Millî Mefkûre Birliği

28 Aralık 2013 00:37
“ Milli Mefkure Birliği Dönem Başkanı Selim Uysal ile sohbet ettik. Ortaya, biraz sonra muhatab olacağınız söyleşi çıktı.(Gökberk Manga) „
Millî Mefkûre Birliği

Söyleşi: Veysel Gökberk Manga

Millî Mefkûre Birliği, memleketin ahvâlinden memnun olmayan ve kötü gidişâttan kendisini de sorumlu hissedip bir şeyler yapmak isteyen gençler tarafından kuruldu. Biz de onların kim olduklarını merâk ettik; kendilerini tanıyabilmek için Milli Mefkure Birliği Dönem Başkanı Selim Uysal ile sohbet ettik. Ortaya, biraz sonra muhatab olacağınız söyleşi çıktı. Keyifli okumalar dilerim:


Veysel Gökberk MANGA: Hiç kimse durduk yere, bir derdi olmadan böyle bir işe girişmez. Millî Mefkûre Birliği fikrini ortaya çıkaran ortak derdiniz nedir?

Selim UYSAL: Haklısınız. Evet, bizim bir derdimiz var. Biz Türkiye'nin, Türk milletinin derdi ile dertleniyoruz. Biz Türkiye içinde ve dışındaki milyonlarca Türk'ün, tecavüze uğrayan Müslüman'ın ve zulüm gören insanların derdiyle dertleniyoruz.

Dünyada vahşi bir kapitalizm önüne gelen her şeyi, meselâ kültürleri, meselâ dinî ve millî değerleri ve hattâ hoşuna gitmeyen hükûmet ve devletleri yıkıp geçerken onurlu bir insan olarak, hele hele Türk tarihi ve İslâm'ın yüklediği sorumluluğa sahip bir fert olarak dertlenmemek mümkün mü?

Asırlarca  dünyaya hükmetmiş bir milletin mensupları olarak içerisinde bulunduğumuz hâli kabullenemiyoruz. Türk milletinin bugün bölünüp parçalanmaya ve bundan daha vahim olarak kimliğini kaybetmeye doğru yol almasıdır bizi dertlendiren.

VGM: Millî Mefkûre Birliği nasıl ortaya çıktı?

SU: Milli Mefkûre Birliği'nin uzun süren istişareler sonucu ortaya çıktığını söyleyebilirim. Ferdî olarak elbette daha öncesine ait düşüncelerimiz, plan ve projelerimiz olsa da toplu olarak çözüm aramaya başlamamız yaklaşık dört beş ay öncesine denk geliyor.

Biliyorsunuz, az önce bahsettiğim Türkiye ve dünya manzarasında Türk milliyetçileri ve özellikle de Türk milliyetçisi gençler çözüm arama gayretindedirler. Bu gerçeği tanıştığımız, konuştuğumuz arkadaşlarımızda görüyorduk. Herkes sorunlardan bahsediyor, çözümler arıyor ancak ortaya bir sonuç çıkmıyor veya bulunan çözümler havada kalıyor, hayata geçemiyordu.

Bizler somut, kalıcılığı ve devamlılığı olan bir şeyler yapmak istedik. Bunun da yukarıda bahsettiklerimizle dertlenen, düşünen, fikir üreten, çözümler bulan ve bunları hayata geçirmekte de fedakarlıktan kaçınmayan arkadaşlarımızla birlikte hareket ederek bugüne kadar dertlendiğimiz konuların çözümüne katkı sağlayabileceğimiz düşündük.

Bu dört beş aylık süreçte on beş kadar toplantı yaptık, çeşitli arkadaşlarımızı davet ederek görüşlerini aldık. Neler yapabileceğimizi, yolumuzu ve yöntemimizi konuştuk. Fikirlerimizi çarpıştırdık kısacası.
Ancak önemli bir nokta var ki onu özellikle belirtmek istiyorum: İlk toplantımızda aldığımız karar gereği, her toplantıda mutlaka bir adım ileri attık. Çünkü aksi takdirde toplanılıp konuşulan ve bir sonraki toplantıya kadar hiçbir şey yapılmayan arkadaş sohbetlerinden farkımız kalmayacaktı. Biz küçük de olsa sürekli adım attık ve işte bugüne kadar gelmiş olduk.

