Güneydoğu’da neler oluyor? Sorunlar ve çözüm yolları! -2-

02 Mayıs 2016 05:47
“ Türkiye'yi bölmenin yolu Milliyetçi Hareketi bölmekten geçmektedir. MHP bölünür ise Türkiye bölünür hesabı yapılmaktadır. „
Güneydoğuda neler oluyor? Sorunlar ve çözüm yolları! -2-
Değerli okur,

Mehmet Teyar KARAKOÇ  ile yaptığımız söyleşiye kaldığımız yerden devam ediyoruz. Birinci bölümde, hem MHP'li Karakoç'u tanımış hem de "Güneydoğu'da neler oluyor?" sorumuza cevap arayarak bölgede yaşanan olaylara değinmiştik. Bu bölümde ise soruna karşı neler yapılması gerektiği hususları ile meselenin 
"çözüm yollarına" ilişkin olarak söyleşi konuğumuz Mehmet Teyar KARAKOÇ'un  cevaplarını bulacaksınız... 



Harun Kılıç:
Sizin yukarıda da belirttiğiniz üzere siyasi kimliğiniz de var. Bu bağlamda partinizin konuya ne kadar önem verdiğini de biliyoruz. Konuyla ilgili olarak karşılıklı görüşmeler yapıp, bazı önerilerde bulunup, raporlar düzenlediniz mi?

Mehmet Teyar Karakoç: Evet benim uzunca bir süredir siyasi kimliğim var ve bu siyasi kimliği bana kazandıran MHP Lideri Muhterem Genel Başkanım Sayın Devlet Bahçeli beydir. Aslında siyasi kimliği olan birçok siyasetçi ve siyasi kimlik sahibi politikacılar liderlerin sunduğu imkanlarla siyasi kimlik kazanmaktadırlar. Siyasi vefasızlığın bolca çoğaldığı bu dönemde biz her zaman olduğu gibi Diyarbakır olarak doğrunun, birliğin, hakkın ve haklının yanında yer alacağız ve hayırlı hayırların yanında yer almanın devletimizin ve milletimizin bekası için gerekli olduğuna inanıyoruz.

Yukarıda da bahsettiğim üzere 2002 yılından 2010 yılına kadar MHP Eğil ilçe başkanlığı görevini 2010/2015 yılları arasında da MHP Diyarbakır İl Başkanlığı görevini yürüttüm. Recep Tayyip Erdoğan'ın ve “Serok Ahmet”in 5 bin korumayla Barzani ve İmralı canisinin izni ile ancak gidebildiği yerlerde partimi temsil ettim.

Daha açık ifadeyle, iktidar yetkililerinin “Sivas’ın ötesine gidemiyorlar” dedikleri dönemlerde biz oradaydık. Eşkıyaların silah ve patlayıcı depoladığı, ay Yıldızlı bayrağın gönderden indirildiği yerlere atıldığı, tabelalardan TC silindiği andımızın yasaklandığı “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sözünün tabelalardan söküldüğü, “isteseniz de istemeseniz de Güneydoğu ‘Kürdistan’dır” denildiği önemli bir dönemde; MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'yi Türkmen Beyimizi Diyarbakır'da ağırlama onurunu yaşadım.

Peygamberler diyarı, Ziya Gökalp'in memleketi Diyarbakır’ı; B.O.P kapsamında “Kürdistan”ın başkenti ''Amed'' yapma ihanetlerinin yoğunlaştığı günlerde Diyarbakır'ın Türk Damgalı şehir olduğunu; Türk ve İslam şehrini küresel projelere teslim etmeyeceğimizi beyan ederek. Tarihte olduğu gibi Peygamberler şehri Diyarbakır’ın Altın Anahtarını 06.06.2011 tarihinde Türkmen beyimiz Sayın Genel Başkanımıza teslim ederek Türk’ün kaderi ile Diyarbakır’ın kaderinin aynı olduğunu Türk’ün, Kürde. Kürdün Türk’e kardaş olduğunu ve bu bin yıllık kardeşliği kimsenin bozmasına fırsat vermeyeceğimizi dünya âleme bir kez daha ilan etmiştik.

