Objektif Bakış

Çağdaş Nemrutlar ve Emeviler İslam Coğrafyalarında Çocuk ve Kadınları Katlederek İnsanlığı Yok Ediyorlar

07 Nisan 2017
Çağdaş Nemrutlar ve Emeviler İslam Coğrafyalarında Çocuk ve Kadınları Katlederek İnsanlığı Yok Ediyorlar

 

Müslüman ülkelerdeki iktidarlar Krallıklarını ve Başkanlıklarını korumak için İslamcılık adına insanlık, adalet, hukuk, demokrasi ve özgürlük değerlerini yok ediyorlar...

İslam dini, devlet işleyişinin (rejimin) nasıl olacağını belirlememiş, merhamet, vicdan, sevgi, ahlâk, erdem, adalet, hukuk, demokrasi, özgürlük, liyakat, hesap verilebilirlik, şeffaflık, seçim ve danışma (istişare) gibi insani mekanizmalar kurmuştur.

Halkın can, mal, özgürlük, hukuk, eğitim, sağlık gibi insani ihtiyaçlarını güven altına almasını emretmiştir. Akıl, bilgi ve bilimi rehber alınmasını istemiştir. Devletin temel direğinin ahlak, adalet, hukuk ve özgürlükler üzerine kurulmasını istemiştir.

Eğer bir ülkede bu değerler varsa biz ancak o ülkeye Müslüman bir ülke diyebiliriz. Bu değerler yoksa zaten o ülkede insanlık değerleri ayaklar altınına alınmış demektir. Nitekim Kuran’da Maun suresinde belirtildiği üzere namaz gibi en önemli bir ibadetin dahi kabulü, dini doğru anlamaya, mürailik, yani ikiyüzlülük, münafıklık yapmamaya ve verilmesi gereken sadaka, zekât, vergiyi vermeye bağlanmıştır. Kuranın emrettiği bu değerler insanlar tarafından dikkate alınmazsa cehaletten, yobazlıktan, yolsuzluktan ve yoksulluktan kurtulamaz. Akıl ve bilimi ret eder, cehalet bataklığından çıkamaz, inanç ve siyaset putlarından kurtulamaz.

İslam tarihinde Maturidi-Hanefi-Yesevi anlayışı Türk kültür coğrafyasında tüm hukuk sistemleri, ekonomi politikaları, ceza kanunları ve bilumum hayat tarzını bu ilkeler çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu coğrafya parçasında özellikle "toplumsal zaruretler" çok ciddi bir meşruiyet kaynağı olmuştur. Çok sayıda düzenleme o konuda nas olmadığı veya olduğu halde naslar toplumsal zaruretlere uygun olmadığından (Hanefi usulde istihzan veya maslahat) toplumsal zaruretler dikkate alınarak çözümlenmiştir. Bu ilke, ulemanın elinde hayatı esnetici, rahatlatıcı, makulleştirici bir araç olmuştur. Gerçekten Maturidi anlayışın dışında başka bir yaklaşımla demokrasiyi açık şekilde savunmak zordur.

Türkiye daha zengin ve müreffeh bir ülke olmayı düşünüyorsa çok acele eğitim sistemini düzeltmek zorunda. “Bir ülke bilgi, bilim ve teknoloji üretmiyorsa o ülke sömürgedir.” Kendimizi particilik yaparak kandırmayalım. Kimin iktidarda olduğu hiç önemli değil. Bu eğitim sistemi ile Türkiye hiçbir yere varamaz. Bir adım ileri gidemez.

Yusuf suresi 105. Ayette: “Göklerde ve yerde nice mucizeler var ki, yanlarından geçerler de dönüp bakmazlar bile.” Yunus 101. Ayette: “De ki: Göklerde ve yerde neler oluyor bir bakın. O ayetler ve uyarılar, iman etmeyen bir toplumun hiçbir işine yaramaz.Tevbe suresi 93. ve Rum suresi 59. ayette: “Allah, ilimden nasibi olmayanların kalpleri üzerine mühür basmıştır.İsra suresi 36. ayette: “Hakkında ilim sahibi olmadığın şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi, bundan sorumlu tutulacaktır.” buyrulmuştur. Peki, bu şekilde evrenin ve evren dışının araştırılmasını emreden bu dinin mensuplarının ne kadarı, aklın, sorgulamanın ve bilimin yanında yer almaktadır.

