/terör yapısı varsa onlarla iş birliği yapıyor, onlara kamplar (Nubar Ozaryan Taburu) kuruyordu.

27 Eylül 2020 tarihinde Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik işgal sahasını genişletmek maksadıyla yapmış olduğu saldırı Azerbaycan ordusunun karşı taarruzu ile durdurulmuş ve karşı taarruz neticesinde 44 günde Cebrayil, Hadrut, Zengilan, Şuşa, Füzuli dahil 200’ün üzerinde Azerbaycan toprağı kurtarılmıştı. Azerbaycan ordusu dünyaya farklı bir savaş tekniği/taktiği ve zaferini gösteriyordu.

Ermeni işgali altındaki diğer Azerbaycan topraklarının kurtarılması an meselesiydi. Hocalı’nın, Kelbecer’in, Ağdere’nin, Hocavend’in, Hankendi’nin kent ve kasabaların bir kısmı da alınmıştı.

Eğer barış antlaşması/ateşkes imzalanmamış ve Putin’in Beyannamesi kabul edilmemiş olsaydı, Paşinyan’ın dediği gibi “Karabağ ile ilgili anlaşmanın kamuoyunda memnuniyetsizliğe yol açtığını biliyorum. Bu anlaşma, Ermeni Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nın savaşın acilen durdurulması gerektiğini söylemesi, sözde Karabağ cumhuraşkanının ise birkaç saat içinde Hankendi’ni kaybedebileceğimizi bildirmesinden sonra imzalandı”, Hankendi’nin kaybedilmesi Askeran ve Ağdere kentlerinin de düşmesine yol açacaktı, “Bu kentlerin kaybedilmesinden sonra tüm savunma hatları düşman tarafından kuşatılacaktı, bu da 20 binden fazla askerin ölüm veya esaret tehdidi altında kuşatılmış olması” anlamına gelecekti.

Barış yapıldı, ateşkes imzalandı ve Putin’in Beyannamesi kabul edildi.

Ama Karabağ’da hala ters giden durumlar var.

Azerbaycan’da 40’tan fazla şirketi olan (Total vb.) Fransa, Karabağ Savaşı/Zaferi sonrası tarihin karanlık sayfalarına gömülen, sözde dağlık karabağ cumhuriyetini tanıdığını söylüyor (ki Fransa’da tam bir görüş birliğinin olduğunu söylemek mümkün değil. Fransız Dışişleri Bakanlığı da tam tersi bir açıklama yapmıştı) ama aynı Fransa, Azerbaycan ile karşı karşıya gelmek istemez.

Azerbaycan Ordusu, savaş sonrası kendisine teslim edilecek topraklarını almak üzere Kelbecer, Ağdam gibi topraklarına ilerliyor. Ancak Azerbaycan ordusu her gittiği bölgede ermeni tecavüzü ve direnişi ile karşılaşıyor. Ermeniler, Azerbaycan toprağı olan Kelbecer’i, Kelbecer’in altın madenlerinin olduğu topraklara askerlerini yerleştiriyor. Antlaşmada olmamasına rağmen bölgeye asker konuşlandırıyor, Ermenistan Azerbaycan sınırını Azerbaycan aleyhine genişletiyor.

Azerbaycan’ın her an yanında olan/olduğunu gösteren Türkiye, TBMM’den aldığı izinle Azerbaycan’a Türkiye Ordusu’nun gitmesi için hazırlıklar yapıyor ancak TBMM’den konu ile ilgili izin kararın çıkması üzerin den 1 hafta geçmesine rağmen Azerbaycan Milli Meclisi, karar alıp Türkiye ordusunu davet etmiyor (Rus Barış Gücü’nü Azerbaycan topraklarına sadece Azerbaycan mı davet etti. Putin, Karabağ’a gelmemizi Ermenistan ve Azerbaycan birlikte istediler demişti.)
Ateşkes veya Putin’in Beyannamesi gereği Ruslar bölgede, ki şimdilik Karabağ’da 23 karakol kurdular, 5 yıl kalacaklar ancak taraflar itiraz etmez ise bu süreç uzayacak diyor. Bundan mıdır başka bir nedenle midir bilinmez bu hafta Bakü sokaklarında Rus bayrakları ile konvoy yapan ve Ruslara hoş geldin diyenler ortaya çıkmıştı.

Peki, gerçekten de Karabağ Savaşı sonrası kabul edilen beyanname ile Azerbaycan kazançlı çıktı mı?