Üç hilalin Diyarbakır’da her zaman dalgalanması için il ve ilçe başkanlığı görevlerinde bulundum. Belediye Başkan adayı,7 Haziran ve 1 Kasım genel seçimlerinde ise birinci sıra milletvekili adayı oldum.

Görev aldığım her anı benim şeref ve şanla dolu uzun bir dönem teşkilatlarda görev yaptım. Bin yıldır devletimizin ve milletimizin bekasını savunan bin yıllık kardeşliğimizi yarınlara taşımayı vaat eden ülke ve millet olarak nice yüz yıllar bir arada yaşamamızı gaye edinen Milliyetçi Hareket Partisi çatısı altında şeref ve onur duyarak yarı ömre yakın görev aldım. Görev yaptığım yıllarda ve şu anda da konumum gereği bölgedeki gelişmeler konusunda ve ihtiyaç duyduğum her dönemde Milliyetçi Hareketin her kademedeki yetkilileri ile irtibata geçerek bölge ile alakalı fikir ve düşüncelerimi paylaşıyorum. Çünkü ülkemiz çok önemli bir süreç yaşamaktadır en ufak bir kıvılcım belki de telafisi çok daha ağır bedel olarak önümüze çıkacak bir dönemle karşı karşıyayız. Dolayısıyla ülkemizin ve milletimizin bekasının tehdit edildiği, vatanımızın bir bölümü yani Güneydoğu'yu vatanımızdan koparmak istedikleri bir dönem yaşamaktayız.

Diyarbakır başta olmak üzere Güneydoğu'da olağanüstü hadiseler meydana gelmektedir. Yasalar çiğnenmekte anayasal suç işlenmekte devletin varlığı ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Bir yanda devletin imkanları bölücü terör örgütü yandaşlarına sunulmakta diğer yanda milli ve manevi değerlerimiz bir bir ortadan kaldırılmaktadır. İktidar ve onun yönetiminde bulunan devletin kademeleri olanlara ses çıkarmayarak günü kurtarmaya çalışmakta, gerçekleri milletimizden saklama gafletinde bulunmaktadır.

Bölgemizde HDP’ li belediyeler eliyle sokak isimleri köy ve mahalle isimleri Ermenice’ye çevrilmekte eğitim ve devletin bütün kurumlarına sızan bölücü terör örgütü mensupları ve sempatizanları aracılığıyla okullarımızda Kürtçe eğitim verilmekte sosyal kültürel ve manevi alanlarda terör örgütü propagandasına göz yumulmaktadır.

İlk orta ve liselerde PKK’nın marşları söylenmekte şarkılar türküler ağıtlar yakılarak bölücü, vatan ve millet düşmanı bir nesil yetiştirilmektedir.

Bütün bunlar olup biterken maalesef yetkililer bir çözüm geliştirmek tedbir almak yerine terör örgütünün siyasi uzantılarına ağababalarına ve fitne fesat yuvalarına şirin gözükmeye çalışarak sözde demokrasi görüntüsü vermeye çalışıp bölücülüğe prim tanımaktalar.

Bu ve buna benzer olaylar meydana gelirken tabii ki bizlerde boş durmuyoruz. İhtiyaç duyduğumuz konularda ve bölgedeki gelişmeler hakkında zaman zaman raporlar düzenleyerek MHP Genel Merkezini ve Meclis gurubunu bilgilendirmeye çalışıyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi ve Meclis gurubu bu konuda çok hassas davranarak, Güneydoğu'da olup bitenleri çok dikkatlice takip etmektedir. İhtiyaç duydukları anda bizlerden taze bilgi alarak Güneydoğu'da olup bitenleri AKPKK işbirliğinin Ülkemize yüklediği ağır yükler ile alakalı eksiklikleri ve yanlışları meclis gündemine taşımaktalar, önergeler vermektedirler. İktidara sorular sormakta, hükümetin eksik yaptığı veya göz ardı ettiği konuları gidermelerini istemektedirler. Hükümetin doğru politikalar geliştirmeleri ve kanun çıkarmaları hususunda tekliflerde bulunmaktadırlar.