Şu anda kasım ve aralık aylarında iki adet sohbet düzenlemiş durumdayız ve ocak için hazırlıklarımız sürüyor.

VGM: Adınızın hedeflerinizi de anlattığını söylesek yanılmış olur muyuz?

SU: Adımızı seçerken de üzerinde oldukça fazla düşündük. Adımız bizi, hedeflerimizi iyi anlatmalıydı. İsmimizde Türk kelimesini kullanmak istiyorduk ama yasal zorlukları nedeniyle bunun yerine Millî kelimesini kullanmaya karar verdik. Bu bizim millî olduğumuzu, yani millî olan kişi ve fikirlerin yanında olduğumuzu anlatıyor.
Mefkûre kelimesi Ziya Gökalp'in ürettiği bir kelime. Aslı ve kökü Arapça olsa da üretildiği için Türkçe kabul ediliyor. Fikir, ideoloji ve milletlerin bir nevi motor kuvveti olarak anlamlandırılmış Gökalp tarafından. Mefkûre kelimesini Ömer Seyfettin başta olmak üzere dönemin düşünürleri de kullanmış. Bu şekilde hem maziye atıfta bulunan hem de geleceği işaret eden bir kelime seçmiş olduk. Bu da bizim düşünce ve hedeflerimizi yansıtıyor.
Birlik kelimesi, dernek veya vakıf statüsünde olmamanın gerektirdiği arayış sonucu platform kelimesi yerine Türkçe bir kelime olması düşüncesiyle ortaya çıktı. Aslında sadece Millî ve Mefkûreyi tamamlamak ve bir oluşumu belirtmek için kullanılmış gibi görünse de "Birlik" kelimesi aynı zamanda bizim birlikten yana olduğumuzu da göstermektedir. Bizler Türk milliyetçilerinin, vatanseverlerin birlik olmaları gerektiğini düşünüyoruz.
Adımızla birlikte sloganımız da kendiliğinden ortaya çıkmış oldu. Sloganımızı "Millîciyiz, Mefkûreciyiz, Birlikçiyiz" şeklinde belirledik.

VGM: Neden var olan herhangi bir oluşuma dâhil olmayı değil, yeni bir varlık oluşturmayı düşündünüz?

SU: Bu soru çok karşılaştığımız sorulardan birisi. Bildiğiniz gibi Türk milliyetçiliği çizgisinde faaliyet gösteren birçok sivil toplum kuruluşu var. Bu noktada öncelikle şunu söylemek istiyorum: Millî Mefkûre Birliği’nin kuruluşunda yer alan arkadaşlarımızın hepsi çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yer almış veya hâlen yer almakta olan kişilerdir. Dolayısıyla bu durum bile Millî Mefkûre Birliği’nin şu veya bu kuruluşa alternatif olma çabasında olmadığını gösteriyor.

Konuyu açmak gerekirse, bizler sivil toplumun çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Gerek birebir insan ilişkilerinde gerekse sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinde farklı işlevleri yerine getirmenin, insanlara farklı noktalardan dokunabilmek ve hitap edebilmenin öneminin de farkındayız. Sosyalist, etnik veya muhafazakar cenaha baktığınızda birçok yerde ve birçok konuda sivil toplum örgütlerine sahip olduklarını görebilirsiniz. Keza uluslararası güçler de kendilerine uygun olan mevcut STKleri kullanmak veya yenisini kurmak yoluyla insanlara ulaşmayı ve onları etkilemeyi deniyorlar. Bu nedenle Türk milliyetçilerinin de kadın hakları, çevre duyarlılığı, yardım dernekleri de dahil olmak üzere birçok alanda faaliyet göstermesi, etkin olması gerektiğini düşünüyoruz.

