“Benim Tansiyonum Süpertansiyon”

18 Mart 2013 13:25
“ Hipertansiyon, kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi oranda hastalık ve ölümlerde artışa neden olabilir… „
“Benim Tansiyonum Süpertansiyon”

Röportaj: Gülay Tunçel 

Hipertansiyon, kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi oranda hastalık ve ölümlerde artışa neden olabilir…

Hipertansiyonda erken teşhis ve tedavi hayat kurtarıcıdır diye örnekleriyle anlatıyor, Avrasya Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Ebru Öztürk.


Geçtiğimiz günlerde bir hastama “Daha önceden tansiyonunuz var mıydı?” diye sorduğumda aldığım cevap tam olarak şuydu:  “Evet, var, hem de süpertansiyon”. Bu tanımlama çok hoşuma gitti. “Yok, öyle değil, hipertansiyon demek istediniz sanırım” demedim. Hastam bana tansiyonunun çok yüksek seyrettiğini anlatmaya çalışıyordu belli ki. “Madem tansiyonunuz bu kadar yüksek, o zaman extra dikkatli olmalıyız” diyerek toparlamaya çalıştım.

Biz hekimler için her hasta özeldir ve her hastanın hastalığı ayrı bir özenle değerlendirilir(istisnalar her meslekte bulunur).Ancak yüksek tansiyon konusu, sonuçları da göz önüne alınırsa gerçekten önemli. Yüksek tansiyon, yani artık herkesçe bilinen adıyla hipertansiyon günümüzde genç yaşlarda bile görülme sıklığını artırmış durumda. Çünkü yaşam koşullarımız, genç yaşlardan itibaren bizi oldukça yoğun bir stresle baş etmek zorunda bırakıyor. Kimimiz bu zorlukları kolayca atlatabilirken, çoğumuz o kadar şanslı olamıyor ve bir yerden sonra kimi zaman ruhsal, kimi zaman da fiziksel hastalıklarla bu sıkıntılarımız ortaya çıkıyor. İşte hipertansiyon da bu fiziksel bulgulardan biri.

Hipertansiyonun nedeni % 90-95 oranında belli değil. Kalan % 5-10’unda ise, böbrek hastalıkları, hormonal hastalıklar, kalp-damar hastalıkları, ilaçlar gibi nedenler rol oynuyor. Özellikle 40 yaş atı gençlerde tansiyon yüksekliği araştırmayı gerektiriyor, çünkü bu grup hastalarda genelde altta yatan önemli bir hastalık olabiliyor. Yaşlılarda ise tansiyon yüksekliğinin sebebi genelde yukarıda söz ettiğimiz o %95’lik kısımda yer alıyor yani bilinemiyor. Özel bir araştırma da, ek bulgular yoksa , gerektirmiyor. 

Genç yaşta görülen hipertansiyonda, araştırmalarla bir sonuca ulaşılamazsa, yani altta yatan bir hastalık bulunamadıysa, sadece yaşam tarzı değişikliği dediğimiz; stresten uzak durma, tuzsuz diyet yapma(baharatların da tuz içeriğinin fazla olduğu unutulmamalı), kilo verme(verilen ilk 3 kilo ile tansiyon 1 derece düşer) egzersiz (sabah-akşam tempolu yürüyüşler) ile tansiyon kolaylıkla kontrol altına alınabiliyor. Öyle hastalarım oldu ki, sadece iş değişikliği ile tansiyon kontrolünü sağlayabildik (çünkü stres ortadan kalktı). Ama ne yazık ki herkes bu hastalarım kadar şanslı değil. Çünkü çoğu kişinin böyle bir alternatifi yok. Özellikle yaşlılarda, yaşam tarzı değişikliklerine uyum ve alınan cevap çok yüz güldürücü olmadığından, ilaç tedavisine başvurmaktayız. Bu noktada seçilecek ilaç da hastaya göre değişiyor ve önem arz ediyor. Bazen hastalarım bana: “komşuma şu ilaç iyi gelmiş doktor, bana da ondan yaz” diyorlar,  ama maalesef, her ilaç her hastaya uygun olmuyor.

- Çok teşekkür ediyorum Avrasya Hospital İç Hastalıkları uzmanı Ebru Öztürk..

Ben teşekkür ediyorum, Gülay Tunçel özetle, ailemizde tansiyonu yüksek kişiler varsa, stresli bir işte çalışıyorsak, beslenme düzenimiz bozuksa, kiloluysak, sigara ve alkol tüketiyorsak, hareketsiz bir yaşam tarzımız varsa hipertansiyon konusunda dikkatli olmalıyız. Zira, her hastalıkta olduğu gibi, hipertansiyonda da erken teşhis ve tedavi hayat kurtarıcıdır.  Başarılar diliyorum.

Yorumlar