Sayın Genel Başkanımız, Genel Başkan Yardımcılarımız, milletvekillerimiz, Gurup başkan vekillerimiz ve hatta MYK üyelerimizle sürekli bir şekilde irtibat halindeyiz. Konuları titizlikle değerlendirip, gözden geçirmekte; olumsuz gelişmeler konusunda tedbirler üretmekteyiz.

Biz Diyarbakır olarak Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye yani Hareketimizin liderine minnettarız. Güneydoğudaki bütün olumsuz gelişmelere rağmen göstermiş olduğu yakın ilgi alaka ve sahiplenme duygusuna ne kadar teşekkür etsek emin olun azdır. Yıllardır birçok siyasi parti ve lideri, bölge insanımızı Ortadoğu’daki bölünme projelerine menfaat ve iktidar olma niyetiyle küresel projelere kurban etmeye çalışmış, vatandaşlarımızı pazarlık konusu yapmıştır. Fakat Sayın Devlet Bahçeli Bey: "hiç bir insanımız bu ülkenin ‘zencisi’ değildir, bir tek insanımızdan vazgeçmeyiz. Kürt kardeşlerimizi B.O.P’ a kurban etmeyiz." iradesiyle bölge insanını sahiplenmiş, önemle muhafaza etmeye çalışmıştır.

Harun Kılıç: Anladığımız kadarıyla çalışmalarınıza ara vermeksizin ve hız kesmeden devam ediyorsunuz. Peki, öyleyse kamu oyununda bir fikir sahibi olması açısından önerilerinizden çok önemli olduğunu düşündüğünüz birkaçını sıralayıp, ardından size göre çözüm yolları nedir. Bize anlatır mısınız?

Mehmet Teyar Karakoç: Elbette ki, Güneydoğudaki problemlere ve sorunların çözümü konusunda önerilerimiz vardır ve gerçekten de bölgemize ve ülkemize faydaları olan tespitlerimiz ve önerilerimiz olmuştur. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler her daim Güneydoğudaki gelişmelere samimi yaklaşmaktayız. Menfaat gözetmeden bölgemizde cereyan eden konulara müdahale etmekteyiz. Bölgenin önemli bir ilinin İl Başkanı olarak aynı zamanda bu toprakların da bir evladı olarak yaptığımız öneriler her zaman MHP Genel Merkezi tarafından önemsenmiş kayda değer bulunmuştur.

Takdir edersiniz ki AKP hükümetleri “çözüm sürecini” başlattığında bizler Diyarbakır’da çok şiddetli bir şekilde buna karşı çıkmış, “çözüm sürecinin” yanlış olduğunu yıkım projesi olduğunu ortaya koyarak tepki göstermiş, terör örgütüne güven duyulmaması gerektiğini kararlı bir şekilde ortaya koymuştuk. “Çözüm süreci” devem ettiği takdirde PKK’nın Güneydoğu bölgesinde güç kazanacağını silah stoku yapacağını psikolojik üstünlük sağlayacağını iddia etmiştik. AKP bölgemizde yaşayan her insanımızı Kürt, her kardeşimizi bölücü, her vatandaşımızı hain ve terör destekçisi olarak değerlendirmiş; dönemin yöneticileri aracılığıyla amansız bir psikolojik propaganda ile bölge insanımızı terörün kucağına itmeye çalışmıştır. Hatta daha da ileriye giderek "Dağda ölen teröriste ağlamıyorsanız insan değilsiniz." demeyi bile ihmal etmemiştir.

AKP, ülkemizin terör sorununu etnik bir temele oturtmaya gayret göstererek terör problemimizi “Kürt sorunu” olarak ele almış hatta biraz daha ileri giderek ister kabul edin ister kabul etmeyin İmralı’daki cani başını kast ederek, Bebek katiline “Sayın” diye hitap edip bu hain için “Kürtlerin lideridir” deme gafletinde bulunmuşlardır!

