Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Mehmet Erdoğan: Çözüm değil, çözülme süreci

06 Mayıs 2013 15:17
“ MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, ‘çözüm’ sürecini ve ‘Akil Adamlar’ projesini sert sözlerle eleştirdi „
Mehmet Erdoğan: Çözüm değil, çözülme süreci

Röportaj: Selda Öztürk

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, Hükümetin sürdürdüğü ‘çözüm’ sürecinin aslında ‘çözülme’ süreci olduğunu savunarak AK Parti iktidarına ağır ifadelerle yüklendi. Erdoğan, Türkiye’nin tarihinde eşine az rastlanır, tehlikeli bir süreçten geçtiğini söyleyerek “Artık PKK terör örgütünün çizdiği yol haritası uygulanmaya başlandı” diye konuştu. Erdoğan’ın hedefinde “Akil Adamlar” grubu da vardı…

Sık sık Muğla’ya gelerek partililer ve vatandaşlarla buluşan Mehmet Erdoğan, Muğlalılar’ın ‘çözüm süreci’ne ‘hayır’ dediğini söyledi. “Türkiye’de bu sürece sıcak bakmayacak bir kişi dahi kalsa o kişi mutlaka Muğla’dan olacaktır” diyen Erdoğan, iktidar partisinin İmralı ile ‘pazarlık’ yaptığını ileri sürerek “Pazarlık var ki bir çok kanun ve hatta Anayasa, PKK yandaşlarının keyfine göre değişiyor” dedi.

MHP’li Erdoğan, Şehir Gazetesi’nin sorularını yanıtladı: Bursa ve İzmir’deki MHP mitinglerinde nasıl bir tablo vardı? MHP’nin oyları artıyor mu? Muğla için nasıl bir ‘belediye başkanı’ hayal ediyor? Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde açıkladığı Ege Bölgesi seçim anketi sonuçları ile ilgili ne düşünüyor? İşte TIME Dergisi anketinde ‘Muğla’nın en başarılı milletvekili’ seçilen Mehmet Erdoğan ile gündeme dair bir söyleşi…


Çözüm değil, çözülme süreci

Türkiye, günlerdir ‘çözüm sürecini’ ve akil adamları konuşuyor. Sürece ‘barış’ umuduyla olumlu yaklaşanlar da var, ‘sürecin’ Türkiye’nin milli ve üniter yapısını tehdit ettiğini düşünenler de… Ancak son günlerde ‘akil adamlar’ın bazı kentlerde karşı karşıya kaldığı protestolar, milletin bu süreçle ilgili çok ciddi bir takım kaygıları olduğunu da gözler önüne seriyor. Ege Bölgesi Akil Adamları, önümüzdeki günlerde Muğla’ya da gelecek. Türkiye’nin bu sıcak gündeminde, sürece en başından itibaren ‘sert’ muhalefetle karşı çıkan MHP’nin yol haritasını, Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’dan dinledik. Erdoğan, MHP’nin düzenlediği “Milli Değerleri Koru ve Yaşat” mitinglerine gösterilen ilgiden hareketle, Türk milletinin yaşanan son olaylara tepki gösterdiğini ve bu tepkinin artarak devam edeceğini söylüyor. Muğla Milletvekili Erdoğan, MHP’ye gösterilen teveccühün de giderek arttığı görüşünde. Başbakan’ın açıkladığı Ege seçim anketinin sonuçlarını da değerlendiren Erdoğan ile hem Türkiye hem de Muğla siyasetinden konuştuk…


Şu an Türkiye’nin gündemini ‘çözüm süreci’ oluşturuyor. MHP’nin, bu sürece ilişkin politikasını nasıl özetlersiniz?