Millî Mefkûre Birliği, özellikle üniversite eğitimi sonrasında iş ve aile hayatı sebebiyle milliyetçi camiadan uzak kalan, en verimli çağı olan 25-40 yaş arası dönemini üretmeden geçiren gençlerin  bir araya gelerek düşünmesi, üretmesi, ortaya fikir ve projeler koyması, bu vesileyle de hem kendilerini geliştirmesi hem de Türk milletinin geleceğine somut katkılarda bulunmasını amaçlayan bir kuruluştur. Biz bu yaş grubundan gençlik kuruluşları için fazla yaşlı, siyaset için fazla genç olan, bazı kurumlar için ise yeterince akademik olmayan konumları nedeniyle yararlanılamadığını söylüyoruz.

İşte bu yüzden de düşünen, sorgulayan, üreten ve enerjisinin doruğunda olan bu gençlerin, enerjilerini başka yerlerde insanlara bir şeyleri kabul ettirmekle uğraşarak harcamaları yerine, kendileri gibi ileri görüşlü, çağı okuyabilen, kendilerini anlayabilen kişilerle bir arada mücadele edebilecekleri bir oluşum olan Millî Mefkûre Birliği’ni kurduk.

VGM: Millî Mefkûre Birliği dernekleşecek, resmîleşecek midir?

SU: Millî Mefkûre Birliği’nin şu ânda tüzel bir kişiği yoktur. Bu yola dernek olarak çıkabilirdik ancak biz tabir-i câizse üç günde kurulup üç ayda dağılan bir yapı kurmaktansa, yavaş ama sağlam adımlar atmayı ve uzun seneler yaşayıp hizmet edecek bir oluşum meydana getirmeyi tercih ettik. Bunun için de başlangıçta dernekleşme yoluna gitmedik. Yalnız tabiî ki amacımız yeterli olgunluğu gördüğümüz ânda dernekleşmek, yani resmî ve tüzel bir kişiliğe kavuşmaktır.

VGM: Milli Mefkure Birliği'nin kısa, uzun ve orta vâdeli plânları nedir?


SU: Millî Mefkûre Birliği’nin kısa vâdedeki plânları içerisinde iki aydır başarıyla gerçekleştirdiğimiz sohbet toplantıları var. Şu ândaki amacımız toplantıları düzenli ve aksamadan gerçekleştirirken bir yandan da geliştirmek. Yani hem sayı, hem de nitelik olarak daha iyiyi hedefliyoruz.  Bunun bir aşama sonrasında gençlerin kendi kişisel gelişimlerine faydalı olacak bazı eğitim programları düzenlemeyi düşünüyoruz.

Orta vâdede Millî Mefkûre Birliği’nin Türkiye çapında tanınan ve görüşlerine, projelerine önem verilen bir kuruluş hâline gelmesini planlıyoruz. Bu şubeler veya temsilcilikler açma yoluyla da olabilir ya da şubeler zorunlu hâle gelebilir.

Şu ânda en uzak görünen ama başarmayı en çok istediğimiz, en büyük hedefimiz ise Millî Mefkûre Birliği’nin günün birinde Türkiye’nin, hattâ Türk Dünyası’nın sayılı fikir kuruluşlarından biri olarak, Türkiye, Türk Dünyası, İslâm Âlemi için strateji üreten bir merkez hâline gelmesidir.

VGM: İki aydır etkinlik düzenlediğinizden bahsettiniz. Bu etkinlikler hakkında bilgi verebilir misiniz?

