Hukuk Deli Divane!..

21 Nisan 2017
Hukuk Deli Divane!..

Bildiğiniz gibi Anayasa Değişikliğiyle bağımsız mahkemelerimizin tarafsız olmaları sağlanmış oldu. Daha önce taraflıydı da bu değişiklikle mi tarafsız oluyordu? Cevaplar farklı olabilir, yahut her isteyen istediği yöne çekebilir. Doğrusunu isterseniz karışık ve karmaşık bir konu!

Mahkemelerimizin daha önce taraf tuttuğu varsayılırsa merak ediyoruz: "Acaba hangi yanın tarafını tutuyordu?" 

Aşağıda yaptığımız açıklamalar çerçevesinde iktidarın/yürütmenin yargının içine girmesini doğru bulmuyoruz.

Her neyse, demek ki artık mahkemelerimiz yargı yetkisini kullanırken hem bağımsız hem de tarafsız olacaklar!.. Olabilecekler!..

***

Oysa Anayasa Değişikliği kapsamında Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyelerini seçme konusunda gerek Cumhurbaşkanı'na gerekse TBBM'ye verilen yetkiler yargının bağımsızlığını, ayrıca mahkemelerin bağımsızlığı ile tarafsızlığını zedeleyecek niteliktedir. Bu acı sonun gerçek görüntüsü elbet zaman içinde daha açık bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Bize kalırsa geleceği bile beklemeye gerek kalmadan Yüksek Seçim Kurulu'nun halk oylaması öncesinde, sırasında ve sonrasında verdiği kararlar bunu kanıtlar niteliktedir. Nitekim bu kararlar rahatsız edici ve tartışılır olmuştur.

YSK'nin gerek halk oylaması sürerken verdiği karara, gerekse halk oylamasına yapılan itirazlar üzerine verdiği karara şaibe lekesi bulaşmış ve sorularla karşılanmıştır.

***

Aslına bakarsanız konu geniş ve çetrefilli!.. İçine girip anlamak isterseniz üzerinde iyice yoğunlaşmanız gerek!..

Sizleri sorular yumağından kurtarmak amacıyla iki konuya değinmek isteriz.

1-YSK'nin 14.02.2017 tarih ve 97 sayılı kararı ile 135/1 sayılı Genelgesi'nin 43/c bendinde:

"Arkasında sandık kurulu mührü olmayan birleşik oy pusulalarının geçerli olmayacağı belirtilmiştir."

Bu karar 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 101. maddesinde yer alan;

"Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan, birleşik oy pusulaları geçerli değildir." hükmüne uygundur. Yani kanuna uygun bir karar verilmiştir.

2-Ne var ki YSK 16.04.2017 tarih ve 560 sayılı kararında ise bu kararına aykırı yeni bir karar vermiştir. YSK bu kararında şöyle demektedir:

"...sandık kurullarının hata veya ihmali sonucu mühürlenmeyen oy zarfı ve oy pusulası ile kullandırılan oyların geçerli kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır."

***

Ancak dikkatinizi çekmek istediğimiz bir konu var:

YSK ikinci kararını oylamalar devam ederken AKP temsilcisinin verdiği bir dilekçe üzerine alıyor!..

Evet evet!

AKP Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi Recep ÖZEL'in verdiği dilekçe üzerine;

"Üzerinde sandık mührü olmayan birleşik oy pusulalarının geçerli olacağına ilişkin kararını veriyor."

İşte şaibenin, işte soruların nedenleri bunlar...

İşte hukukun deli divane olmasının sebebi bunlardır.

***

Kafanızı daha fazla karıştırmamak için 298 sayılı Kanun ile 3376 sayılı Kanunun referandum ve seçimlerle ilgili maddelerinden söz etmiyoruz.

Ama Sayın Cumhurbaşkanı'nın iki ayrı açıklamasını da buraya almak zorundayız.

İlkinde muhalefete yüklenerek: 

"Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış ya. Boşuna uğraşmayın, atı alan Üsküdar'ı geçti, haberiniz yok!.." dedi...

İkincisinde ise CHP'nin referandum itirazıyla ilgili olarak:

"YSK'nin kararları; Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yetki alanında değil. YSK'nın kararı kesin bu iş bitti..." dedi.

***

Düşünüyorum da Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu tür açıklamaları yargıyı bir tür etkilemek değil midir?

Bunları duyanlar ne yapar?

Bu durumda mahkemeler tarafsız olabilir mi?

Oysa Anayasa Değişikliğinde Mahkemelerin tarafsızlığından söz etmemişler miydi? 

Yorumlar