Meclis kürsüsünde “ne isterseniz vereceğiz” diyerek PKK terör örgütünü ve siyası temsilcilerini cesaretlendirmeye çalışmışlardır. Tamda bu noktada bizler bu işin yanlış olduğunu böyle devam ederse Ülkemiz ve Milletimizin büyümüş bir terör belasıyla karşı karşıya kalacağını iddia etmiştik. Bölgemizde etnik bir sorunun olmadığını yani “Kürt sorunu” diye bir sorunumuzun olmadığını terör sorunumuzun olduğunu ısrarla dile getirmiştik.

Maalesef haklı çıktık keşke haklı çıkmasak ve ülkemiz bu gün bu durumda olmasaydı. Her gün patlayan bombalarla vatandaşlarımızın bedenleri parçalanmasa ve Anadolu’ya her gün şehit haberleri yayılmasaydı bile biz yanılmayacağımızı iyi biliyorduk. Çünkü bizler bu vatana yüzlerce yıldır bu milletin menfaat gözlüklerinden baktık. Bu toprakları dış mihrakların menfaat gözlüklerini takarak yönetmeye talip olmadık. İçinde yaşadığımız bölgenin kadim bir Türk şehri olduğunu her platformda dile getirdik, bu fikrimizde Milliyetçi Hareket Partisi'nin Lideri Sayın Bahçeli, her zaman bizlere destek olmuş. Terör sorununa ve bölgedeki bütün sorunlara samimi yaklaşmış, insanımızın tamamını bir arada tutmak için gece gündüz mesai harcamıştır.

AKPKK bölmek parçalamak ve ayrıştırmak isterken, MHP birleştirmek bir arada tutmak için amansız bir mücadele vermiştir ve “bin yıldır karılan bu milletin harcını kimsenin ayrıştırmaya gücünün yetmeyeceğini” dile getirmiştir.

B.O.P’ çuların her tuzağı, öngörülü Devlet adamı Bilge Lider tarafından fark edilmiş, oyunları ve kurdukları tuzakları bir bir bozulmuştur. Bölgemizdeki sorunları çözme konusunda Milliyetçi Hareketin samimiyetinden asla kuşkumuz yoktur bundan sonrada olmayacaktır.

Lakin AKP hükümeti bu konuda samimi değildir. Hükümetin açıklamalarına bakıldığında AKP ye güven duyulamayacağı görülecektir dün söylediğini bu gün inkâr eden bu gün söylediğini ise yarın yine inkar edebilecek bir karneye sahiptir. 2005’te “Kürt sorunu vardır, bu sorun bizim sorunumuzdur” diyen AKP, bugün “Kürt sorunu yoktur terör sorunu vardır” açıklamaları yapmaktadır. Dün “çözüm süreci buzdolabına alınmıştır çözüm süreci bitmiştir” diyen AKP, bugün “PKK 2013'e dönerse tekrar görüşmeler yapabiliriz masaya dönebiliriz” yani tekrar “çözüm süreci başlayabilir” beyanatları vermekte ve tekrar bölücü örgütle bir müzakere yapmayı düşündüğünü ortaya koymaktadır.

MHP'nin ise çizgisi değişmemiş ve hep aynı noktadadır. Bizim dün fikirlerimiz doğrultusunda söylediğimiz neyse bugün de söylediklerimiz aynıdır.

Gelelim önerilerimize:

AKP eğer terörle mücadelede samimi ise geciktirilmeye bırakılmadan ülkemizin baş belası terör sorununa mecliste bulunan terör örgütünün siyasi uzantılarından işe başlamalıdır. Terör örgütüne sırtına dayayan milletvekillerini yargı önüne çıkarma yolunu açmalıdır.

Güneydoğu illerini kapsayan ve terör örgütünün üstlenip yoğun eylemler yaptığı illerde olağanüstü hal ilan etmesi gerekmektedir. Yıllardır “çözüm süreci” denilen rezil süreçte merkezlerine hapsedilen güvenlik güçlerimiz mutlaka tam yetkilendirilmelidir.

