Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

SON DAKİKA

Güneydoğu’da neler oluyor? Sorunlar ve çözüm yolları! -1-

29 Nisan 2016 08:01
“ Milletimizin gerçekte var olan sorunlarını yok, olmayan sorunlarını var kabul edilerek içte ve dıştaki bütün bölücü hain odakları muhatap alınmıştır. „
Güneydoğuda neler oluyor? Sorunlar ve çözüm yolları! -1-
Değerli okurlar, ülkemizin gündeminin saat başı değiştiği malumlarınızdır. Bu sisli ortamda gözlerden bilerek ırak tutulan bazı gerçeklerin varlığı da yadsınamaz bir gerçekliktir.

Bu bağlamda ülkemizin bir yöresi, hala yeri yangın gibi.. Daha açık bir ifadeyle Güneydoğu'muzda PKK terör örgütü ve onun yandaşlarına karşı sürdürülen bir mücadele var. Bu çetin mücadelede güvenlik güçlerimizi ve devletine bağlı bazı vatan evlatlarını şehit veriyoruz. Yaşanan olaylara ilişkin malumat yine bildiğiniz üzere sınırlı. Neler olup bittiğini ancak sadece bizlere servis edildiği kadarıyla öğrenebiliyoruz.

Bu bakımdan bizde konuya ilişkin sağlam bilgi alacağımız birine müracaat edelim dedik ve o yöremizin insanı Mehmet Teyar Karakoç'a müracaat ettik ve biz sorduk o cevap verdi.

Harun Kılıç: Değerli dostum, arkadaşım, can kardeşim, çoğu kişi gibi bizde seni Diyarbakır sokaklarında 5 yaşındaki kız çocuğunuz ve elinizde Türk Bayrağıyla dolaşırken gördük, Türkiye’de seni böyle tanıdı. Ancak daha da yakından tanımak adına soruyorum: Kimdir Mehmet Teyar Karakoç?

Mehmet Teyar Karakoç; Baba Harun, değerli ağabeyim diyerek söze başlamak istiyorum bana doğup büyüdüğüm memleketim ve bölgemde olup bitenleri anlatma fırsatı ve imkânı tanıdığınız için size çok teşekkür ediyorum.

Bölgemizde olup bitenlerin yeterince kamuoyuna yansımadığı doğru bilgilerin Türk milletinden saklandığı gerçeklerin üstünün örtbas edildiği bir dönemde Diyarbakırlılar adına şahsıma sunmuş olduğunuz bu olanaktan dolayı sizlere minnettar olduğumu belirtmek istiyorum Sorularınıza içtenlikle cevap vererek yüce Türk Milletini Diyarbakır'da ve Güneydoğu'da olup bitenlerden doğru haberdar etmeye gayret göstereceğim.

Çünkü buna en çok benim ve bölge insanımızın ihtiyacı var kendimden çok bölgemizi ve insanımızın içinde bulunduğu ağır şartları anlatmaya daha çok önem vereceğim.

Zaten kendimi fazla anlatmayı becermem dolayısıyla söyleşimizin en zor kısmından işe başladığınızı söyleyebilirim. Kendimi anlatmamı okuyucularımızın Mehmet Teyar Karakoç'u bilmesini ve tanıması adına istediniz.

Bende Haberiniz.com.tr okuyucularının ve kamuoyunun bilmesi ve tanıması adına elbette ki sorunuzu cevapsız bırakmamak için kendimle alakalı kısa'da olsa şunları ifade edebilirim:

İsimleri yüce kitabımız Kuran'ı Kerim’de belirtilen Hz. Elyesa, Hz. Nebi Harun ve Hz. Zülküfil (A.S)’nin onlarca Ashab-ı Kiram ve Allah dostunun meftun olduğu peygamberler yatağı maneviyatın buram buram koktuğu Dicle nehrinin yamaçlarına kurulmuş; 25 bin nüfuslu şirin ve tarihi Türk beldesi Eğil ilçesinde; Türk babadan Kürmanç anadan 1973 yılında doğmuşum.. Kendi halinde yaşayan mütevazı bir ailenin 4 çocuğundan biriyim. Eğil İlçemizde 2002/2010 yılları arasında 8 yıl MHP ilçe Başkanlığı yaptım. Ardından da yaklaşık beş yıl MHP il başkanlığı yapma şerefine nail olduğum ve önemli bir ilimiz olan Diyarbakırlı bir ailenin evladıyım. Evliyim, 3 çocuk babasıyım. Vatanını ve milletini karşılıksız seven koruyan ve kollamaya çalışan bir neferim.

