SON DAKİKA

Kelimelerin Gölgeleri

20 Mart 2017
Kelimelerin Gölgeleri

 

Yalan dünyada, gerçek insan ve değerler aramak sevdasıdır yaşadığımız.

Beyhude olan da yalanla gerçeğin nöbetleşe karşımızda aynı şekilde durması.

Yokluğun varlığı olmadığı için, varlığın eksikliğinden bahsetmek gerek.

Çokluk da bir başka yokluk ifadesi.

Kendi kaybeden birlik.

Seri üretim mamulleri olmakla birlik olmak farklı şeylerdir.

Her şeyi zıddıyla anlamak, sadece zıtlıklar üzerinde bir yoğunlaşma getirir.

Anlamak eylemi zıtlıkların ötesinde bir alanı işaret eder.

Beyaz, karanın da zıddı olabilir, siyahın da.

Ancak siyah, karayla eş anlamlı değildir.

Siyahlık zahirle, karalık batınla alakalı kullanılır.

Kara Murat ondan dolayı karadır; yiğitlik ifadesi.

Karaduldaki karalık da batıni bir karalık ifadesidir, ancak yiğitlik değil.

Ak da beyazla aynı çağrışımları yapmaz.

"Kara" sıfatı yerine göre anlamı değişir.

Her "na" aynı değil, kelime başında.

"Na-hoş" ve na-maz gibi.

İnsanlar da öyle.

Yazılım aynı, anlamı farklı olabilir.

 

Melik olan bellidir, meleklere hükmeden, melekeleri yaratan.

Evren, O'nun mülkü, idare alanıdır.

Siyasi anlamda, melik olan, mülk idaresindeki yöneticidir de.

Ancak, mülk tek, emlak ise çoğul anlamda modern zamanların ifadesi oldu.

Aslında bir "Melik" oldu, ancak "mülkü" insanlar sahiplendi.

Emlakçıların ahirette işleri olmaz...

 

Dünya ile ahiret arasında bir benzerlik: İkisinde de demokrasi yoktur.

Birinde liyakat esas alınır; diğerinde genelde hamaset ağır basar.

Miraç ayrı, terfi ayrı anlamdadır.

Kimi terfi eder, düşer.

Miraç perdelerin aralanması ile kalpte birikenlerin arınması vesilesi.

Biriken ne derseniz, "hüzün"dü, Hz. Peygamberin hissettiği.

Yüktü.

"Bağış" kelimesi de çok ilginç kelimelerden.

Cehenneme koşar gibi gider insan, ama cennete talip olur.

Bağ ve bağış ilişkisi de orada çıkar.

Cennet ve cehennem ötesi bakış, ahirete kâmil yaklaşımı ifade eder.

Aynı gerçeğin farklı tezahürleridir gözlediklerimiz.

Öyle de hoş, böyle de.

 

Süleyman Çelebi Mevlit'in bir bahrinde, "Bir avuç toprağa minnet m'eyledin?" der.

Çok tatlı bir anlatımla.

Ve nasıl insan, içindeki melek ve şeytanı barındırır ve ikisi ötesinde olursa insan olur.

Cennet cehennem ötesi bakışta ahireti ifade eder.

Cennet sevdalarında da aynı şey var.

Kaybın getirdiği, yeniden kazanma yükü ve meşakkati.

Cehennem olmasa cennet olmazdı yani.

Anlam öyle.

Gayb, bir varlığını olmadığını değil, onu anlamada kapasitemizin kısıtlarını ifade eder.

Gaipten gelen ses, farkında olmadığımız ses olduğu için, anlamadığımız için gaiptendir.

Ama içimizde olan, içselleştirdiğimiz ses.

Ve gayba inanmak, kaybımıza inanmak gibi de.

Kaybettiğimiz ezeli vahdetin hissemize düşen vücudu.

Neyi kaybettik, neyi ararız da aynı soru da gizli.

Gayb ile Kayıp arasında kök olarak fark yok.

Belki de Var'dan başka var olan olmadığı için, değer de aslında varlıkla değil yoklukla ortaya çıkar.

Yorumlar