İmkânları arttırılmalıdır. EMASYA Protokolünü kaldıran iktidar tekrar asker ve polisimizin birlikte operasyon yapma imkanı sağlamalı yada EMASYA benzeri bir uygulamayı devreye koymalıdır. Operasyonlara katılan asker polis ve köy korucularımız kendilerini güvende hissetmelidir. Soruşturma ve gözaltına alınma, meslekten uzaklaştırılma, sürgün gibi tehditlerle kafası meşgul olmamalıdır. Özlük hakları geliştirilmeli bir an evvel araç/gereç konusundaki eksiklikleri giderilmelidir. Şehirlerimizin giriş çıkışlarına geciktirilmeden güvenlik noktaları oluşturulmalıdır, “çözüm süreci” kapsamında terör örgütü PKK ya şirin gözükmek için kapatılan karakollar tekrar açılmalıdır. Karakollarımız güvenli hale getirilmelidir, şehirlerimizin giriş çıkışları ile ara ve alternatif hatta şose yollar dâhil mutlaka kontrol altına alınmalıdır.

Teröristlerin ellerini kollarını sallayarak ilçelerimize ve şehirlerimize giriş çıkışları önlenmeli, çok daha etkili olacak türde caydırıcı tedbirler geliştirilmelidir. Güneydoğuda kaybolan kamu düzeni ve istikrar tekrar sağlanmalı huzur ve güven ortamı mutlaka oluşturulmalıdır.

Vatandaşlarımıza Devletin varlığı ve egemenliği konusunda güven verilmelidir yani insanımız evinde iş yerinde sokakta alışverişte seyahat halinde ve hayatın her alanında kendini güvende hissetmeli huzur içinde olmalıdır.

Esnaf dükkanını açmalı, çocuklar okullara gitmeli, eğitim seferberliği başlatılmalıdır. Kaybolan eğitim dönemlerinin telafisi yapılmalı çocuklarımız eğitimlerinden geri kalmamalıdır. “Çözüm sürecinde” yani son beş yılda yapılan şehirler arası, ilçeler arası ve köyler arası bütün yolların haritası gözden geçirilmelidir. Yapılan ihaleler hangi firmalar tarafından yapıldığı ve hangi kurumlar tarafından bu yapılan yolların denetimi yapıldığı tespit edilmelidir. Asfalt yapılan yolların altına döşenen patlayıcılarla birlikte şehir merkezlerimize yerleştirilen patlayıcılar bombalar bir bir bulunup imha edilmelidir.

Sokaklarımızda elinde silahla devlete baş kaldırmış teröristlerin elinden silahları alınmalı ve etkisiz hale getirilmelidir. Vatandaşlarımız baskı ve zülüm altından kurtarılmalı bu zulmü yapanlar, yargı önüne çıkarılmalıdır. Hukuki düzenlemeler yapılarak, gerekli olan ağır ve caydırıcı cezalar verilmelidir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan maaşlı teröristler konusunda kararlı duruş gösterilmelidir. Devletin maaşıyla devletine silah doğrultan hainler korunup kollanmamalıdır.

Güneydoğu tamamen güvenli hale getirilmelidir. Bölgemiz güvenli hale getirildikten sonra bölgenin kalkınması masaya yatırılmalı. Devlet eliyle bölgemize yatırımlar gelmeli özel ve resmi kuruluşlar tarafında iş imkanları sağlanmalı, işsizlikten kırılan vatandaşa çare üretilmelidir. Uzun yıllar PKK terörü ile kahramanca mücadele eden geçici köy korucuları sistemi yeniden gözden geçirilmeli; köy korucularımızın sorunları, özlük hakları sigorta ve maaş gibi genel problemlerine çözüm aranmalıdır. Çeşitli sebeplerden boşalan kadrolar mutlaka takviye edilmelidir.

Güvenlik ve ekonomik tedbirlerin yanı sıra bir diğer önemli husus, yürürlükteki “Büyükşehir Yasasıdır” Bölgemizde, özerkliği veya federatif yapıyı tetikleyen bu yasa derhal yürürlükten kaldırılmalıdır. Çünkü görüldüğü üzere teröristlerin ve terör odaklarının bu yolla yani belediyeler eliyle; hem iaşe ve ikmalleri sağlanmış, hem de şehirlere hendekler kazılmıştır.

