SON DAKİKA

Zıvanadan Çıktık, Böyle Halk Oylamasına Böyle Oy!

11 Nisan 2017
Zıvanadan Çıktık, Böyle Halk Oylamasına Böyle Oy!

 

İKİ ELİNİZ KANDA BİLE OLSA OYUNUZU KULLANMANIN BİR YOLUNU BULUN.

ARTIK KONU HALK OYLAMASI OLMAKTAN ÇIKTI.

 

Halk oylaması, bir hukuk devletinde halkın iki seçenekten hangisini uygun bulduğunu belirlemek üzere yapılan demokratik, sıradan bir oylama olmaktan çıktı. Zaten arasına nifak sokulmuş, kamplara bölünmüş halkın düşmanlık düzeyini ulaşılabilecek en yükseğe çıkarmak için, devletin maddî mânevî bütün imkânlarının kullanıldığı bir propaganda saldırısı ile konu çizgisinden çıkarıldı.

Demokrasinin gereği olarak devleti yönetenler, bir konuda yapılacak olan düzenlemeyi halkın uygun bulup bulmadığını anlamak üzere, yasalar gereği halk oylamasına başvurur. Bir annenin yavrularına “Kahvaltıda çok acılı, ıspanaklı gözleme ister misiniz?” demesi kadar basittir. Bu anne, çocuklarından gelecek evet ya da hayır cevabını hiç dikkate almayıp aklındakini uygulayacaksa niye sorar ki?

Annenin, hayır diyebilecek çocuklarına peşin peşin “Hayır diyen zaten nankördür, haindir, düşmanlarımızın aile içine sokulmuş işbirlikçileridir, zaten babanız da gözleme istiyor, bundan sonra hayır diyenlere yemek de yok, harçlık da yok, hepsini evlatlıktan reddedeceğim.” demesinin hiçbir mantıklı açıklaması bulunamaz.

Evin her yanını gözleme resimleriyle donatır; işe okulu, öğretmeni, camiyi, çocuklara sözü geçebilecek herkesi  katarak; acılı, ıspanaklı gözleme istemeyenlerin cehennemlik kötü insanlar olduğunu anlattırırsa bu anneye “Aklın başında mı, niye isteyip istemediklerini soruyorsun? Daya önlerine gözlemeyi; al eline kepçeyi, yemek istemeyen olursa vur kafasına!” demek farz olur. Zaten şark toplumlarında demokrasi dediğin de ancak bu kadar olur canım(!) Niye tercihlerini sorup abartıyor, “Demokratik, sosyal, hukuk ailesiyiz.” filan diyor(?)

Şaka bir yana, propaganda süreci gerçekten zıvanadan çıktı. Beni en çok üzen ve oyumu belirleyen, mukaddes dinimizin pervasızca siyasete âlet edilmesi ve çok ağır yara almasıdır. Kötülük yönünde bile olsa her işin “Bu kadarı da olmaz!” dedirten bir âdâbı, sınırı, raconu vardır. Dinimizin; bölücülüğün, siyasetin, çıkarcılığın aracı yapılmasında “fıkıh âlimi” ünvanlı profesörün bile hiçbir sınır tanımayan fitneleri, dinine bağlı herkes gibi beni de kedere boğuyor. Yüce Allah(CC) elbette hak dinini korur. Elbette birileri ahretlerini tehlikeye atmışlardır.

Anayasa değişikliğiyle ilgili 18 maddeyi bizzat tek tek inceledim. Çok acılı, ıspanaklı gözlemeyi sevmediğim gibi bunların çoğunu da hiç sevmedim. Ancak tümünü sevmiş olsam bile, artık o 18 madde iyiymiş, kötüymüş, benim nezdimde hiçbir önemi kalmadı. Dinime yapılanlar, ilahî güzelliklerin paylaşıldığı bir huzur ikliminde birbirimizle kucaklaşmamıza, kardeşliğimizi pekiştirmemize öncülük edecek din adamı müsveddelerinin düşmanlıkları körüklemeleri beni tiksindirdi. Camide omuz omuza namaz kıldığım vatanseverliğinden hiç şüphem olmayan komşuma, hayır oyu vereceği için cehennemlik vatan haini damgası vurulmasına razı olamıyorum. O imamın ardında namaza durduğumda kabul olunduğundan şüphedeyim.

Diğer tarafın da payı olan devletin bütün imkânlarının seferber edilerek bir tarafın emrine verilip haram işlenmesinden; eksik, yanlış ya da yalan bilgi bombardımanından nefret ettim. İlan panolarını kaplayan yalanlarla ve saptırmalarla, aklımın küçümsenmesine dayanamıyorum. Hazreti Ali (KV) karşısında her hileyi mübah gören Muaviye anlayışını çağrıştıran örnekler üzüntümü artırdı.

Halk oylamasına OHAL uygulaması altında gidilmesini, hayır diyeceklere yapılan engellemeleri haksız ve adaletsiz bulmaktayım. Hayır diyenlere yöneltilen tehditlere, saldırılara bakınca; geleneklerim, mertlik ve insanlık anlayışım  mağdurların, mazlumların yanında olmamı zorunlu kılıyor.

Ben yolumda sâbit kademim; ama milliyetçi, vatansever sanıp gönül verdiğim insanlar beni hayal kırıklığına uğrattı. Azınlıkta kalan, gerçek bir gerekçe öne sürmekten âciz %10’luk Milliyetçi(!) kesimin, hayır diyen %90 oranındaki milliyetçilere tahammülsüzlüğü ve ettikleri küfürler, kararımı kesinleştirdi.

16 Nisan sabahı sandıklar açıldığı an, oyunu kullanan ilk kişi olacağım. Oyumu mukaddes dinim için, dinimin çıkar uğruna kullanılmasına ve saptırılmasına engel olmak için; vatanım, Türklüğün bekası, milletimin geleceği için, torunlarım için kullanacağım. Hayırlı olsun inşallah!

 

OYUNUZUN İPTAL EDİLMEMESİ İÇİN DİKKATLİ OLUN, VURDUĞUNUZ TERCİH MÜHRÜ

DİĞER ALANA TAŞMASIN, ETRAFA BULAŞMASIN.

Yorumlar