Öncelikle kamuoyunun doğru bir şekilde bilgilendirmesine sebep olacak böyle bir şansı verdiğiniz için Muğla Şehir Gazetesine, sizin nezdinizde teşekkür etmek isterim. Bugün ülkemiz, tarihinde eşine ender rastlanır, tehlikeli bir sürecin içinden geçiyor. İşin özeti, aklı Sevr Masasında kalmış olan bir güruhun ülkemizdeki taşeronları olan bazı şahsiyetleri tekrar harekete geçirerek, oynanan oyunun son perdesini sahnelemeye çalışmasıdır. Bu sürecin adı sözde “çözüm” esasta “çözülme” sürecidir. Biliyorsunuz; PKK ile yapılan görüşmeler bizzat Başbakan tarafından, 23 Ağustos 2010 tarihinde Kayseri mitinginde reddedilmişti. Öyle ki “hiçbir zaman masaya oturmadık, hiçbir zaman da oturmayacağız… Ey Bahçeli Bizim masaya oturduğumuzu ispatlamazsanız müfterisiniz, Şerefsizsiniz…” gibi içinde bolca “şeref, haysiyet, müfteri” geçen sözler yine bizzat Başbakan tarafından zikredilmişti. Bugün; yapımcılığını ve yönetmenliğini Türk ve İslam düşmanlarının yaptığı, oyunculuğunu ise bizzat Başbakan ve ahvalinin üstlendiği bir oyunun son perdesi sahneye konmuştur. Artık PKK terör örgütünün çizdiği bir yol haritası uygulanır hale gelmiş, AKP iktidarı da Kandil’den, İmralı’dan gelecek açıklamalara bel bağlamıştır. Biz bu süreçte, daha önce de olduğu gibi bugün de, bebek katilleri ile müzakere yapılamayacağını, mücadele yapılması gerektiğini ifade etmeye devam edeceğiz. İlla ki bir politikadan bahsetmek gerekiyorsa; MHP Türk Milletinin bölünmez bütünlüğünü her ne pahasına olursa olsun koruyacak, milletimizin bölünmesine müsaade etmeyecek ve bu yöndeki tüm çalışmalara da resmi çerçeveler içinde sonuna kadar karşı koyacaktır.

AKİL DEĞİL ‘AKLI KARIŞIK’ İNSANLAR…

Yine bu sürece dair başka bir sorum da akil adamlarla ilgili… Seçilen isimlerin bu süreçte nasıl bir rol oynayacağını düşünüyorsunuz?

Öncelikle kimdir bu akil insanlar? Buna bakmak lazım. “PKK Kürt Partisidir” diyerek eli kanlı terör örgütünü meşrulaştırmaya çalışmış PKK sempatizanları bu listede. Çatışmada ölen teröristler ile aziz şehitlerimizi aynı kefeye koyan sözler sarf edenler bu listede. 2008 yılında PKK’lılar için “şehit” ifadesi kullanan Yılmaz Erdoğan bu listede. Yasaklanan “İsyan” adlı bir filmde “APO” rolünü oynayan, yine “PKK Bir Kürt Partisidir” diyen Kadir İnanır bu listede. PKK paravanı olarak görev yaptığı defalarca ispatlanan DPI(Derin Veri Analizi) toplantılarına katılanlar bu listede. “Devletten, ordudan yana değil de dağdakilerle beraber yaşamak isterim” diyen aklı karışık profesörler bu listede. “PKK’lı ile kahraman Türk askerini bir tutup “Bir şehit tutturdular gidiyorlar. Ne şehidi Allah aşkına?” diyerek içindeki kini kusan Doğu Ergil bu listede. “Türk Bayrağının adı değişmeli diyen de bu listede… Daha onlarca sayabilirim. Yani, şimdi ben bu insanlar hakkında nasıl bir değerlendirme yapmalıyım? Takdir Türk Milletinindir. Türk Milletinin geleceğini Türk Milletine, Yüce dinimiz İslam’a kin besleyenler mi şekillendirecek? Türk kelimesine, kutsal değerlerimizin tezahürü olan kelimelere dahi alerjisi olan bu aklı karışıklar mı Türk Milletini şekillendirecek? Bu şahıslar hakkında fazla yoruma gerek yok. Kendi ifadeleri nasıl bir hezeyan içinde olduklarını gösteriyor.

MHP, tam da bu dönemde bir miting programı ile vatandaşa gidiyor. İzmir ve Bursa’daki mitinglere katıldınız. Gösterilen ilgiyi nasıl yorumluyorsunuz?