Harun Kılıç: Söyleşimizi bitirmeden önce son olarak ilave etmek istedikleriniz var mı?

Mehmet Teyar Karakoç: Haberiniz.com.tr.’ye çok teşekkür ediyorum böyle bir fırsat ve imkân tanıdığınız için gerçekten sizlere minnettarım sağ olun var, olun sizin aracılığınızla Türk milletine seslenme ve feryadımızı milletimizin tamamına duyurma olanağı bulmuşken her sorunuzu fırsat olarak değerlendirmek istiyorum.

Diyarbakır Türk şehridir Türk damgalıdır Ziya Gökalp’in ve Mehmet Teyar Karakoç'un, memleketi, Ülkücü ve Türk Milliyetçilerinin vazgeçilmezidir. Bu vazgeçilmezliği tarih boyunca ortaya koyan Türk Milliyetçilerinin Bilge Lideri Türkmen Beyi Devlet Bahçeli'ye teşekkür ediyorum. Ardından bütün ülkücü/milliyetçi camiaya şu önemli ve can alıcı mesajı vermek istiyorum:

Peygamberler şehri Diyarbakır'dan Diyarbakırlı kardeşlerim adına ülkemizi bölmek parçalamak isteyen bizce bilinen karanlık odakların bölücü terör örgütü mensupları, eli kanlı çeteler, küresel baronlar, Büyük Ortadoğu Projesi başkanları ve eş başkanları, emperyalist güçler ve bütün enfeksiyonlu ümitsiz vakalar, el ele vererek Türkmen şehri Diyarbakır surlarında gedik açamayacak. Diyarbakırlıyı aldatamayacak kandıramayacak ve en önemlisi de satın alamayacaktır.  Akl-ı selim her dava arkadaşımız şunu çok iyi bilmeli ve samimiyetle elini vicdanına koyarak sesimize kulak vermelidir. Yıllardır üstlenmiş olduğumuz misyon ile sorumluluk gereği ve aynı zamanda bir Diyarbakırlı olarak tarihe not düşmek adına şu ifadeleri dile getirmek istiyorum.

Yıllardır milletimizi hedef alan Büyük Ortadoğu Projesi nasıl ki, Türk Milletini bölme projesi amacı taşıyan emperyalist bir proje ise, Recep Tayyip Erdoğan'ın “çözüm süreci” denen ihanet projesinin akıbeti de, yeniden uygulanmaya devam edildiği takdirde yıkım ve bölünmedir.

Bilinmelidir ki yıllardır Türk Milletini bölme ve parçalama amacına ulaşamayan küresel güçler karşılarında tek engel gördükleri milliyetçi ülkücü camiayı hedef almaktadır. Türkiye'yi bölmenin yolu Milliyetçi Hareketi bölmekten geçmektedir. MHP bölünür ise Türkiye bölünür hesabı yapılmaktadır. Bu nedenle bu gün “çözüm sürecinin” hararetli savunucuları AKPKK sevici medyanın büyük desteği ile “değişim”, “paradigma” ve “iktidar” söylemleri maskesi altına saklanarak MHP Genel Başkanı hedefe konulmuştur.

Büyük Ortadoğu Projesine hizmet amacı taşıyan bölünme ve parçalanmamızı isteyen kirli emellerin değirmenine su taşıyan bu kirli ve çirkef oyuna ülkücü kardeşlerimiz düşmemeli “Önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben” diyen Milliyetçi Hareket Partisi ve Bilge Lideri Sayın Devlet Bahçeli'ye her ülkücü sahip çıkmalıdır!

Harun Kılıç: Bizimle söyleşi yapıp, kamuoyunu bilgilendirdiğiniz için Haberiniz.com.tr. adına teşekkür ediyor, size, çocuklarınıza; mutlu ve huzur bulacağınız bir hayat ve müreffeh bir TÜRKİYE diliyoruz...

Harun KILIÇ - ANKARA

Yorumlar

Röportajlar Manşet