Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

SON DAKİKA

MHP'li Başaran'dan çarpıcı açıklamalar

29 Mart 2013 17:06
“ Bodrum’a ve yönetimine ilişkin çarpıcı çıkışlarıyla gündeme gelen Asım Başaran ile hem Yarımada’daki siyasi arenayı, hem de Muğla’yı konuştuk… MHP Bodrum İlçe Başkanı Başaran, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ‘meydanlara’ indiği şu dönemde Türkiye siyasetine ilişkin sert çıkışlarıyla da gündemi sarsacak gibi görünüyor. „
MHPli Başarandan çarpıcı açıklamalar

Ropörtaj: Selda Öztürk

Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’de meydanlara inerken, teşkilatları da 2014 yerel seçim stratejilerini ve projelerini vitrine çıkarma hazırlığında… MHP Genel Merkezi, partinin adaylarını bölge bölge açıklıyor. Bu arada Muğla ve ilçelerinde, her siyasi partide olduğu gibi Milliyetçi Hareket Partisi’nde de aday adaylarının isimleri öne çıkıyor… MHP’nin ‘belediyecilik’ konusunda iddiasını koruduğu Bodrum’da temkinli bir bekleyiş var. İlçe Başkanı Asım Başaran, aday isimlerini telaffuz etmeden önce Anayasa Mahkemesi’nin belde belediyelerinin kapatılması ile ilgili kararını açıklamasını beklediklerini söylüyor. Başaran, Bodrum siyasetinde MHP’ye dikkate değer bir ivme kazandıran tecrübeli bir siyasetçi… Bodrum’a ve yönetimine ilişkin çarpıcı çıkışlarıyla gündeme gelen Asım Başaran ile hem Yarımada’daki siyasi arenayı, hem de Muğla’yı konuştuk…  MHP Bodrum İlçe Başkanı Başaran, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ‘meydanlara’ indiği şu dönemde Türkiye siyasetine ilişkin sert çıkışlarıyla da gündemi sarsacak gibi görünüyor. 

 

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı için MHP’den aday adayı olarak bazı isimler öne çıkıyor. Örneğin Saim Gürsoy... MHP Gürsoy’la bir kez daha seçime gidebilir mi?
 

Bu konuda şu an bir şey söylemek doğru olmaz. Bunun inisiyatifi MHP Muğla İl Teşkilatı ile Genel Merkezimize aittir. Onların alacağı karar doğrultusunda, aday belirlemede hangi metot uygulanacaksa onun sonucunda isimler de telaffuz edilmeye başlanacaktır. 

 

MHP adaylarını erken açıklayacağını duyurmuştu. Örneğin Muğla ve ilçeleri için bir tarih var mı?
 

MHP ilk adayını Söğüt’te açıkladı. Şimdi Karadeniz Bölgesi’nde isimler tek tek kamuoyuna açıklanıyor. Bölge bölge gidiyoruz. 

 

Bodrum için Konacık Belediye Başkanı Mehmet Tosun, projeleriyle aday adaylığına hazır olduğunu söyledi. Sizin adayınız da Sayın Tosun mu?

Adaylar konusunda herhangi bir açıklama yapmadan önce, Anayasa Mahkemesi’nin belde belediyeleri konusundaki kararını bekliyoruz. Çünkü Anayasa Mahkemesi, belde belediyelerinin kapatılmasını iptal ederse, o zaman bir kez daha Bodrum Yarımadası için her parti 11 tane aday belirleyecek demektir. Şayet iptal etmezse, tüm yarımada için tek bir aday belirleyeceğiz. Bugün MHP’ye aday adaylığı başvurusunda bulunan çok fazla isim var. Bu karar netleşmeden isim ortaya koymak doğru olmaz. 

 

Partiler seçim çalışmalarına başladı. Örneğin AK Parti köy köy gezip Büyükşehir’i anlatıyor. MHP’nin burada böyle bir çalışması olacak mı?
 

