Devlet Adamı Olabilmek!..

17 Mart 2017
Devlet Adamı Olabilmek!..

 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın Hollanda'da Türk Milletine yaşattığı utanç unutulmayacaktır. Türkiye Cumhuriyet Devleti'nin kurulduğu andan bu yana böylesine bir mahcubiyet ve aşağılanma olayı yaşanmamıştır...

Daha önce Türk Askerinin başına bir çuval geçirme olayı vardır!..

Utancımızdır, yüz karamızdır... Hatırladığımızda yerin dibine geçecek türden duygulara kapılırız ve kahrederiz kendimize!

"Neden böyle bir olaya izin verildi?" diye iç burukluğumuzu giderecek hiçbir ilaç bulamayız. Nesiller boyu dilden dile söylenecek ve aşağılandığımızın belgesi niteliğinde anımsanacak çirkin bir olaydır bu.

İşte bunun yanına gelmiştir, Hollanda aşağılanması...

***

31 Ocak 1981 doğumlu olan Sayın Bakan, AK Parti İstanbul tanıtım medya sorumluluğunu üstlenen biri. Yani medyasal ilişkilere yabancı değil. Ayrıca 2010-2012 yılları arasında Sayın Cumhurbaşkanı'nın iki yıl danışmanlığını yapar. 01 Kasım 2015 seçimlerinde İstanbul Milletvekili olur ve 24 Mayıs 2016'dan bu yana da Türkiye Cumhuriyeti  65. Hükumeti'nin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'dır. 

Hollanda aşağılanması için der ki:

"Eğer Sayın Cumhurbaşkanımız 'Artık dönebilirsin!' demeseydi, orada ölecektim ve oradan ayrılmayacaktım."

"Orada ölecektim?" ne demektir?.. Ağzından çıkanı kulağı duyuyor mu?

Türkiye Cumhuriyeti'nin bir Bakanı'na yakışır mı bu sözler?

Ölmekten korkmamak ayrı bir duygudur, Devlet Adamı öngörüsü ile hareket etmek apayrı bir duygudur.

Devlet Adamına düşen o ki kendi Devletini, kendi ulusunu zora sokacak olaylardan kaçınmasıdır. Yani ölmek için değil, ölmemek için çabalamasıdır.

Elbet olaylar dizilir, koşullar gerektirirse öleceği anlar da olacaktır. Ama ortada fol yok yumurta yokken sınırları zorlayarak adeta Hollanda aşağılanmasına davetiye çıkarmak doğru mudur?

Uçaklarının inmesine Hollanda makamları izin vermezken, Almanya'ya geçip karayolu ile Hollanda'ya geçmek istemesinin sebebi nedir? Kabadayılık mı? Yoksa bilinmeyen bir planın uygulanması mı?

Evet! Orta düzeydeki bir diplomata düşen olayları önceden sezerek olumsuzluklardan olabildiğince kaçmak yoluyla Devletini ve Milletini koruyabilmektir.

Bu yapılmamıştır... Aksine Devletimizin, milletimizin aşağılanmasına davetiye çıkarılmıştır...

***

Hollanda aşağılanması, ne yazık ki tarihte yerini almıştır.

Hollanda'ya uygulanacağı söylenen yaptırımların güdük kalması; yapıldığı öne sürülen birkaç yaptırımın "kargaların bile güleceği" düzeyde olması üzüntümüzü ve acımızı kat be kat artırmıştır.

Öyle görünüyor ki "Orada ölecektim?" sözleriyle teselli bulmamız istenmektedir!..

***

Değerli okuyucularım bu kapsamda sizin de acınızı deşmek istemezdim, ama olanları bir daha gözden geçirmeniz gerçekleri anlamanıza katkı sağlayacak kanısındayım. Bu nedenle gelin Hollanda'da yaşananları Sayın Bakan'ın kendi anlatımından dinleyelim. Üstelik BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmayla tüm dünyaya anlattığı şekliyle:

"Hollanda, demokrasinin temel değerlerini göz ardı ederek, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir kadın bakanına, temsil ettiği ülkenin konsolosluğuna girme izni vermedi."

"Polisler 'bize verilen emirler bu şekilde. Sizi içeri alamayız' dediler ve sürekli bizi ülke dışına çıkaracaklarını söylediler. