SON DAKİKA

Biri Bizi Gözlüyor

20 Ağustos 2017
Biri Bizi Gözlüyor

 

Kemal Kılıçdaroğlu tutuklanır mı? Bu tartışmadan murat Kılıçdaroğlu’nu tutuklamak mıdır, ülkeyi bir açık hava hapishanesine çevirmek mi?

Devleti yönetenler sosyal medyada terörü destekleyenlerin takip edileceği ve haklarında gerekli işlemin yapılacağını açıklıyorlar. Bu konuda tutuklananların sayısı da hayli fazla. Son yayınlanan olağanüstü hal kararnamesine göre polis internet abonelerinin kimliğine ulaşabilecek.

Terör bir gerçek. Çok acı ve kanlı bir gerçek. Onunla en etkin ve şiddetli mücadele edilsin. Fakat onunla mücadelenin de sınırı olmalı. Bu sınırı terörist tayin etmez. Ancak onunla mücadele edecek olan devlet bir çerçeve çizmeyi başarabilir. Panikle, aceleyle verilmiş her karar zaten terörün hedefleri arasındadır. Devletin bu dikkati göstermemesi, terörün ekmeğine yağ sürmek, işini kolaylaştırmaktır. Terörün kurbanı ise bu durumda sadece patlamalarda ölenler değil, bütün bir toplum olmaktadır. Asıl tehlike budur.

Tehlikenin alanı ve şiddeti genişledikçe devlet terörle mücadelede milleti yanına almanın yolunu sağlam bir zemine oturtmalıdır. Kaos ve kargaşa içinde devlet- toplum çatışmasına dönüşmesi, devletin olabildiğince öne çıkması, toplumun olabildiğince gerilemesi tuzağına dikkat etmek gerekir.

Böyle bir durum devletin önce bir korku yaratmasıyla, sonra da toplumu o korkuyu kullanarak teslim alması sonucunu doğurur. Ardından devlet bu defa toplumu  “koruma” adına ülkeyi bir açık hava hapishanesine çevirebilir.

Ergenekon tutuklamalarının yaşandığı yıllarda “dinlenme” korkusu toplumumuza ciddi bir travma yaşatmamış mıydı?

19.yüzyıldan başlayarak batı toplumlarında iletişim teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak yeni bir devlet anlayışı/modeli ortaya çıktı. Bu devlet artık ortada görünmeyen ama izleyen, gözetleyen, gözlemleyen devletti.  

Vatandaşın “potansiyel şüpheli”  durumuna karşı devletler büyük gözetleyici, her yerde gözü ve kulağı bulunan büyük birader konumuna gelmişlerdi.

Demokrasinin ilerlediği ülkelerde bu duruma bir sınır çizilirken, geri kalmış ülkeler bu yöntemi hoyratça uygulamaya devam etmektedirler.

Yakın geçmişe kadar devlet verdiği cezayı, halka topluma izlettiren, dolayısıyla kendisini gösteren bir varlıktı. Ama 19.yüzyıldan itibaren iktidar artık görünmez bir hale geldi.

Hapishaneler, cezaevleri artık toplumun gözünden kopmuştur. Bu nedenle sindirme aracı olma özelliklerini yitirmişlerdir. Devlet artık korkulan ama soyut bir varlıktır. Kimsenin gözetleyeni görmeyeceği, fakat herkesin gözetmen tarafından görülebileceği bir sistem söz konusudur.

 Sanal dünya ve özellikle sosyal medyanın varlığı ve etkinliği “gözetlenme” olgusunu büsbütün uç bir noktaya taşırken, insanlar adeta gönüllü bir biçimde gözetlenmeye rıza göstermektekiler.

Bu rıza göstermede vatandaş ile terörist arasındaki ayrımı objektif kriterlere bağlamak, terörle mücadelede etkin bir araç, tersi tekrar ifade ediyorum, terörün elini güçlendirmek olacaktır. Aman dikkat.

Yorumlar