İnsanlarımızın acımasızca ve vicdansızca hedef haline koyulduğu ülkücü ve milliyetçi vatandaşlarımızın öğretmenlerimizin ve memurlarımızın işkencelerden geçirilerek Güneydoğu'dan sürgün edildiği, bölücülerin himaye edilerek desteklendiği, onlara imkânlar sağlandığı malumlarınızdır. İhanet tohumlarının bizzat darbeci zihniyetler tarafından her tarafa serpildiği ve bir “Kürdistan” inşaatının temellerinin dönemin yöneticileri tarafından atıldığı bir süreçle karşı karşıya kaldık. Gerek yaşadığımız bölgenin gerekse hayat şartlarının bizlere yüklediği sorumluluklar gereği görev ve sorumluluklar üstlendik. Okumayı çok istememe rağmen gelişen şartlar yüzünden eğitimimi yarıda bırakarak babamın önerisi ve büyük desteği ile çok erken yaşlarda iş ve siyasi hayatına atıldım. Ülkemizi ve milletimizi bölmeye, bin küsur yıllık Türk ve Kürt kardeşliğinin arasına fitne ve fesat sokmaya çalışanlar başta olmak üzere; küresel projelere hizmet eden ve bölünmüş bir Türkiye hesapları yapan bütün güçlere karşı yıllarca birçok insanın tahmin dahi edemeyeceği kadar fedakârlıklarda bulunarak mücadele ettim. Bütün imkânsızlıklara rağmen içerden/dışarıda, yakından/uzaktan gelen her türlü engellemelere, baskılara ve tehditlere direndim.. Asla pes etmeyen, vazgeçmeyen, yılmayan, yorulmayan, yıkılmayan, adam satmayan bir mizaca sahibim. Bu inanç ve azimle ülkemiz ile milletimiz üzerinde kirli emeller besleyen bütün karanlık odakların oyununu ve hesaplarını bozmaya çalışan, Vatan Bayrak ve Millet aşkıyla kavrulmuş serden geçti bir Türk Milliyetçisiyim...


Harun Kılıç: Yukarıdaki ifadeleriniz sonrası sizi tanıdık. Şimdi ise gelelim öğrenmek istediğimiz konulara yani Güneydoğu'ya! Neler oluyor Güneydoğu'da?

Mehmet Teyar Karakoç: Güneydoğu'da neler olmuyor ki! Anlatmakla bitmez, anlatmaya vakitler yazmaya mürekkepler yetmez. Kısacası Güneydoğu'da askerimiz var, polisimiz var, köy korucularımız var en önemlisi de devletimizi bayrağımızı ve milletimizi seven vatandaşlarımız var. Yalnız olmasını çok istediğimiz halde maalesef devletimiz yok. Çok şey istemiyoruz aslında. Sadece Güneydoğu'da devletimizin de olmasını istiyoruz, fakat bizi bundan mahrum bırakıyorlar. Hâlbuki biz, bu kutlu milletin bir neferi olarak bin küsur yıldır aynı topraklarda birlikte yaşayan; anısı bir, acısı bir her türlü tehdit ve saldırıya birlikte karşı duran Malazgirt’te, Dumlupınar'da, Sakarya'da, Kore'de, Kafkaslar'da, Balkanlar'da ve Çanakkale'de yurdumuzun her köşesinde omuz omuza kardeşçe yedi düvele karşı kahramanca mücadele verdik.

Hz. Muhammed Mustafa’ya birlikte iman getirdik. Aynı kutlu yola baş koyduk. Örf, adet ve gelenekleri birbirine tıpa tıp benzeyen milyonlarca insanımız var. Aynı yürek dilini konuşan, aynı dine mensup, aynı kıbleye baş koyarak, zor hayat şartlarını birlikte göğüsledik. Karşı karşıya kaldığımız bütün acımasız durumlarda tek yürek olduk. Selçuklu, Osmanlı derken son yüz yıldır da, ay yıldızlı al bayrak altında kardeşçe yaşayarak 10 milyona yakın evlilikler yaptık. Bu evliliklerden doğan milyonlarca çocukla birlikte, bin yıllık kardeşliği akrabalık ilişkileri ile birbirinden kopamaz ayrılamaz hale geldik.

Ancak bu vatan topraklarında göz nuruyla oluşturulmuş Türk/Kürt kardeşliğini bozmak, milletimizin arasına fitne ve fesat sokmak için aklınıza gelebilecek her türlü hain plan proje ve tuzaklar kurulmaktadır.