SU: Tabiî ki... İlk sohbet etkinliğimizde, MHP MYK üyesi, Rumeli Balkan Dernekleri Federasyonu Kurucu Başkanı, Avukat Özcan PEHLİVANOĞLU'yu davet ettik. Kendisiyle  “21. Yüzyılda Sivil Toplum Kuruluşlarının Önemi ve Türk Milliyetçiliği” konusu üzerinde bir sohbet gerçekleştirdik. Oldukça da faydalı oldu; çünkü Özcan Hoca onlarca dernek ve vakfın kuruluşunda yer almış, yönetiminde bulunmuş, bu konuda çok tecrübeli bir hocamız. Bu sohbetten çıkan ana fikir “Türk Milliyetçileri’nin her alanda sivil toplum kuruluşları kurması ve/veya kurulmuşlara üye olmasının gerekliliği"ydi.

İkinci sohbetimizde ise konumuz “Seyyid Ahmet ARVASİ Işığında, Neden Türk İslam Ülküsü?” idi. Bu sohbetimize de ARVASİ Hoca’nın talebesi olmuş, onun yanında ve sohbetlerinde bulunmuş olan Dr. Semih UŞAKLIOĞLU ve Sait YAKUT katıldılar. Hocalarımız ARVASİ Bey’i hem şahsî yönden, hem de fikirleri yönünden ele alarak anlattılar. Bu sohbette öne çıkan en önemli fikir ise ARVASİ Hoca’nın Türk milletine yepyeni bir düşünce dünyası, yepyeni bir medeniyet tasavvuru sunmuş olmasıydı.

VGM: Biraz da sizi tanıyalım. Millî Mefkûre Birliği'ni kuran gençler kimlerdir, ne iş yaparlar?

SU: Kendimizi tek tek tanıtmamız zor ama ortak özelliklerimizden bahsedebiliriz. Aramızda lisans veya lisansüstü eğitimine devâm eden ve eğitimini bitirip iş hayatına atılan arkadaşlarımız var. Fikrî anlamda kendimizi Türk milliyetçisi olarak ifâde ediyoruz. Her şeyden önce, biz durağanlıktan hoşlanmıyoruz. Sürekli ilerlemek, sürekli gelişmek gerektiğine inanıyoruz. Sorunların farkında olmanın yeterli olmadığına, çözmek için uğraşmak ve elini taşın altına sokmak gerektiğine inanıyoruz. Çağı ve çağın ötesini okuyabilmenin, anlayabilmenin çok önemli olduğunu ve plânlarımızı iyi yaparak bugüne ve yarına müdahale eden, hatta şekillendiren olabileceğimizi düşünüyoruz. Kısacası genç, dinamik, düşünmeyi ve üretmeyi seven bir grup Türk milliyetçisiyiz diyebiliriz.

Dileyen arkadaşlarımız, eğer İstanbul’da ikamet ediyorlarsa sohbetlerimize katılarak bizi daha yakından tanıyabilirler. İstanbul dışındaki arkadaşlarımız da sosyal medya hesaplarımız ve yakında kurulacak olan internet sitemiz üzerinden bizlerle iletişime geçebilirler.

VGM: Son olarak, Millî Mefkûre Birliği’nin Türk gençlerine, sizi takip edenlere bir çağrısı var mı?

SU: Bizim genç arkadaşlarımıza, genç Türk milliyetçilerine çağrımız şudur: Eğer bu fikre gönül vermiş, bu fikre inanmışlarsa mutlaka hayatın her anı ve her alanında çalışmak zorunda olduklarını unutmamalıdırlar.  Bu çalışmanın en iyi yapılabileceği yerler ise sivil toplum kuruluşlarıdır. Fert olarak ne kadar bilgili olursak olalım, tek başımıza yapabileceklerimizin sınırı, birlikte başarabileceklerimizden daha azdır. Yeter ki kurduğumuz birliklerde samimi olalım, inanalım.

   Bu sebeple ben, üretmek isteyen Türk milliyetçilerine Millî Mefkûre Birliği’nin kapısının da her zaman açık olduğunu belirtmek istiyorum.

Size de çok teşekkür eder, saygılar sunarım.



Yorumlar

Röportajlar Manşet