DİVAN

Nereye Gidiyoruz?

17 Mart 2017
Nereye Gidiyoruz?

 

Derin bir nefes alın…

Koltuğunuza rahatça kurulun ve…

Gözlerinizi kapatıp “2002 yılından önce buhran derecesinde sorunlu olduğumuz ülkeler hangileriydi?” sorusunu cevaplamaya çalışın.

Buyurun biraz daha düşünün. Hatırlayın lütfen! İsterseniz Google’dan yararlanın. Yazın arama motoruna… Bakın hangi ülkeler varmış.

Ben bu konuda yetersiz kaldığımı itiraf ediyorum. Gözlerimi defalarca kapattım, düşündüm, düşündüm; bir şey bulamadım. Google’a sordum; karşıma kronikleşmiş Kıbrıs sorunu ile Yunanistan çıktı. Abdullah Öcalan’ın teslim alınması sürecinde Suriye, Yunanistan ve İtalya ile biraz sürtüşmüşüz. Ama belli ki hepsi potansiyel risk olan komşularımız var. Hepsi o kadar!

Peki siz hangi ülkeleri buldunuz?

Durun, bir yere kaybolmayın lütfen! Önce size Google’dan kısa bir bilgi:

Dünyada yaşamak için en uygun yaşanabilir ülkeleri belirleyen bir araştırma sonucu:

2015 Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksine göre dünyanın en gelişmiş beş ülkesi şunlar: Norveç, Avustralya, İsviçre, Danimarka, Hollanda.”

Hollanda’yı yazarken elim gitmedi ama neyse… Araştırmanın sonucu bu.

Şimdi sıra geldi soruma:

Bu ülkelerin buhran derecesinde sorunlu oldukları ülkeler, hangi ülkeler?” Hepsini toplu düşünün lütfen! Yani bu ülkelerden herhangi biriyle buhran derecesinde sorunlu olan ülkeleri bir düşünün lütfen ya da Google efendiye başvurun.

Ne o, bulamadınız mı? İyi bakın, iyi araştırın.

Bak işte! Bazılarınızın aklına hınzırlık geldi yine!

“Yazarken elinin gitmediği ülke var ya! Onunla çok ciddi sorunu olan bir ülke var, sen de farkındasın ki elin gitmiyor!” dye düşünüyorsunuz.

Ben sizi bilmez miyim, böyle düşünüyorsunuz. Düşünmüyorsanız bile düşünün.

Evet gerçekten var: Türkiye yani BİZ varız.

Ve “HOLLANDA’NIN TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN BAKANINA, ELÇİLİK PERSONELİNE, TÜRK VATANDAŞLARINA YAPTIĞI MUAMELELER SON DERECE SEVİYESİZ; AMASIZ, FAKATSIZ LANETLEDİĞİMİZ DAVRANIŞLAR SİLSİLESİ”

Eee, nereye gelmek istiyorsun diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Sizi merakta bırakmayayım hemen söyleyeyim.

Tabi ki ülkemize, 2002’de herhangi bir ülkeyle buhran derecesinde sorunu olmayan Türkiye’mize gelmek istiyorum, günümüz Türkiye’sine… Baştaki sorumu, tarihi değiştirerek bir daha sormak istiyorum:

2017 yılının Mart ayında, buhran derecesinde sorunlu olduğumuz ülkeler hangileri?

Göz kapatmaya, Google’a bakmaya gerek yok değil mi?

Suriye, Irak, Yunanistan komşularımızdan ilk akla gelenler…

Bunlar bize vız gelir tırıs gider, yetmez diyorsanız; Almanya, Hollanda da var…

Kafamız kızarsa, Belçika’yı, Fransa’yı da ekleriz.  Gerekince “ayar” veririz. Ben demiyorum sayın Başbakan diyor. Hatta Avrupa dış politika hamlelerini Türkiye’yi izleyip ona göre şekillendiriyormuş. Valla ben sayın Başbakan’ın yalancısıyım.

Bu arada nasıl başarılı bir dış politika izlediysek, dokunduğumuz ülkeyle bir sorunlar yumağı oluşturmuşuz, hepsine bir “EYYYYYY!”  çekmişiz.

İsrail’e, Rusya’ya, Yunanistan’a, ABD’ye, Almanya’ya…

Gerçi sonra kimini açıktan, kimini kapalı kapılar arkasında yalayıp yutmuşuz ama olsun kameralar önünde “EYYYYY!” demişiz ya siz ona bakın.

Bu arada hele bir referandumdan “EVET” çıksın biz daha ne “EYYYYY!”  ‘ler çekeriz!

Çünkü cumhurbaşkanımız diyor ki “Haç ve Hilal” kavgası başlamış. Biz de referandumla BEKA SORUNUMUZU bir çözdük mü, hepsine hadlerini bildiririz. Buna Bilge(!) lider bile inanıyor.

Şimdi durum şudur: 16 Nisan’da “EVET” çıkarsa Türkiye şahlanacak, tutulamayan bir ülke olacak, prangalarını kıracaktır.

Bu, Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, Bilge Liderimizin ortak tespitidir.

Ne kadar iyi değil mi?

Zengin ülke olacağız, turizm asla etkilenmeyecek, ekonomi uçacak…

Korkmayın tüm güzel şeyleri hayal edin. Orhan Veli’nin dediği gibi hayal etmek bedava…

İyi, iyi de gene bir gıcık soru takıldı aklıma:

“Etkileşimde bulunduğu her ülke ile cebelleşen, burnunu komşuların iç sorunlarına sokup, savaşın göbeğine düşen ve bu durumuna rağmen prangaları kırıp güçlü ve gelişmiş hale gelen herhangi bir ülke var mı?”

Cevap açık ve net:

“HAYIR!”

Yorumlar