SON DAKİKA

Dedeler Yer, Torunlar Öder

09 Nisan 2017
Dedeler Yer, Torunlar Öder

 

HALK OYLAMASININ DİNLE İLGİSİ YOKTUR. KİMSEYE TERCİHİNE GÖRE SEVAP YA DA GÜNAH YAZILMAYACAKTIR. DÜNYEVİ BİR İŞ OLUP İSABETSİZ BİR KARAR GELECEĞİMİZİ KARARTACAKTIR. 

          

Bir yerlerde bir çocuk öldürülmüşse, sessiz kalan bütün insanlık öldürülmüştür. Çocuk; saflığın, riyasızlığın, iyiliğin, güzelliğin, sevginin, umudun, mutluluğun, geleceğin sembolüdür. Öldürülen çocuğun ırkına, rengine, milliyetine, dinine, mezhebine bakılmaz. O, sadece çocuktur.

Alman’ın elbiselerine, çamaşırlarına, saçlarına bile tamah edip çırıl çıplak soyduğu saçı traş edilmiş anasının kucağında gaz odasına soktuğu Yahudi yaldası da çocuktur. İsrail askerinin kollarını taşla kırdığı, katlettiği Filistinli sabi de. Saddam’ın, Halepçe’de dedesinin kucağında sarin gazına boğduğu kundaktaki Kürt bebek de çocuktur. Ermenilerin Hocalı’da canlı canlı derilerini yüzdükleri Azerbaycanlı Türk  balası da. Fransız’ın Cezayir’de anasından süt emerken süngülediği velet de çocuktur. PKK’nın Başbağlar’da katlettiği Türk yavru da. Bebek katili Apo’nun teröristlerine katlettirdiği Kürt korpeleri de çocuktur. Sırp katillerinin Srebrenitsa’da, Hollanda askerlerinin ihanetinden yararlanarak vahşice canına kıydığı Bosnalı sin de. Irak’ta, Afganistan’da Amerikan bombardımanlarıyla katledilen çocukların da hiç farkı yok. Çeçenistan’da Rus tanklarının ezdiği Çeçen yavruların da. Belçika’nın tetiklediği iç savaşta Hutular tarafından katledilen Tutsi bebekler de öyle. Halep’te, İdlip’te katledilen Suriyeli kuzucuklar da çocuktur.

Öldürülen her günahsız yavrunun vebâli, katilleri kadar atalarının da üzerindedir. Onlar; ana babalarının, dedelerinin, ninelerinin, büyük dedelerinin, büyük ninelerinin hatalarının bedelini canlarıyla ödemektedirler. Niçin gelişmiş ülkelerin çocukları güvenlik ve huzur içinde yaşarken gelişmemiş, sömürge ya da gizli sömürge durumundaki ülkelerin çocukları vahşetin bin bir türlüsüne uğruyor? Tefekkür etmek gerekmez mi?

Alman halkı ülkelerini Hitler’e, İtalyanlar Mussolini’ye, Irak halkı Saddam’a, Suriye halkı Hafız Esad ve oğluna vb. bırakarak çocuklarının başına gelenleri kendi elleriyle hazırlamış değiller midir. Kendine acımayanlara başkalarının acımaları fayda etmez.

Seçme şansı bulunan herkes o şansını doğru, iyi ve etkili biçimde kullanmak zorundadır. Bunun için de neyi seçmesi gerektiğini birtakım duygusal etkilere, propagandalara, yalana, dolana kapılarak değil; gerçekçi akıl yürütmelerle, araştırmalarla, incelemelerle belirlemek zorundadır.

Kimse “Ben cahilim, araştırma imkânım yok vb.” savunmalarla sorumluluktan kurtulamaz. İki seçenekten birini tercih etmek söz konusu olduğunda herkes her iki tarafın anlattıklarını da dinlemeli, karşılaştırmalar yaparak doğruya ulaşmaya çalışmalıdır. İnsanlar kulaklarını sempati duydukları tarafa açar, karşıdakine tıkarlarsa tek taraflı etkiler altında kalarak doğruyu bulmaktan uzaklaşırlar. En zor olan da budur. “Ön yargılı olmamak!” Söylenmesi ne kadar kolay, gerçekleştirmesi ne kadar zor. O güne kadar beğendiğiniz, oy verdiğiniz, düşüncelerini desteklediğiniz bir taraf varken, bir kez de - belki geçmişte çok kızdığınız - karşı tarafı dinlemek… İki tarafı olabildiğince tarafsız kalarak karşılaştırmak… Bu her babayiğidin başaracağı şey değil. Ama sonucunda torunlarımızın geleceği varsa bunu başarmak zorundayız.

Bir de ataların, dedelerin kanlarını, canlarını vererek kurdukları, bir sonraki kuşaklara devredilmek üzere bize emanet ettiği cumhuriyeti, demokrasiyi, güzelliği, özgürlüğü mirasyedi hovardalığıyla heba etmek var ki bunu yapana acımak mı, kızmak mı daha doğrudur bilmem. İtalyanlar cumhuriyeti Mussolini’ye, Almanlar Hitler’e, Irak Arapları Saddam’a, Suriye Arapları Hafız’a devrederken akılları neredeydi? Ölen her İtalyan’da, Alman’da, Arap’ta, Mussolini, Hitler, Saddam, Esad kadar; ülkelerini onlara teslim edenlerin de vebali yok mudur?

 

KİMSEYİ SEÇMEYECEK, TORUNLARIMIZIN GELECEĞİNİ OYLAYACAĞIZ.

Yorumlar