Bu da Geçer Yahu

17 Nisan 2017
Bu da Geçer Yahu

 

Klasikleşmiş; ama yürekten inandığımız bir temenniyle başlayalım: Halk oylaması sonuçları ülkemize ve milletimize hayırlı olsun. Kimin kazandığının tam bir netlik ve güvenle söylenemeyeceği bir sonuç. YSK’nın tutumuyla demokrasi tarihimizde 1946 seçimleri gibi şaibeli olarak anılmaya mahkûm bir halk oylaması.

Her iki tarafın da biz şunları kazandık, şunları kaybettik diyeceği noktalar, halk oylamasıyla ilgili istatistikler yorumlandıkça ortaya çıkacaktır. Ancak çok kabaca değerlendirdiğimizde evet’e açık destek veren partilerin 1 Kasım 2015 seçiminde aldıkları oy oranı toplamı %63 iken halk oylamasında %51.4’e erişebilmeleri %11.6 oy kaybına uğradıklarını göstermektedir. Dolayısıyla buna “Pirus” zaferi dense yeridir.

Bilindiği gibi giriştiği savaşlarda topraklarını sürekli genişleten Epir Kralı Pyrrhus, son olarak MÖ. 279-280 yılında Askalum Savaşı'nda Roma'ya karşı zafer elde eder. Ancak zafer o kadar pahalıya mal olmuş, o kadar ağır kayıplar verilmiştir ki yenenle yenilenin bir farkı kalmamıştır. Pyrrhus, sonunda tahtını bırakmak zorunda kalır. İşte bu nedenle sonuçta zararı görünürdeki kazancından büyük olan zaferlere Türkçe söylenişiyle "Pirus zaferi" denir.

Başbakan’ın “OHAL uygulaması içinde halk oylaması yapıldı, dedirtmeyiz.” sözü havada kalmıştır. Halk oylamasının - konurken 45 gün içinde kaldırılacağı söylenen - olağanüstü hal uygulaması içinde yapılmasına, olağanüstü propaganda imkânları kullanılmış olmasına rağmen kıl payıyla evet sonucuna ulaşılması tatmin edici değildir. Teşbihte hata olmaz; bir dev, elleri bağlı küçük bir çocukla güreşmiş; yenilmesine ramak kala kıl payıyla galibiyete ulaşabilmiştir. Kaybetse bile uzun vadede pek çok şey kazananın hayır cephesi olduğunu düşünmek için yeterince sebep var.

Bundan sonra neler olur halk oylaması sürecinde çok söylendi. Burada tekrarı hem uzun hem de gereksiz. Gönül, sonucun gerçekten ülkenin daha iyi yönetilmesine ve yükselmesine vesile olmasını arzuluyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın ve partisinin de aynı arzuya sahip olduğuna, aksinin hiç de akla uygun olmadığına inanıyorum. “Güle güle Cumhuriyet. Doksan yıllık reklam arası bitti. Halk kendi devletini kuracak vb.” diyenler, Osmanlı dönemine dönülmesini bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacaklardır.

Ancak şu gerçekleri de her an göz önünde bulundurmak gerekir:

Kıl payıyla kabul edilmiş bir anayasanın toplumsal mutabakat açısından yetersiz olduğu, yönetim güçlüklerine yol açacağı utulmamalı, uygulamalarda zorlama yerine olabildiğince mutabakat aranmalıdır.

Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Karatepe’nin dediği gibi bu sistemi beğenmezsek üç beş yıl sonra parlamenter sisteme dönülmesi artık mümkün değildir. Böyle bir alternatifi unutun. Beklenebilecek en olumlu gelişme yeni sitemin totaliterliğe dönüşmeden başarıyla uygulanabilmesidir. Olumsuzundan Allah korusun.

Halkın %48.6’sının “çukur, terör yandaşı, 15 Temmuz destekçisi, terörist, hain, şerefsiz…” olmadığı da anlaşılmış olmalı. Özür dileyen çıkar mı bilmem.

Şeref sözcüğünü diline dolayan belediye başkanı işten çıkarmalara başlarsa sistem şimdiden çöker.

Hayır diyenleri kanlarında boğmaya yemin edenler, karılarını kızlarını ganimet görenler karşılarında kendileri kadar güçlü bir hayır bloğu olduğunu görerek tırsarlar umarım. Değilse önümüzde barış değil kavga var.

2019 yılına kadar beklenip beklenmeyeceğini zaman gösterecek, şimdiki kanaatimiz beklenmeyeceği yönünde. Önümüzde hayli zorlu bir siyasî süreç var. Başarıyla çıkılmasını temenni edelim.

Yorumlar