Türk çocukları ise kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumdadır. Japonya’da toplumun % 14’ü, Amerika’da % 12’si, İngiltere’de ve Fransa’da %21’i düzenli kitap okurken Türkiye‘de yalnız 10.000 kişide 1 kişi düzenli kitap okuyor. Dünya’da ki en iyi 500 üniversite sıralamasında Türkiye’deki üniversiteler yine en son sıralarda yer almaktadır. Buradan çıkan sonuç şudur: Ne kadar bilim, o kadar ekmek. Güçlü bir ekonominin temeli üretimdir, üretimin temeli de bilim ve araştırmaya ayrılan kaynaklardan geçer. Türk toplumu bütün gücünü ve maddi imkânlarını bilim ve teknolojiye ayırmazsa, ülkemizde ne işsizlik ne terör ne de ekonomik krizler bitmeyecektir. Eğer, hukukun üstünlüğüne dayalı, bilimin ve sanatın her alanında büyük keşifler ve başarılar göstermek, müreffeh, sağlıklı nesiller yetiştirmek ve yeniden ulu Türk medeniyetini kurmak istiyorsak, bunun yolu Maturidi-Yesevi-Farabi, Hacı Bektaş Veli çizgisinde hareket etmektir.

Allah, Kuranı Kerim'de, aklı çalıştırmayı, bilgiyi, bilimi, ilerlemeyi, çalışmayı, sevgiyi, saygıyı, ahlakı, hoşgörüyü, güzelliği, estetiği, insan haklarını, barışı, adaleti, hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve özgürlüğü Müslüman ülkelerin hiçbirinde bunlar neden yok?yani güzel olan ve insanlık için hayırlı olan bütün güzellikleri emrediyor. Hepsi cahillik, yoksulluk, yolsuzluk içinde; adaletsizlik, demokrasi, özgürlük ve insan haklarından yoksunlar. Allah'ın Kuran ile emrettiği, Müslüman insanlar için sunduğu bütün güzellikler Müslüman ülkelerinde neden yok?

“Huzur İslam’da” deyip adalet, hukuk, demokrasi, özgürlük, bilim ve insanca yaşamak için Müslüman bir ülkeye sığınan bir Müslüman gördünüz mü?

Allah için müslüman devletlere iyi bakın. Hiçbirinde adalet, hukuk, demokrasi, laiklik, özgürlük, kadın hakları, kuvvetler ayrılığı, insan ve insanlık için insanlığın örnek alacağı herhangi bir şey var mı?

Müslümanlar Müslümanı öldürürken hep batının silahlarını ve teknolojisini kullanıyor, sonra da “kanımız aksa da zafer İslam’ın” diyorlar.

Müslüman ülkelerinin hepsinin ortak özelliği diktaya benzer Başkanlık veya krallık benzeri dini esaslara dayandırılan rejimlerle yönetilmesi. Bizim dinci kesimin zihniyeti de aynı özellikleri taşıyor. Üç gün sonra Libya, Irak, Suriye, İran, Yemen, Mısır ve Afganistan olmayacağımızın kimse garantisini veremez. Türkiye'de ki siyasal gelişmelere bakacak olursak siyasallaşan bir İslam’da aklıma geldikçe inanın geceleri uyuyamaz oldum...


HÂLBUKİ ÇIKIŞ YOLUMUZ O KADAR KOLAY VE BASİT Kİ:

  1. İnsanımıza merhamet, vicdan, sevgi, ahlak, adalet, hukuk, demokrasi, insan hakları ve özgürlük gibi temel değerleri ve kavramları kazandırmak zorundayız. Bu değerleri savunamazsak insanca yaşayamayız.
  2. İnsanlarımızda soy, dil, kültür, tarih, kimlik, vatan, devlet ve bayrak şuuru yoksa TÜRK milleti olamayız. Bölücü etnik milliyetçilik ve siyasi ümmetçilik ülkeyi içten içe kemirir ve yok oluruz. Birlik ve beraberliğimiz kaybolur.
  3. Bilgi, bilim ve teknoloji üretemiyorsak devletimiz sömürge olmaktan kurtulamaz. Bilim olmadan dünya lideri olamayız.
  4. Eğitim sistemimiz, okuyan, araştıran, inceleyen, sorgulayan, itiraz eden ve analitik düşünen gençler yetiştiremiyorsa büyük Türk Medeniyetini kuramayız.
  5. İnsanlarımızın aklı, bilgisi, fikri ve vicdanı özgür değilse halkımız cehaletten, yobazlıktan, yolsuzluktan ve yoksulluktan kurtulamaz.
  6. Müslümanlığımızı Maturidi, Yesevi, Farabi, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli çizgisinden götüremezsek akıl ve bilimi ret eder, cehalet bataklığından çıkamaz, inanç ve siyaset putlarından kurtulamayız.

Yorumlar