Putin’in gece yarısı 00:00’da, insanların uyuduğu sırada, mahmur, şaşkın bir anda, okunacak bir şey yok metni ben yazdım ve taraflarda kabul etti dediği metnin sonuçları gün geçtikçe daha da iyi anlaşılmaya başlıyor.

Bir gün önceki Şuşa Zaferi’nin etkileri hala bedenlerde iken imzalanan/kabul edilen beyanname farklı sonuçlar doğurmaya devam ediyor.

Beyannamede;

Türkiye ve Azerbaycan Ordusu, Karabağ’da (Hocalı, Kelbecer, her yeri değil, altın madeni olanlar?, Ağdere, Hocavend, Hankendi) olamayacak.

Bunun en acı örneği (Ankara-İstanbul yolu Bolu üzerinden geçer, eğer bu yolu değil de Eskişehir-Bursa-İstanbul istikametini kullanıyorsanız demek ki o yolda gitmenize engel bir husus vardır.), Azerbaycan, Kelbecer’e teslim almaya giderken, Ağdere, Ağdam istikametini değil (ki şu an orada Rus Barış Gücü ve ermeni güçleri var ve dışarıdan da Ermeniler getiriliyor, nüfus yapısı da değiştiriliyor.), dağ yollarından Kelbecer’e ilerliyor.

Hocalı, Kelbecer, Ağdere, Hocavend ile Hankendi, Azerbaycan toprağı olmasına rağmen (Putin bile Karabağ Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçasıdır dedi) şu an hiçbir Azerbaycan yetkilisi bu şehirlerde yok. Her gün basın açıklaması yapan Azerbaycan yetkililerini ise artık göremez olduk.

Ermenilerin işgalinde olup, Karabağ dışında bulunan Nahçıvan ve Kazak bölgesindeki 7 kent ve kasaba hakkında hiç kimse konuşmuyor.

Ermeni Savunma Bakanı, Hadrut ve Şuşa’yı geri alacaklarını söylüyor.

Ters giden neydi/nelerdi?

Ne Türkiye Ordusu’nun Azerbaycan’a gideceği tarih belli.

Ne Azerbaycan Meclisi bir karar alıyor.

Karabağ’da yaşayan Ermeniler, Türkiye Ordusunu istemiyorlarmış. Türkiye ve ordusu orada olursa güvenlikleri tehlikeye düşecekmiş.

Peki, sorarım size, 1988’den beri katledilen Azerbaycan Türkü’nün hakkı ne olacak?

Azerbaycan topraklarında yaşayıp, Rus barış Güçleri korumasında olacak (Hocalı, Kelbecer, Ağdere, Hocavend ile Hankendi’nde yaşayan) bir kısım Ermeni’nin istekleri yerine getirilecek de Azerbaycan halkının menfaati ne olacak?
Peki o zaman Rus ordusu Azerbaycan topraklarında kimi korumaya geldi?

Türk-Rus askerî heyetlerinin Ankara’da yaptıkları görüşmeler sonuçsuz kaldı.

Peki, Rus Barış Güçlerinin Azerbaycan (bağımsız/üniter bir devlet) topraklarına gelmesine izin verilirken, Türkiye/Türk Ordusu neyi bekliyor?

Ateşkes sonrası bölgede sadece Rus güçlerinin olması Azerbaycan’ın ülke bütünlüğü ve güvenliği için tehlikeli değil mi?

Bu durumda Türkiye Karabağ’da olmasa ne olur?

70 yıl/100 yıl önce ne olduysa o olur. Rus girdiği yerden bir daha çıkmaz. Bunun tek istisnai örneği, Elçibey döneminde, 1992-1993 yıllarında 75.000 Rus askerinin Azerbaycan’dan çıkarılmasıdır.

Eğer Türkiye bölgede olmazsa, 5 yıl sonra ortaya çıkacak bir savaşta, hatta şimdi bile, Azerbaycan büyük bir felaketle karşı karşıya kalacaktır.

Jirinovski, “Biz Karabağ’a 5 yıllığına değil, ömürlük olarak girdik” diyor.

Biz kime inanalım.

Süreç olağan seyrinde yürüse bile 5 yıl sonra Rusları Azerbaycan’dan kim çıkaracak. Azerbaycan bunu Ruslardan talep ettiğinde yanında kim olacak?

Ruslar Karabağ’da oldukça, topraklarından edilmiş hiçbir Azerbaycan Türkü geri dönmeyecek. Ama eğer aynı noktalarda Türkiye ordusu da bulunursa o zaman dengeler zaferi kazanan Azerbaycan lehine olacaktır.

Azerbaycan’ın bölgedeki huzuru kardeşinin/kardeşlerinin yanında olmasından geçer.

Devamını Oku