SON DAKİKA
DİVAN

Evet mi, Hayır mı?

05 Nisan 2017
Evet mi, Hayır mı?

 

Evet/ Hayır oyları için propaganda dönemi başladı.

Tabii çok ilginç bir dönem…

İki taraf var: Beyaz tarafı, kahverengi tarafı.

Ben bu dönemde yapılan propagandada tarafları, maç yapan boksörlere benzetiyorum. Çünkü ortalık yapılan kavgalardan toz duman…

Ringin Beyaz Köşesi: Bu köşede, devletin tüm imkanlarını kullanan, yazılı ve görsel medyanın neredeyse tümüne hakim olan beslenmiş tam donanımlı bir boksör ve ekibi var. Ekip de tam donanımlı tabii…

Ringin Kahverengi Köşesi: Yokluklar içinde sesini duyurmaya çalışan, inatla mücadeleye çalışan KAHVERENGİ TARAF…

Ama acı bir gerçek var: Kahverengi tarafın eli kolu bağlı…

Dövüş var ama aynen böyle… Neden mi? Buyurun, birlikte karar verelim.

BEYAZ OY TARAFI saymakla bitmiyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar; Müsiad, TFF gibi nice sivil toplum kuruluşları, valiler, kaymakamlar…. Sayın sayabildiğiniz kadar… Uçaklara binip gidiyorlar… Para devletten…

Helikopterler hazırda, gidilecek yerde havaalanı yoksa derhal pervaneler dönüyor.

Araçlar mı? Onlar uzun konvoylar halinde etkinlik yapılacak yere önceden gidiyor.

Ve her ilde açılış törenleri… Yeni tesislerin… Kıskananlar çatlasın. Bu kadar açılış var da niye işsizlik artıyor demenin de lüzumu yok. Tesis dediysek, okul, hükümet binası, sulama göleti falan da var. Boşu boşuna buralara çalışan mı alsınlar? Hizmetin yapıldığına razı olun. Açılan fabrikaları mı sordunuz? Niye soruyorsunuz kardeşim? Siz vatan haini misiniz?

Ve bu törenlerde BEYAZ OY propagandası…

Maddelerin anlatıldığını düşünüyorsanız veya anlatılacağını umuyorsanız boşuna beklersiniz.

Burada “Eyyy Almanya!” var, “Eyyyy Hollanda!” var, “Eyyyy Belçika!” var…  Bir de Kılıçdaroğlu var…  Vur abalıya… Cahilliği mi dersin, maddeleri okumadığı mı… Seçim yenilgileri mi dersin, FETÖ taraftarlığı mı… Akla gelebilecek her kötü özellik meğer Kılıçtaroğlu’na ait değil miymiş?

Bir de MHP Genel Başkanı ile yakın çevresini ekleyin… Bay Bilge Lider muhalefetin en büyük dayanağı “diktatör” saldırısını nasıl da bertaraf etti: “Diktatör Türkçe değildir, Türkiye’de olmaz.” Üfff be! Ne muhteşem savunma! Gülmeyin sakın! Şimdi siz “devlet Arapça, bahçe Farsça”  diyerek ne kastediyorsunuz? Ne alakası var?

Siz asıl konuya gelin.

Anayasa maddeleri mi? Onlar da ne? Kılıçdaroğlu okumamış ama onlar okumuş. Bize anlatmalarına ne gerek var?

Sonuca bakın siz sonuca… Asıl konu, sonuçtur sonuç!

Sonuç ne mi? Çok cahilsiniz çok!

16 Temmuz’da Türkiye uçacak, Almanya’ya, Hollanda’ya, diğer Avrupa ülkelerine hadleri bildirilecek.

Siz duymuyor musunuz bunları?

Neredeyse bütün televizyonlar canlı yayınlıyor.

Önce bakanların, sonra Başbakan’ın sonra da Cumhurbaşkanı’nın toplantıları canlı yayında… Giderse Bahçeli bile canlı yayında…  Önceki seçimlerde kendisine haksızlık yapıldığını fark etmiş TV kanalları, artık gittiği yerlerden canlı yayın yapılıyor.

İşte onların hepsi anlatıyor…

Bu anayasa oylamasıyla vatanın beka sorunu çözülecek, Batı haddini bilecek, işsizlik sorunu yok olacak, ekonomi şaha kalkacak… Kısacası Türkiye uçacak… Kimse yakalayamayacak.

Bunların hepsi 16 Nisan’da olacak… Vallahi ben demiyorum; Sayın Cumhurbaşkanı söylüyor.

Bunları dinlerken, yazarken nasıl da coşuyor içim… 16 Nisan gelmeden beyaz oy arıyorum etrafta sandığa atmak için.

Bakın bu coşkuyla ringin kahverengi köşesini anlatmayı ben bile unuttum. Ülkedeki yazılı ve görsel medyanın yer vermediğine neden şaşıyorsunuz? Bu durumda ellerinin kollarının bağlı olmasına niye takılıp kalıyorsunuz Allah aşkına?

Derken gene o deli sorular takılıyor aklıma…

16 Nisan öncesi ile sonrası yapacaklarınızı şimdi neden yapmıyorsunuz kuzum, elinizden tutan mı var?

Uçurun kardeşim ülkeyi, bildirin Batı’ya haddini…

Ne değişecek 16 Nisan’dan sonra…

Benim bildiğim, evet çıkarsa 17 Nisan’dan itibaren hayata geçecek sadece iki madde var, diğer maddeler 2019’da:

  1. Cumhurbaşkanı istediği partiye üye olabilecek. (Üye olmasa sanki başka partiye mensup olacak!)
  2. Hakimler ve Savcılar Kurulu seçimleri uygulamaya alınacak. ( Bu madde var ya bu madde!)

Demek ki 16 Nisan’da Türkiye uçacaksa ve 15 seneden beri yapılamadığı gibi bugün de bir şey yapılamıyorsa tüm suç bu iki maddededir.

Ama akıl var, izan var. Bu iki madde Türkiye’nin uçmasını engeller mi?

Cevabı siz verin lütfen: Evet mi, Hayır mı?

Yorumlar