SON DAKİKA

İğneyi Kendimize…

19 Nisan 2017
İğneyi Kendimize…

 

16 Nisan 2017 günü yaptığımız “Oligarşiye dönüş” oylamasında aldığımız sonuç, bana “İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır” Atasözümüzü hatırlattı. Eleştiri hep “evet” diyenlere, “hayır” diyenlere yapılacak bir eleştiri yok öyle mi? Geçin bunu, hemen konuya gireyim:

Bir kere biz hayırcılar bu “demokrasi mi oligarşi mi” kavşağına gelinciye kadar çok tembeldik. Gayri millî, gayri insânî ve gayri ahlâkî düşman unsurları 31 Ağustos 1071’den, özellikle 23 Nisan 1920’den beri yurt, ulus ve devletimizi yok etmek için ittifak edip çalıştılar. Biz ise hazıra konduk, yiyip-içip yattık, bölündük, slogan attık.

Geldiğimiz noktada görüyoruz ki: “Vatansız solculuk”, “İslamcı vatansızlık”, “sosyal ve kültürel değerlere sırt dönüş”, “ben büyüğüm sen küçüksün” kabalığı, “ben haklıyım” inadı, “sınıf teorisi”, “Tanrı Dağı-Hira Dağı” edebiyatı, “ahlâk-maneviyât” nakaratı kirlenme getirdi.

Kabul etmeliyiz ki: “Düşünce ve birikimleri paylaşma, birbirimizin kahrını çekme, özveri, içtenlik, tutarlılık” gibi değerlerde aşınma var, bunları tamir ve telafi etmeliyiz.

Yani tembellik ve keyfilikle güçlenilmeyecek, yorulup terlemeden yaşanılmayacak.

“Vatan severim”, “Milliyetçiyim”, “Atatürkçüyüm”, Cumhuriyetçiyim” diyenler samîmi olmalılar. “Ben de mütedeyyinim” diyenler İslâm ahlâkına ters düşmeyecekler. Aksi halde, küçük bir sarsıntıda şaşırıp kalıyoruz. 1980’den beri olduğu gibi.

Bugün Recep Tayip Erdoğan (RTE) ve AKP’den şikâyetçi olanlar, son bir ay hariç, 2002’den beri hangi sağlıklı işleri yaptılar, hangi yaraya merhem oldular, söyleyin bakalım.

Deniz Baykal değil miydi bu RTE’yi siyâset mezarlığından çıkarıp karşımıza dekin?

“Meçhûl” adam Devlet Bahçeli değil miydi bu RTE ve AKP’nin önünü açan?

Kemal Kılıçtaroğlu değil miydi millî cephenin kapılarını kapatan?

BBP’nin öncüleri değil miydi milliyetçilikten beslendikleri halde milliyetçiliği ayaklarının altında çiğneyenlere su taşıyan, koltuk değneği olan?

Bunları geçmişe takılmak, birileriyle uğraşmak için yazmıyorum. Önümüz aydınlansın, düşüncelerimiz berraklaşsın diye kaydediyorum.

Kaç gündür düşünüyorum: Nerede bu Cumhuriyet’in yetiştirdiği milyonlarca: “Uygarım, aydınım” diyen akademisyenler? Nerede çağdaş Türkiye’nin düşünce adamları, devlet memurları, öğretmenleri, hukukçuları, kolluk kuvvetleri sanayicileri, iş adamları?

Şimdi herkes, Türkiye Cumhuriyet’inin nimetleriyle beslenip yaşayan herkes, 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ndan önce zayıflarla dolu karnesini eline alıp baksın.

Herkes elindeki karneyi iyice bir okusun, değerlendirsin.

Zayıflarımızı değerlendirirken umutsuzluğa kapılmayalım.

Çünkü bu karnenin “ikinci dönemi” var, “bütünleme-tamamlama sınavları” var.

Sınıfı geçmek için “ikinci dönem”, “bütünleme-tamamlama” sınavları yeter.

Bu sınav süreçlerini değerlendiremezsek bir Irak, bir Libya, bir Suriye olmaya hazırlanalım.

Ama asla umutsuz olmayalım. Sınavlara hazırlıklı gidersek sınıfımızı geçeriz, tasdikname ile ayrılıp gitmeyiz, çocuklarımızın gözüne bakmaya yüzümüz olur.

***

23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ımız kutlu olsun.

Yorumlar