MHP’nin köylere yönelik yeni başlamış bir çalışması yok. Kesintisiz devam eden çalışmaları var. Muğla’nın tüm köyleriyle ve köylerin sorunlarıyla ilgili hem il genel meclisimizde, hem parti teşkilatımızda, hem belde teşkilatlarımızda hem de yakın belediyelerimizde sürekli çözüm üretmeye devam ediyoruz. Bize gelen sorunların çözümlerini hep birlikte refleks olarak ortaya koyuyoruz. Eğitim, sağlık, altyapı ve temel hizmetler alanında köylerimizle kurduğumuz bağ hiçbir zaman kesilmedi. Seçim olsun ya da olmasın. Diğer partiler, şimdi köy gezmeye başladıysa buna sadece  Türkiye’deki klasik siyasi geleneğin devamı diyebilirim. Seçimden seçime hatırladıkları yerlerde MHP her zaman vardı.

 

Yarımada’da en fazla belediyeye sahip siyasi partinin il başkanı olarak Bodrum Belediyesi’nin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
 

Bodrum Belediyesi bana göre karaya oturmuş bir gemidir ve içine su almaktadır. Bodrum iyi yönetilememiştir. İyi bir kaptanı olmamıştır. Taraftarlık duygusundan uzaklaşıp, objektif değerlendirme yaptığımızda bu çok ortada. Bugün Bodrum Belediyesi’nin tüm malları hacizlidir. Personeline maaş ödeyemeyecek durumdadır. Bodrum Belediyesi ile iş yapan işadamlarının çoğu bugün sanıktır ve ağır cezalarda yargılanmaktadırlar. Bu kadar iyi kaynakları olan bir belediyenin, bunları yöneticilik anlamında kullanamaması son derece üzücü. Hala bazı gayrimenkuller ipotek gösterilerek banka kredileri aranıyor. Bu kredileri yine Bodrum halkı ödeyecek. O kredi sözleşmelerine atılan imzaların ödeme makamı yine Bodrum halkı olacak. Neyzen Tevfik caddesinde mermer döşemekle, Bodrum’un sorunları ortadan kalkmaz.

 

Belediye Başkanı Mehmet Kocadon Bodrum’da sevilen bir isim... 
 

Sevilip sevilmediğini sandıklar gösterecek! Bugün Bodrum’da bir medya oyunu oynanıyor. Ama biliyorum ki bu oyuna Bodrum halkı alet olmuyor. Biliyoruz çünkü biz anketlerimizi yaptırıyoruz. Sürekli milletin içindeyiz. Milletin, belediye baskın gördüğünde belediye binasına saat 11.00’de gelip “Hadi Rakı içmeye gidelim” diyen bir anlayışla, kentin namusuna dokunulduğu yerde hiçbir şey olmamış gibi davranan bu zihniyetle hesabı var…

 

Sizce Bodrum’un çözülmesi gereken en acil sorunu nedir?
 

Bodrum Yarımadası’nı kıymetli kılan yegane şey, doğal güzelliği ve tertemiz denizidir. O denizi en fazla kim kirletiyor? Bodrum Belediyesi... Bunu yapan bir anlayış neye hizmet ediyor olabilir? ‘Bodrum’u kurtaracağım’ deme şansı var mı bu zihniyetin? Bodrum’da 4.5 yıldan bu yana süren bir iktidar var. Neredeyse 5 yıldır bir kentin kanalizasyonunun arıtmasız olarak denize akmasına hangi vicdan razı olabilir? Öncelik caddeleri mermerle döşemek mi, yoksa insan sağlığına, yatırım yapmak, en büyük katma değer olan denizi temiz tutmak mı? Geçtiğimiz yaz, hepimiz su altı görüntülerini izleyip dehşete düştük. Ama Belediye’den bununla ilgili bir açıklama duymadık. Kimse çıkıp “Biz itham edildik ama bu konunun üstesinden şu şekilde geleceğiz” demedi! Bugün Bodrum’un kaynak problemi yoktur. Yönetici problemi vardır. Bunun çözümü, belediyecilik anlamında Yarımada’da kendisini kanıtlayan MHP’dir. Hizmet sırası MHP’ye gelmiştir. 

