SON DAKİKA

İmam-Hatip Kültürü

18 Mart 2017
İmam-Hatip Kültürü

 

Bu yazıda günümüzün imam-hatip liselerinde verilen dini ve genel kültürü eleştireceğim. Eleştiriyi imam-hatip liseleri ve İslam dinine karşı birisi olarak değil; imam-hatip lisesi(İHL) mezunu birisi olarak yapacağım.

Aidiyet duygusunu bir kenara bırakıyorum. Objektif olmanın zorunluluğu ile hareket ediyorum. Çünkü insan gibi insan olmanın ilk şartı tarafsız (objektif) olmaktır.

İmam-hatip liseleri topluma, İslam dini hakkında teorik ve pratik bilgileri verecek din görevlilerini yetiştirmek için açılmıştır.

İslam dini tek tanrı inancına dayalı, dürüstlüğe, samimiyete, tarafsızlığa, barışa, çalışmaya önem veren bir din olduğundan, imam-hatip liseleri, mezunlarını, bu özelliklerle donanmış, toplumun manevi ihtiyaçlarını karşılayacak elemanları yetiştirmekle yükümlüdür.

İmam-hatip liselerinden mezun olan, değişik yerlerde görev yapan kişiler böyle midir? Büyük çoğunlukla değildir. Çünkü İHL mezunları tek tanrı inancını yeterince öğrenmiş, benimsemiş değiller. Bu yüzden, böyle bir kadro ister istemez tek tanrı inancını anlatmak ve benimsetmek için uğraşmaz. Örneğin bu kesim, Allah ile kulları arasına girmeye çalışan kişilere ses çıkarmaz; cahillerin arkasına takılır. Bunu gören toplum da bu kötü örneği örnek alır.

Geçen yıllarda imam-hatip lisesi mezunu bir milletvekili bir politikacı için, Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde taşıyor dedi. Türkiye’de yaşayan yüz binlerce İHL mezunu, “böyle bir şey olmaz, Allah tektir” demedi, o kişinin yüceltilmesi adına, hepsi, susarak bu şirki onayladı. Aynı şekilde ilahlaştırılan o kişi bazı kişiler tarafından “ikinci peygamber, kutsal beden” ilan edildi ve ne acıdır ki İHL mezunlarından, bu kurumlardan hiç ses çıkmadı.

İslam dini dürüst, samimi, tarafsız, barışçı, atılımcı bir kişi ve toplum olmayı öngörürken, bu okullardan mezun olanların çoğu dürüstlükten uzak, samimiyetsiz ve iki yüzlü, taraflı, kavgacı, fitne-fesatçı, tembel, görevini savsaklayan, dağınık kişiler olarak karşımıza çıkmaktalar.

İHL mezunlarının bu tutumları hem kendileri, hem İslam dini ve hem de toplumumuz adına büyük bir kayıptır. Son günlerde, İHL mezunu politikacılarımızdan zuhur eder birkaç örnek vereyim. Bunlardan birisi Türk milletini birbirine düşürmek, Türkiye Cumhuriyeti’ni zayıflatmak için elinden gelen her türlü şeytanlığı yapıyor. Bir başkası, düne kadar karşı olduğu bir politikanın safına bir anda geçiveriyor (döneklik yapıyor), bir başkası siyasi istikbali için Türk, Türkiye, İslam düşmanı yabancılarla arka planda işbirliği yapıyor. Bir başkası Cumhuriyet’imizi sarsmak için her sözü söylüyor.

İmam-hatip liseleri manevi değerlerimizin yanında milli değerlerimizi de benimsemek ve benimsetmekle görevlidirler. Gelin görün ki, bu kurumlarda, aşırı derecede bir millet(Türkiye’de Türk milleti) karşıtlığı var. İHL mezunlarının çoğu da Türk milliyetçiliğine karşıdırlar.

Şimdi biz, böyle bir ortamda tek adam diktatörlüğüne dayalı bir anayasa oylamasına gidiyoruz. Bu süreçte, İHL mezunlarının çoğu şirk kokan suskunluklarıyla, tarafgir, tembel, bölücü, yaftalayıcı özellikleriyle diktatörlüğün ve bozgunculuğun yolunu açan cephede durmuşlar; “din hocası” sıfatlarıyla Türkiye halkını karanlık bir istikamete doğru çekmektedirler.

Bu noktada ve böyle bir ortamda biz, yukarıda özelliklerini saydığım İHL mezunlarının söylediklerine kanmayacağız. Gittikleri yola gitmeyeceğiz. Çünkü şirke göz yuman, İslam ahlakından uzaklaşan kişilerin arkasından gidilmez.

Sandığa Allah’ın bize verdiği sağduyu ile gideceğiz. Allah bize: “imam-hatiplilerin arkasından niye gitmedin” diye sormayacak, “neden aklını kullanmadın” diye soracak.

Konuyu şöyle kapatalım:

Türkiye’yi 15 yıldır yöneten İHL kültürü İslam dünyasını dağıtmıştır. Bu kültür 15 yılda maddi-manevi tüm değerlerimizi çürütmüştür. Böyle bir kültüre teslim olunmaz, karşı durulur.

Yorumlar