Hain odaklar tarafından fitne ve fesat tohumları etrafa fütursuzca savrulmaktadır. Bu gün içinde bulunduğumuz durum çok çetrefilli ve vahim bir hal almıştır. Yaklaşık 14 yıl önce yani 2002 yılında sıfır terör ile ülkemizde iktidarı devralan AKP. İktidara geldiği günden bu yana milli ve manevi bütün değerlerimizi tahrip eden bir anlayış ile hareket etmekte ısrarcı davranmış. Birlik beraberlik ve huzur içerisinde kardeşçe bir arada yaşayan milletimizin arasına fitne ve fesat sokmaya çalışarak ayrıştırmak ve kutuplaştırmak için yoğun bir mesai harcamıştır. Milletimizin gerçekte var olan sorunlarını yok, olmayan sorunlarını var kabul ederek içte ve dıştaki bütün bölücü hain odakları muhatap almış; milletimizi dönüşü büyük zahmetler ve bedeller gerektirecek önemli ve kanlı bir sürece doğru sürüklemiştir. AKP'yle geçen her günümüz telafisi büyük bedel olarak önümüze çıkmakta ve AKP’nin attığı bütün hatalı adımların faturası milletimize kesilmektedir.

2005 yılından itibaren başlatılan ve çeşitli isimler adı altındaki projelerle, ülkemizi bölmek ve parçalamak isteyen bölücü terör örgütünü muhatap alan iktidar partisi bölgemizin bütün gerçeklerini görmezden gelmiştir.

Bölünmek ayrışmak ve parçalanmak istemeyen bin yıllık kardeşlikten vazgeçmeyecek olan bölge insanının görüş ve düşünceleri dikkate alınmayarak terör örgütleri ve siyasi uzantıları muhatap kabul edilerek, talepleri bir bir yerine getirilmeye çalışılmıştır.

Ülkemizin ve milletimizin bütün gerçeklerini bir kenara bırakarak MHP'nin bütün uyarılarına kulak tıkayan AKP, ısrarla yürüttüğü ve adına en son “çözüm süreci” dediği ihanet ve yıkım projesini uygulamaya koymuş, milletimizi bölünme ile karşı karşıya bırakmıştır. İktidarın ufku kapalı milli hassasiyetlerden uzak tutarsız politikaları dünyayı tek elden yönetmek isteyen egemen güçleri fazlasıyla cesaretlendirmiştir.

Bu güçler, üzerinde yaşadığımız Ortadoğu coğrafyasında yer altı ve yer üstü zenginlikleri bir yüz yıl daha kontrol altına almak için Ortadoğu’da terör örgütleri üzerinden acımasızca projeleri uygulamaya koymuşlardır. Bu kanlı projelerle komşu devletlerin haritasını ve yönetimlerini değiştirip büyük bir “Kürdistan” devletini kurma yolunda adım adım ilerleyerek sınırlarımıza dayanma cüretini göstermiş ve ülkemizi pervasızca hedef almışlardır.

Bir damla petrol bin damla kandan değerlidir anlayışını taşıyan bu dış mihraklar, AKP'den aldığı cesaretle ülkemizin güneydoğusunu milletimizden istemekte ve bölünmüş bir Türkiye planı yapmaktadır.

AKP bu planlar doğrultusunda adımlar atarak, yukarıda bahsettiğimiz “çözüm süreci” adı altındaki projeyle; ülkemizi bölmek isteyen emperyalist güçlerin taşeronu eli kanlı PKK terör örgütüne Güneydoğu’yu adeta terk etmiştir. AKP yıllardır milletimizi kandırmakta ve aldatmaktadır. İstesek de istemesek de gerçek olan şu ki Güneydoğu’da güvenlik güçlerimiz ve PKK'lı teröristler arasında uzunca bir süredir oldukça yoğun bir oranda çatışma yaşanmaktadır.

Yani AKP,”çözüm olacak, dağlarımızda çiçekler açacak, halk mutlu olacak, piknikler yapılacak, artık şehitler gelmeyecek, analar ağlamayacak, 40 yıllık terör sorunu bitecek, eşkıyalar sınır dışına çıkacak, silahlar bırakılacak. Edebiyatını ahlaksızca yaparak milletimizi kandırmış ve aldatmıştır.

Sözde “çözüm” dedikleri süreçte devletin ayağına prangalar vurulmuş yasal ve anayasal suç işlenerek, sınırlarımızın dışında bulunan ülkemizin ve milletimizin varlığına kast eden bütün teröristler ve eli kanlı canilerin, il ve ilçe merkezlerimize yerleşmelerine ses çıkarılmamış, göz yumulmuş, hatta bu canilere çeşitli imkânlar sunulmuştur.

Eli kanlı bölücü terör örgütü mensupları şehir merkezlerimizde AKP’nin ve HDP’li belediyelerin desteği ile il ve ilçe merkezlerine yıllarca yığınak yapmış "öz yönetim" ilan ederek sokaklarımıza barikatlar kurmuş hendekler kazmış tüneller açmış her tarafı patlayıcılarla tuzaklamıştır.