Türk Milleti’nin “artık yeter!” demesi olarak yorumluyorum. Bilindiği gibi “Milli Değerleri Koru ve Yaşat” adı altında düzenlenen ilk iki mitingimizdi bunlar. Türk siyasi tarihinde eşine ender rastlanır, coşkulu, yüz binler katıldı bu mitinglere. Bu vesileyle şunu da ifade etmek isterim.  Esasen meydanları dolduran yüz binlerin haykırışı AKP iktidarının dizlerini titretmiştir. Huzursuz etmiştir onları. Burada sadece sözde çözüm sürecine tepki olarak toplanan bir kitleden bahsetmiyorum. Ürettiği mahsulünden elde ettiği gelir ile kullandığı zirai ilaçların parasını bile ödeyemeyen çiftçi de, siftah bile yapamadan kepenk kapatan,  kredilere gark olmuş esnaf da, yüzde 3’lük zamlara mahkum edilen memur da oradaydı. Kısacası Bursa’da da, İzmir’de de, AKP iktidarına ve taşeronluğunu yaptığı ağababalarına dur demek için toplanan Türk Milleti vardı. İnşallah bundan sonraki 7 mitingimiz de büyüyerek devam edecek.

Başbakan ve iktidar vekilleri, zaman zaman MHP’nin “kan üzerinden siyaset” yaptığı yönünde yorumlar yapıyor. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Milliyetçi Hareket Partisi 44 yıllık bir siyasi partidir. MHP’yi kandan beslenmek ile itham edenler MHP’nin geçmişini bilmiyor demektir. Terörün başladığı tarih belli... Ne yani; PKK terör örgütü yokken MHP yok muydu? Esasen bu kitleye MHP’nin iktidar ortağı olduğu dönemde terörün sıfıra indiğini de hatırlatmak isterim. Eğer MHP kandan besleniyor olsaydı AKP gibi etnik milliyetçiliği körükler, Türk Milletini sayın başbakan gibi 36 etnik gruba bölmeye çalışırdı. Sormak İsterim: Irak’ta 2 milyon Müslüman öldürülürken, taşeronluğunu yaptığı çevrelere yaranmaya çalışıp, sesini çıkarmayan AKP mi bizi kandan beslenmekle itham ediyor? Binlerce Müslüman kadınımıza tecavüz edilirken, tecavüz eden ABD askerleri için dua eden başbakan mı bizi kan üzerinden siyaset yapmakla itham ediyor? Eli kanlı bebek katili PKK’nın yegane hamisi olan Çapulcu Barzani’ye “ağabey”, Talabani’ye “kardeşim” diyerek Türkmenlere ihanet edenler mi söylüyor bunu? Şehitlerimize kelle diyenler, 35 bin kişinin katili eli kanlı bölücübaşına “sayın” diyenler mi bizleri kan üzerinden siyaset yapmakla itham edecekler? Açık yüreklilikle söylemeliyim ki; Büyük Orta Doğu Projesinin eşbaşkanı olmakla övünen bir başbakanın ve genel başkanlığını yaptığı bir partinin MHP’yi kan üzerinden siyaset yapmak ile suçlaması akıl karı değildir.

PKK NE İSTİYOR? AKP NE İSTİYOR?

Bu süreçte Devlet ile PKK arasında bir pazarlık yapıldığı yönünde bir kanaat var. MHP Lideri de bunu söylemlerinde sıkça dile getiriyor. Bu kanaate yol açan nedir?