 

Önümüzde bir de BODTO seçimleri var. MHP İlçe Başkanı olarak sizin de mevcut yönetime karşı bazı adayları desteklediğiniz söyleniyor…
 

Bodrum Ticaret Odası özellikle bu son döneminde çok fazla politize oldu. Hatta tümüyle bir siyasi anlayışın arka bahçesi haline geldi. Belediye ve BODTO, işleyişlerini birbirlerinden ayrıştırmayı bir türlü başaramadı. Bir siyasi partinin ilçe başkanı olarak benim önceliğim Bodrum’un her anlamda huzur ve istikrarın tesis edilmesi. Dolayısıyla Ticaret Odası’nın asli görevine dönmesi için uğraş vermesi gereken baş sorumlulardan biri olarak görüyorum kendimi. BODTO, MHP’nin, AKP’nin ya da CHP’nin yönettiği bir oda olmamalı. Siyasetten tümüyle arınmalı. Bu nedenle, mesleki donanımlarını yeterli bulduğum insanlara destek vereceğimi dile getirdim. Toplumda da bu düşüncenin ciddi anlamda karşılık bulduğunu görüyorum. Bodrum’un kültüründeki uzlaşma ve ortak akıl deneyimi çok fazla. 

 

BODTO’nun yönetiminde sizi en çok rahatsız eden ne oldu?
 

MHP’li belediyeler her yılın sonunda hizmet sunumu yaparlar. Biz buna kendi içimizde ‘millete hesap verme’ geleneği diyoruz. Son beş yılda hatırlamıyorum ki; BODTO’nun herhangi bir yöneticisi çıkıp “Biz işadamlarından şu kadar aidat topladık, şu kadar gelirimiz oldu, bunlar da şu hizmetlere harcandı!” desin… Oysa demokrasinin en temel ölçüsüdür millete hesap verebilmek. Millet adına kullandığınız bir bütçe varsa, onun hesabını vermek zorundasınız. Bunun yanında, Bodrum Ticaret Odası’nın sektörel sorunlara çözüm bulamadığı ortada. Bunu, Bodrumlu işadamlarının farklı dernek çatıları altında buluşma çabasından anlıyoruz. Bunun yegane sebebi, BODTO’nun hizmetlerini yerine getirememesidir. Kısacası, BODTO son döneminde Bodrum ticaretini kucaklayamamıştır. Aksine, kan kaybettirmiştir. Hiçbir sektörün önünü açamamış, üstelik taraflı davranmıştır. Bugün ticaretin asıl sorumluluklarını yerine getirebilecek oluşumların meydana çıktığını görüyoruz. Zaman zaman beni de ziyaret ediyorlar. Siyasetten uzak ve liyakat sahibi kişilere destek olacağımı da açıklıyorum. 

 

Biraz da Türkiye siyasetinden konuşalım. MHP’nin 9 şehirde, 9 mitingle meydanlara inmesi mevcut iktidar politikalarına yönelik bir karşı çıkış mı? 
 

MHP bir karşı çıkıştan ziyade, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ideolojisinin, Türk milletinin milli ve manevi değerlerinin savunuculuğunu yapmaktadır. MHP, Türk milletinin kendi özünden, kültüründen oluşan değerler manzumesinin ayaklar altına alınmasına, yok edilmeye çalışılmasına karşı milletin arzu ve isteklerine tercüman olmak için meydanlara iniyor. 

 

İmralı ile yeni Anayasa ekseninde sürdürülen ‘barış’ görüşmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
 

Bugünkü siyasi iklimde ‘cambaza bak cambaza’ oyunu sergileniyor. O cambazı İmralı’ya koymuşlar. Herkesi onun ağzına baktırırken, bir taraftan da bu ülkenin büyük bedeller ödenerek kazanılan değerlerinin bir hiç uğruna elinden alındığını göstermemek istiyorlar. Hepimiz yaşanan süreci ibretle izliyoruz. Biz bu filmi 90 sene evvel izlemiştik. O zamanki senaryosu, daha acımasız bir şekilde sahneye konmuştu. Emperyalist güçlerle yapılan ve adına “Paris Barış Konferansı” denilen o süreç Türkleri Anadolu’nun ortasına sıkıştıracak bir Sevr’e kadar gitmişti. O gün de adına “barış” diyorlardı. O gün de bu milleti masaya oturtmuşlar, bu milletten gizli bir takım anlaşmalar yapmışlardı. Ortaya çıkan sonuç Sevr Antlaşması olmuştu. Bugün yaşanan birebir aynı plandır. 

