SON DAKİKA

Bugün 23 Nisan, Kutlu Olsun…

23 Nisan 2013 12:22
“ Röportaj: Gülay Tunçel Atamızın armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına ilişkin Yeniçağ gazetesinden tarihçi-yazar Muhittin Nalbantoğlu ile konuştum „
Bugün 23 Nisan, Kutlu Olsun…

Röportaj: Gülay Tunçel

Atamızın armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına ilişkin Yeniçağ gazetesinden tarihçi-yazar Muhittin Nalbantoğlu ile konuştum.

Nalbantoğlu tarihi tarihin içinde yaşayan biri olarak bu özel güne ilişkin bakın neler anlattı…


Sultanım, sevgili Gülaycım 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tarihte büyük önem taşımaktadır… Bugüne ilişkin, Atatürk'ün gözyaşları içinde gençliğe yaptığı vasiyeti ve vedasını okuyucularla paylaşayım…

Bilindiği gibi Atatürk’ün kendi yazdığı büyük Nutuk’u Cumhuriyet’in kuruluş safhasındaki ilk yıllarda, yani 1927’de bir hafta süreli okunmuş ve yine aynı yıl üç cilt halinde yayınlanmıştır. Bu ünlü Nutuk’un sonunda yer alan Gençliğe Hitabe aynı zamanda onun bir siyasi vasiyeti mahiyetindedir.

O zamanlarda olduğu gibi daha sonraki yıllarda da hemen bütün okullarımızda, devlet dairelerinde büyük panolar halinde de yayınlanan bu ünlü Nutuk’u hemen hiçbir dünya liderinin yazamayacağı kadar güzel, ihtişamlı ve derin manalı bir siyasi vasiyettir. Türk Kurtuluş Savaşının da birinci elden yapılan geniş bir açıklamasını kapsayan ve okunması bir hafta kesintisiz süren hitabenin sonu bu vasiyet ile tamamlanmaktadır. Kendi el yazısı ile de tam metni bugün elimizde bulunan bu güzel ve emsalsiz vasiyetinin Çankaya Akademisi toplantılarında daha önce okunduğunu bilmekteyiz. Kürsüden bütün Türk milletine okunmasından bir gün önceki toplantıda Çankaya yaranını da toplayarak bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından arkadaşlarına önceden okunmuştur. Fikirleri alınmıştır.

O tarihi toplantıya katılanlardan bizzat dinlediğim bu emsalsiz toplantı sırasında bu ünlü vasiyetin okunmasında Atatürk’ün gözyaşlarını tutamayıp ağladığı anlatılmıştır. Aradan yıllar geçtikten sonra da ölümünden çok kısa bir süre önce -ki sağlığında gördüğü son Cumhuriyet Bayramıdır- Dolmabahçe Sarayı’ndaki hasta yatağında bitkin bir halde yatarken meydana gelen Türk gençliği ile olan son vedasında da onun çok duygulanarak ağladığını başında bulunan hekimleri doğrulamışlardır. Bu olayın tanıklarının anlattıkları bu olayı 1963 yılında yazıp yayınladığım “İstiklal Marşımızın Tarihi” adlı eserimde ben yayınlamıştım. Ve yine orada da belirttiğim gibi Atatürk’ün son dinlediği marş da Türk İstiklal Marşı olmuştur.

Çünkü olay onun ölümünden on gün öncesi meydana gelmiştir. Cumhuriyetin onbeşinci yılı kutlanmaktadır. Her gün birbirinden güzel törenler yapılmakta, marşlar söylenmekte, cumhuriyet baloları, konferanslar ve gösteriler yapılmaktadır. Atatürk ise Dolmabahçe Sarayı’nda son anılarını yaşamakta, son veda ziyaretleri yapılmaktadır. Birden sarayın sahil tarafından binlerce hançereden yükselen bir marş, Türk İstiklal Marşı’nın nağmeleri duyulur. Atatürk’ün bu tezahürat karşısında çok duygulandığı ve “onbeş yıl cumhuriyet. Bu övünülecek, sevinilecek bir durum. Elbette sevinecekler, övünecekler...” der.

Ve sorar: Bu tezahüratı yapanlar kimlerdir? Cevap verilir ki Harbiye talebeleri, Kuleli Askeri lisesi öğrencileri, bir vapurla sarayın önünde tezahürat yapmaktadırlar. Cumhurbaşkanını görmek istemektedirler. Doktorlarının engel olmak istemelerine rağmen camın önüne getirirler. Camı açarlar. Büyük adamın görülmesi üzerine Askeri okul talebeleri arasında büyük bir dalgalanma meydana gelir. Yeniden İstiklal Marşı okunmaya başlanır. Atatürk’ün gözyaşları dolu olduğu halde tezahüratlara elini sallayarak karşılık vermesi doktorlarının da gözünden kaçmamıştır.

Daha sonra onu pencerenin önünden alırlar ve yatağına yatırırlar. Ertesi gün olayın şahidi olan doktorlarından Prof. Hayrullah Diker Üniversitedeki dersinde öğrencilerinin Atatürk’ün sağlığı konusundaki sorularına cevap verirken boğulurcasına ağlayarak bu öğrencilere son vedasını nakleder. Bu sefer öğrencileri de ağlamaktadır. Gençliğe siyasi vasiyetini yaparken ağlayan o büyük adam, Türk gençliğine veda ederken de gözyaşları içinde veda etmiştir. Ezelden beri devam eden büyük Türk tarihi içinde Orhun Abidelerinden beri Türk Milletine ve Türk gençliğine böylesine güçlü bir siyasi vasiyet bırakılmamıştır. Atatürk’ün bu siyasi vasiyeti büyük bir milleti yüzyıllarca ayakta tutacak kadar derin ve manalı kelimelerden oluşmuştur.

Her Türk insanının hangi hayat felsefesine ve hangi ideolojiye sahip bulunursa bulunsun bu vasiyetin derin manasını kavrayarak ve bütün derinliğine inerek okuması, anlaması ve uygulaması Türk Milletinin ve Türk devletinin bekası için de temel oluşturmaktadır. Onun bu ölüm yıl dönümünde rahmetle anılması yetmez. Fikirlerinin de yeniden okunması ve değerlendirilmesi lazımdır.

Günümüze de ışık tutmaya devam eden büyük Atatürk, nurlar içinde yat...

Tarihçi - yazar Muhittin Nalbantoğlu çok teşekkür ediyorum, Sizinle uzun bir dönem Yeniçağ Televizyonunda Tarihte Bakın Neler Oluyor?... Programını beraber hazırlayıp sunmuştuk… Yayın dönemi ve sonrası sizden tarihimize ilişkin çok şey öğrendim. Güler yüzünüz ile yaşam tarzınız, hayata bakışınız, yaptığınız araştırmalardaki titizliğiniz ile her soruya belgeli cevabınız meslektaşlarınıza örnek olup herkes gibi beni de çok etkilemiştir… Tanıyanlar çok iyi bilirler her soruya anında cevap sizde hazırdır, size ayak kütüphane desek yeridir… Kendimi çok şanslı buluyorum iyi ki sizi tanımışım, iyi ki varsınız…

Teşekkür ediyorum Sultanım, tarihe merakın gülen yüzünle öğrenmeye açık olman genç nesil olarak mutluluk ve gurur vericidir… En yakın zamanda tekrar birlikte tarih programı yapmak dileğiyle, başarılar diliyorum.

 

Yorumlar