DOLAR 13,6070-0.35%
EURO 15,2011-0.26%
STERLIN 18,2773-0.12%
ALTIN 780,98-0,89
BIST %
BITCOIN 5031320,00%
Ankara
-4°

PARÇALI AZ BULUTLU

18 18

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Keşke!

Keşke!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

#Tarimbizimgelecegimizdir#

Keşke!

İnansak 🙂

Slogan, sembol, şekil, mit ve biçimsel bütün yollar, algı ve propagandaya çıkar.

Kavramlar, bilime; bilim bilgiye çıkar.

Bilgi, pozitif olarak da manuplatif olarak da kullanılabilir.

Toplum Mühendisliği, daha ziyade nitel yani sosyal bilimler üzerinden bilinçli olarak kurgulanan bir değişim/ değiştirme aracıdır.

Yaklaşık 3 asırdır üzerinde çalışılan bir Toplumbilim alanıdır.

Eğer toplumsal direnç noktalarından mahrum iseniz, kurgu çok daha kolaydır.

Kaldı ki, insan karakteri belli koşullar altında, kitle ve grup davranışına yatkındır.

Buradan hareketle en kırılgan ve en zayıf toplumsal gruplar geleneksel gruplardır.

Kırsal alan,

Tarımsal nüfus,

Köy ve geleneksel toplumsal gruplar, toplum mühendisliği direnci en zayıf olan ancak davranışsal değişimi (bazı koşullar da) oldukça yavaş olan gruplardır. İşte bütün olay o “bazı koşulları” doğru tespit etmekle ilgilidir. Bunu sosyolojik ve sosyopsikolojik olarak çözdüğünüzde, davranışsal değişimin hızını da çözmüş olursunuz.

Bunun tam tersi de doğrudur.

Yani zayıf noktaları güçlendirmek ve davranışsal değişimi bilgi, pozitif bilim ve çağdaşlaşma üzerinden geliştirmek. Ekonomik ve sosyal gelişme üzerinden bir eğitim ve bilgi toplumuna ulaşmak.

Yani “Yapı sökümünü” pozitif yönde, toplumun gelişmesi yönünde kurgulamak.

Şimdi toparlayalım:

Karşımızda slogan, sembol, şekil, mit ve biçimsel bütün yollar üzerinden, algı ve propaganda endişesi taşıdığım bir olgu var. Ve buna uygun, hesaplanmış bir ortam var.

Hayır; bu bilinçli birşey değil diyorsanız o zaman ben söylüyorum işte bu işin sonu mevcut koşullarda buraya çıkar.

Derhal ya vazgeçelim ya da yeniden kırsal alan lehine düzenleyelim. Bilgiyi ve kavramları kendi doğru ve toplumsal çıkarlar öncelikli noktalarında kullanalım. Yine bilgiyi, kavramlar üzerinden çoğaltıp; çiftçi için, “kırsal alan” için, tarımsal nüfus için dirençli, çağdaş ve sektörün gerçekliğine yönelik hale getirene kadar algı-propaganda-ikna düzleminden uzak kalmayı başaralım.

Kavram-bilgi ve bireysel öğrenme üzerinden yeni yeni direnç noktaları oluşturalım.

Tarım ve kırsalı kendi değerleri üzerinden kendi devamlılığını sağlayacak özgün bir yapıya kavuşturalım.

Yani pozitif bir “YAPISÖKÜMÜ” yapalım.

Sonrasında ise alan, kendi dinamiklerini bulur ve kendi toprağında meta olarak yaşamaktan kurtulmuş olur.

Aksi halde bütün sloganlar KEŞKE ile biter.