 

Hükümet, bu görüşmelerin terörü bitirmek amacıyla yapıldığını vurguluyor.
 

O zaman ben de sormak istiyorum. MHP’nin koalisyon ortağı olduğu 1999-2002 tarihleri arasında, terör dolayısıyla şehit düşüp Türk bayrağına sarınmış bir halde Anadolu’nun herhangi bir yerine bir tane tabut gitmiş midir? Bakın tarih vererek soruyorum.  Terör bizim koalisyon ortağı olduğumuz dönemde başını çıkaramamıştır, bitmiştir. Gelelim bugüne. Bu iş iktidarın gerçek karakterini ortaya koyan bir sürece dönüşmüş durumda. 2002’te sıfırlanmış bir terör teslim aldılar. O bölgede iktidarlarına oy taşıyabilmek için, terörist zihniyetlere zemin oluşturabilecek anlayışlara çanak tuttular, mevzii açtılar. 11 yıllık iktidarlarında terör zirve yapmış durumda. Terör döndü dolaştı, kendi başlarına zarar verecek şekle geldi. Ama yine kendilerinden bir şey vermiyorlar. Bu milletin kanını vererek kazandığı bu toprakları, milli kimliğini bedel olarak sunuyorlar. Zannetmesinler ki bu durumun galibi artık Türk milleti olamaz! Çünkü bu millet bu filmi defalarca gördü, bunun tecrübesine de sahiptir. Bugün AKP iktidarının 3’üncü dönemi. Damat Ferit Paşa da üçüncü döneminde bu ülkeden ‘vatan haini’ adı altında Fransa’ya kaçmıştır. O da Osmanlı’nın başbakanıydı. Bu millet başbakanların da vatan haini olarak bu ülkeyi terk ettiğinin bilgisini unutmuş değil.

 

Başkanlık Sistemi ile il gili MHP’nin duruşu nedir? 
 

AKP’nin niyeti belli. AKP Hükümeti’nin Başbakan’ı BOP Eşbaşkanı olduğunu kendi ağzıyla ifade ediyor. Bu coğrafyada küresel güçlerin yapmaya çalıştığı dizaynın uygulayıcısı. Anadolu coğrafyasında 75 milyonluk bir Türk devletinin, milli bir ordusuyla, küresel hesapları bozabileceği ortada. İşte bu süreçte, TSK’da mili subayların tasfiye edilerek, yerine küresel zihniyete her tarafından bağlı subayların atamaları yapılmaya çalışılmış, etnik unsurlar kaşınmaya başlamıştır. Bütün bunların, Anadolu’nun bütünlüğünü bozmaya yönelik sinsi bir plan olduğunu herkes çok net görüyor. 

 

Başbakan zaman zaman ‘tek dil, tek devlet’ vurgusu yapıyor…
 

Ben hiçbir zaman Başbakan’ın ağzından bu devletin kuruluş felsefesini hararetle savunan bir söylem duymadım. Siyasi iktidarının devamı için söylediği yalanlar, artık ayan beyan ortada. Başbakan’ın dün söylediğini bugün inkar ettiğini, iktidarın medyayı tehdit ve baskıyla susturduğunu bu millet artık çok iyi biliyor ve ilk sandık geldiğinde, bunların hesabını mutlaka soracaktır.

 

Ana muhalefet partisi CHP’nin sergilediği duruşu nasıl değerlendiriyorsunuz?
 

CHP’nin İmralı sürecinde ortaya koyduğu tutum bizleri şaşırtıyor ve üzüyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ideolojisinin savunucusu olarak ortaya çıkmış bir partidir CHP. Bu ideolojiye tümüyle ters düşen özerklik söylemlerinin CHP Genel Başkanı’nın ağzından çıkması çok üzücü. Ben CHP seçmenlerinin de bu değerlendirmeyi kendi aralarında yapacağını düşünüyorum. Öte yandan yaşanan gelişmelerde, AKP’nin ve MHP’ni bir söylemi olduğunu görüyoruz. Ama CHP’nin hiçbir söylemi yok. Türkiye’de ana muhalefeti temsil eden bir partinin düşüncesini milletten saklaması, hizmet etme anlayışıyla çok örtüşmese gerek.


                

Yorumlar

Röportajlar Manşet