SON DAKİKA

Bu Müfteriler Kimlerin Çocuğu?

11 Mayıs 2017
Bu Müfteriler Kimlerin Çocuğu?

 

Anadolu’nun Yunan işgali altında inlediği; pek çok okulumuzun, öğrencileri cephede olduğundan mezun veremediği, Ecdadımızın; Allah için, Vatan için, Bayrak için, Ezan için can verdiği Milli Mücadele döneminde bazılarının niyetleri ve istekleri bambaşkaydı.

***

Mustafa Kemal paşa anlatıyor:

…Ben Konya’ya yaptığım seyahatlerin birinde okulları dolaşıyordum. Bana dediler ki, aman efendim bir de medreselere gel…

Yanımda, Rus ve Azerbaycan elçileri vardı. Bir medresenin kapısına geldik, fakat kapı olduğunun farkında olmadım; çünkü demir parmaklık vardı.

 Hani kapı dedim?

 Burası dediler. Medreseye köpek girmesin diye parmaklık yaptırdık dediler.

Önce bu medresenin kapısını açın da, ondan sonra girelim diyemedim ve bu şekilde büyük hata işledim.

Demirin üzerinden atladık; içeriye girdik, baktım ki bir tabur kadar başı sarıklı adam, sıraya dizilmişler ve Müftü Efendi başta olmak üzere Konya’nın bilginleri(!) toplanmış…

***

Gayet hoş davranmak istedik.

Müftü Efendi tuttu nutuk atmak istedi. Dedi ki, efendim bizim talebeyi askere alıyorlar ve askerde bulunan talebenin geri gönderilmesine izin vermiyorlar. Birkaç kez, hükümete yazdık cevap vermediler. Emir buyurunuz geri göndersinler dedi.

Ben yabancıların yanında bunları küçük düşürmek istemedim. Peki dedim gereğine bakarım

Yok, şimdi emir veriniz dedi!  Askerlik işlerinin başkan paşası vardır, buradadır. Vali vardır, buradadır emir veriniz dedi.

Göz önüne alırız dedim!

Efendim şimdi emir veriniz dedi.

***

O zaman durumu inceledim. Müftü Efendi havacelerin herkes üzerinde etkili olduğunu kanıtlamak için bana hükmediyordu. Gayet yüksek sesle havacelere dedim ki:

Bir sürü asker kaçağı toplanmışsınız! Bütün medreselerde sizin gibi insanların hepsini toplasak:

Karahisar’ı kurtarmak mı yoksa burada oturmak mı?

***

Bu önemli olay oldu. Çünkü Konya’nın en değerli bilginleri(!) hakarete uğramıştı. Gerçekten hakaret edilmişti.

Evime gittiğim zaman asıl Konya’nın halkı geldi ve dediler ki:

Efendim çok teşekkür ederiz. Biz havacelere çok değer veriyorduk. Nedeni buraya gelen her büyük adam onların elini öpmüştür. Biz de sanıyorduk ki onların elini öpmek bir şeref… Yoksa biz bunların ne kadar adi adamlar olduğunu şimdi anladık ve her yerde söyleriz.

***

Peki, kimdir bu havaceler?

***

Bunlar; Askere gitmemek, vergi vermemek için tekke açıp hocalık taslayan, Dini kendilerine menfaat kapısı yapıp bu yolla saf ve temiz Anadolu Türklüğünü sömürenlerdir.

Tekkelerinden bir taş alsan dünyayı ayağa kaldıran ama memleketin toprakları işgal edilirken umurunda olmayan, dahası Kuvayı Milliye kahramanlarına terörist, kâfir, eşkıya diyenlerdir.

Yunan askerlerine moral olsun diye onlarla tiyatro izleyen cübbeli, sarıklı, sözde hocalardır.

Börekçizade gibi değerli hocalara idam emri çıkartan; Yunan gâvuru, Mustafa Kemal kâfirinden daha hayırlıdır diye fetva verenlerdir.

Cumhuriyetle beraber çıkarları zedelenen asalak soysuzlardır.

İskilipli Atıf’lardır, Şeyh Sait’lerdir, Seyit Rıza’lardır.

***

İşte bugün Atatürk’e ve annesine iftira atan nankörler Onların çocuklarıdır.

***

Kimisi FETÖ’cüdür; kimisi İngiliz, kimisi Yunan aşığıdır.

Kimliklerini ve niyetlerini gizlemek için Müslümanlık maskesi takarlar.

Korkaktırlar.

İslam’ı ve Müslümanları mevzi yapıp arkasından saldırırlar.

Karşılık verirsen din düşmanı ilan edip hedef gösterirler.

Ellerinden alınan imtiyazları düşündükçe kahrolur, Cumhuriyet öncesinde olduğu gibi imtiyazlı sınıf olmayı isterler ama…

 “Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.”

Daha çooook beklerler.

Yorumlar