Şimdi süreci iyi analiz etmek gerekiyor. PKK ne istiyordu? AKP ne yapıyor? Hatta çok fazla geriye gitmeye gerek yok. Daha 4-5 ay önce teröristle kucaklaşanların dokunulmazlığının kaldırılacağını söyleyen başbakana ne oldu da birden değişti? İdam cezasının geri getirilmesini gündemine alan başbakan ne oldu da bir anda İmralı’daki caninin “takımının maçlarını izleyebiliyor” sözleriyle mutluluğuna ortak olmakla övünmeye başladı. Şimdi şunu görmemiz lazım. PKK federal bir devlet yapısı istiyordu. AKP ne yapıyor? Oslo’daki pazarlıkların neticesi olan Büyükşehir Belediye Kanunu ile birlikte bu istekleri yerine getiriyor. Kandil’deki bir diğer hain Murat Karayılan ne diyor? “Siyaset yapmak isterim” diyor. AKP ise gelin siyaset yapın diyerek dağdaki teröristleri ovaya çekmeye çalışıyor...  PKK “Anadilde savunma”, “anadilde eğitim” istiyordu. AKP iktidarı sayesinde buna da kavuşuyorlar. Yani şimdi AKP temsilcilerini İmralı’ya gönderiyor. Hatta başbakan da açık açık “ben gönderdim” diyor. Görüşmeler yapılıyor. Sonra da ‘Efendim ortada pazarlık yok’ deniyor. Yemek muhabbeti mi yapıyor bu gönderilenler? Başbakan hal hatır sormak için mi İmralı ile görüşmeler yapıyor. Tüm bunlar gösteriyor ki ortada kesinlikle bir pazarlık var. Bir pazarlık var ki bir çok kanun, hatta Anayasa PKK ve yandaşlarının keyfine göre değişiyor.

Sizce Kürtlerin çözüm sürecindeki rolü nedir?

Kürt kökenli kardeşlerimizin çözüm sürecinde bir rolü yoktur. Burada rolü olan bebek katili, eli kanlı, inançsız PKK terör örgütüdür. Tabi bir tarafta da AKP iktidarı.  Sormak lazım Kürt kardeşlerimize. Hangi Kürt kardeşimiz yıllardır kendisine kan kusturan PKK terör örgütünü temsilci olarak tayin ediyormuş? Binlerce yıldır et ile tırnak gibi olduğumuz kardeşlerimiz mi kundaktaki bebeğe kurşun sıkacak kadar gözü dönmüş olan PKK terör örgütünü kendisine temsilci kabul edecek? Kültürel değerleri olan, örfleri, ananeleri olan Kürt kardeşlerimizi, “Klasik şeyler beni bağlamaz, namus kavramı diye bir şey olamaz” diyerek namussuzluğunu kendisi itiraf eden, sapık düşüncelerde boğulan APO canisini mi temsil ediyor da AKP iktidarı APO yu sözde Kürt, özde terör sorununda muhatap kabul ediyor? Esasen terör sorununu “kürt sorunu” olarak gören; daha doğrusu Kürdü sorun olarak gören AKP iktidarı ruh ikizini bulmuş, PKK ile işbirliğine gitmiş ve masaya oturmuştur. Bu süreçte baş rolü üstlenenler AKP ve PKK terör örgütüdür. Yardımcı oyuncu BDP’yi de unutmamak lazım. Kürt kökenli kardeşlerimiz bu sürece yani bölünme sürecine destek vermiyor ve vermeyecektir de. Zaten terörden de en çok zararı onlar görmüştür.

Çözüm sürecinin sonunda nasıl bir Türkiye tablosu görüyorsunuz?

Sözde çözüm sürecinin sonucu ne olacak, öncelikle buna bakmak lazım. Yani dengesini kaybetmiş AKP iktidarının ve aklı karışık akillerinin istediği gibi sonuçlanacak mı bu süreç? Bunun cevabını vermek lazım. Sorunun cevabı net: Ne başbakanın ne de artık hamiliğini aleni bir şekilde yaptığı bölücü odakların istediği gibi sonuçlanmayacak. Amacı; Türk Milletini bölmek, parçalamak, etnik çatışmalara zemin hazırlamak olan bir süreç, Türk Milleti var olduğu müddetçe o sonuca ulaşılamayacaktır. AKP açısından bakarsak da kendi kazdığı kuyuya kendisi düşecektir. Kanın durması lakırdıları ile PKK ile müzakere edenler terör ile müzakere değil mücadele edilmesi gerektiğini geç de olsa öğrenecektir. Çünkü terörün finans kaynaklarını kurutmadığınız müddetçe, devletin kudretini göstermediğiniz müddetçe, terörist insani haklar dahi olsa bu hakların silahlı mücadelelerinin sonucu olduğunu sanacak ve bu şekilde propaganda yapmaya devam edecektir. Daha da kötüsü bundan yüz bulacak silahı ve terörizmi tehdit olarak kullanmaya devam edecektir. O yüzdendir ki bu vesileyle bir kez daha AKP iktidarını uyarmakta fayda var.