Uzunca bir dönem valilere kaymakamlara operasyon izni vermeyen iktidar partisi AKP, sahadaki bütün güvenlik güçlerini karargâhlara hapsetmiş, yol güzergâhlarındaki kontrol noktaları ve stratejik karakolları kapatmış, İmralı’da yatan cani başını mağaralarda bulunan Kandillileri ve Barzani’yi muhatap kabul etmiş, başkanlık sistemi karşılığında bütün hain emellerin arzusu olan bir “Kürdistan” vaadinde bulunmuştur. Bu da bölücü hainlerin iştahını kabartmış yıllardır arayıp bulamadıkları fırsatı Recep Tayyip Erdoğan’da bulmuşlardır. Güneydoğu'yu PKK terör örgütüne peşkeş çekme, bölgemizi eli kanlı canilere teslim etme amacı taşıyan gaflet ve ihanet projesi, Recep Tayyip Erdoğan ve “Serok Ahmet” hükümetleri eliyle yürütülmüştür. Bin bir yalanla sürdürdükleri bu ihanet projesi, bugün geldiğimiz noktada milletimizi kanlı bir sürece doğru sürüklemiş durumdadır.

Ne yazık ki şehirlerimizde huzur bitmiştir, devlet egemenliği neredeyse kaybolmuştur, kontrol yer yer PKK terör örgütünün eline geçmiştir. Yani eşkıya şehir merkezlerimizde alan hâkimiyeti oluşturmuş karakollar kurmuş devlet içinde devlet kurduğunu ilan etmiştir, AKP'nin PKK'ya bilerek bıraktığı vatan topraklarında bugün okullarımız Camilerimiz mahalle ve sokaklarımız işgal altındadır.

Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında yaklaşık 1400 yıldır susmayan Ezan-ı Muhammedi susturulmuş, Egemenlik sembolümüz ay yıldızlı al bayrak, gönderden indirilmiş yerlere atılmıştır!

Güvenlik güçlerimiz şu anda büyük bir özveri ile canını ortaya koyarak şehirlerimizi ilçe merkezlerimizi temizlemeye çalışmakta yıllarca göz yumulan bölgelere tuzaklanan patlayıcıları imha etmeye çalışmakta ve canlarını vatana feda ederek teröristlerin elinden silahlarını almaya gayret göstermektedir.

Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık hayali uğruna; Silvan’da Lice’de Hazro’da Kulp’ta Kocaköy’de Sur’da ve kısacası Diyarbakır'da ve Güneydoğu’da her gün onlarca aslan parçası evladımız şehit olmakta yavrularımız genç yaşta bir bir toprağın bağrına düşmektedir.

AKP'nin dünden bugüne söylediği her şey yalan çıkmış,”analar ağlamayacak” projesi iflas etmiştir.

Analarımız artık hep birlikte ağlamakta eli kınalı gelinler hamile kızlarımız dul kalmakta kundaktaki bebeler yetim kalmaktadır Analar evlatsız babalar yavrusuz kalmaktadır. Hayaller yarım kalmakta vatan topraklarımız ne yazık ki bir insanın siyasi hırsları yüzünden tekrar bedel ödenerek vatanlaştırılmakta bedeli ise kan olarak ödenmektedir.

Diyarbakırlı bir vatandaş olarak bütün vicdan ve ahlak sahibi olanlara soruyorum:

Allah-Muhammed aşkına, vatan evlatları şehit olurken Bakan evlatları nerdedir, neyle meşguldür, soran sorgulayan var mıdır? Elbette ki olan, kumarhanedeki ve gemicik sahibi bakan evlatlarına değil vatan evlatlarımıza olmaktadır. Bu vesileyle minnettar olduğum saygı ile önlerinde eğildiğim bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor, yakınlarına ve Büyük Türk Milletine sabırlar vermesi temennisinde bulunuyorum.


Harun Kılıç: Durum bu kadar vahim diyorsunuz?

Mehmet Teyar Karakoç: Evet. Maalesef durumun bu kadar vahim ve acı verici olmasına rağmen milletimiz çeşitli şekillerde yıllardır uygulanan algı operasyonlarıyla benzer yol ve yöntemlerle kandırılmaya çalışılmaktadır. R.Tayyip Erdoğan’a ve “Serok Ahmet”e aldanan vatandaşlarımız hem malıyla hem de canıyla ağır bedeller ödemektedir elbette ki üzüldüğümüz mal değildir yitip giden ve artık geri gelmeyecek canlarımızdır, tehdit altında olan, vatanımız ve milletimizdir!

(Devam edecek...)

Yorumlar

Röportajlar Manşet