MHP OYLARI HIZLA ARTIYOR

Başbakan’ın Ege Bölgesi anket sonuçları ile ilgili bir açıklaması oldu. CHP’nin yüzde 43.8,  AK Partinin yüzde 37.7, MHP’nin yüzde 13 olduğu anketi nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP sahte seçim anketleri ile ya da güdümünde olan anket şirketlerine yaptırıldığı iddia edilen anketlerle siyaset mühendisliği yapıyor. Kamuoyunun malumudur; AKP ne zaman sıkışsa medyada anketler havada uçuşuyor ve maalesef milletimizin algılarıyla oynama amacı taşıyan anket sonuçları yayınlanıyor. Aslında bunu sadece AKP de yapmıyor. Özellikle ak ile karanın net bir şekilde ortaya çıktığı bu süreçte AKP’nin veya net bir şekilde süreç ile ilgili bir türlü tavır ve fikir sergileyemeyen CHP’nin milletimiz nezdinde bahsedildiği gibi teveccüh görmesi mümkün değildir. Öyle ki Milliyetçi Hareket Partisinin oylarının, özellikle Muğla başta olmak üzere ülke genelinde hızla arttığı, adeta patlama yaptığı da tartışma götürmez bir gerçek. En büyük anketin seçimler olduğunu da unutmayalım. Kimse toplum mühendisliği yapmaya kalkmasın. Buradan bu anketleri yapanlara ve yaptıranlara da şunu söylemek isterim. Panik yapmaya gerek yok.

MUĞLA BÖLÜNME SÜRECİNE KÖKTEN KARŞI

Muğla’daki gezilerinizde, vatandaşların çözüm sürecine ilişkin yaklaşımına dair neler gözlemliyorsunuz?

Bursa’da meydanlarda çözülme sürecine hayır diyen yüz binlerin haykırışı İzmir’de karşılık bulmuştur. Orada gözlemim neyse Muğla’daki gözlemim de odur. Muğlalı hemşerilerimiz de çözülme sürecine hayır demektedir. Şunu söyleyebilirim ki; bu sürece sıcak bakmayacak bir kişi dahi kalsa o kişi Muğla’dan olacaktır. Muğla bölünme sürecine kökten karşıdır. Yapılmak istenenin farkında olan, direnç noktalarını sağlam temeller üzerine kuran Muğlalı hemşerilerimi takdir ettiğimi bu vesileyle tekraren ifade etmek isterim.


Ak parti iktidarının Muğla’ya “özel” bir ilgisi olduğu görülüyor. Bu ilginin sizce nedeni ne olabilir?

Aslında soru şu şekilde olsa daha anlamlı olacak gibi: “AKP iktidarının özellikle Muğla’ya karşı  “özel” bir ilgisizliği bulunmakta. Bunun sebebi ne olabilir?” Çünkü Muğlalı hemşerilerim, AKP’yi çok iyi anlamaktadır. AKP’nin neyi amaçladığını, kimlerle işbirliği içinde olduğunu gayet iyi görmekte ve buna prim vermeyeceğini hem sandıkta hem de meydanlarda göstermektedir. Dolayısıyla AKP iktidarı Muğlalı hemşerilerimizi resmen cezalandırmaktadır. Sizin söyleminizle olaya bakacak olursak; yani “özel” bir ilgisi var mı diye soracak olursak, evet bir ilgi var. Muğlalı hemşerilerimizi nasıl kandırabiliriz hesabı var!.. Çünkü Muğlalıyı kandırmak kolay değildir. Özel kandırma teknikleri üretmek lazımdır. AKP de bunun arayışı içerisinde.

Sizce Muğla’nın en acil çözüm bekleyen üç sorunu nedir?

Sorun çok ama çözüm yok. Bunları sıralarken, AKP iktidarının bu sorunları çözmeye neden yanaşmadığını da irdelemek gerekir. Örneğin;

11 yıllık AKP iktidarı boyunca Muğla’da halen tam teşekküllü Eğitim ve Araştırma Hastanesinin yapılmamasının sebebi ne olabilir? Acaba AKP’nin bölge milletvekillerinin yüzünü ağartmaya çalıştıkları Başbakan, Muğla’yı aklınca cezalandırmaya mı çalışıyor? 
İlimizin en çok turist ağırlayan ilçesi Bodrum’un Devlet Hastanesi ne zaman yapılacak?
11 yıllık AKP iktidarı boyunca Dalaman, Köyceğiz ve Ortaca ilçelerimizin ihtiyacını karşılayacak olan bir hastanenin yapılmasına dahi neden başlanılamadı?

11 yıllık AKP iktidarı boyunca yüz binlerce turistin geldiği ilimizde yol yapım çalışmaları bir türlü neden bitirilemiyor? Vatandaşlarımız layık olduğu hizmetlere neden kavuşamıyor?

11 yıllık AKP iktidarı boyunca Muğla ilimize hangi yatırımlar yapıldı?

Muğla’da işsizlik mi azaldı?

Arıcılarımızın sorunları mı çözüldü?

Çiftçimizin sorunları mı çözüldü?

Turizmcilerin sorunu mu çözüldü?

Ortada bir gerçek var. O da Muğla’nın 11 yıllık AKP iktidarı süresince hiçbir şekilde ileriye götürülmediğidir. Muğla, iktidar partisi tarafından hep ihmal edildi, hatta cezalandırıldı. İnşallah en yakın zamanda, Muğlalı hemşerilerimiz de sandıkta AKP’yi cezalandıracaktır.

Muğla’da nasıl bir “büyükşehir belediye başkanı” tasavvur ediyorsunuz?

Öyle gözüküyor ki, büyük bir olasılıkla, Anayasa Mahkemesi kararı bozmazsa Muğla Büyükşehir olarak seçimlere girecek. MHP, yerel seçimde de en üst düzeyde bir yarışa hazır. Muğla’da MHP’li belediyelerimizin çalışmaları vatandaşlarımızdan büyük takdir topluyor. Belediye başkanlarımız, iktidarın adeta sopasını ensesinde hissederek iş yapan müfettişlerin adrese teslim raporlarına rağmen, iktidarın zulümlerine rağmen, ödenekleri verilmemesine rağmen, önlerine çıkarılan suni engellemelere rağmen ellerinden geldiğince vatandaş için hizmet üretmeye devam ediyor. Tüm bunlara rağmen, MHP’li belediyeler doğru olan yolu hiçbir zaman terk etmemiş, hak etmediği her şeyden uzak durmuş, harama tamah etmemiş, hizmette sınır tanımamış, bu vesileyle de milletimizin referans kabul ettiği bir belediyecilik anlayışının Muğla’mızda ortaya çıkmasını sağlamıştır. Dolayısıyla, tasavvur ettiğim büyükşehir belediye başkanı her şeyiyle Muğla’ya her ne şartta olursa olsun hizmette sınır tanımayacak birisidir.

Time Dergisinin yaptığı ankette “yılın başarılı siyasetçisi” ödülüne layık görüldünüz. Bu konu ile ilgili değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Evet. Geçtiğimiz günlerde Time Dergisi’nin bir ödülüne layık görüldük. Sizin vesileniz ile Muğla basını başta olmak üzere bütün basın mensuplarına teşekkür etmek isterim. Çünkü bizi vatandaşlarımız ile buluşturan onların sorunlarını da bizimle buluşturanlar sizlersiniz. Sizlerin sayesinde, hemşerilerimizin de teveccühü ile bir süredir sanal ortamda sürdürülen ankette çalışmaları En Çok Beğenilen Muğla Milletvekili olarak seçilmiştik. Esasında bize bu ödülü hemşerilerimiz verdi. Bu vesileyle tekraren teşekkür ediyorum. Tüm hemşehrilerimi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Yorumlar

Röportajlar Manşet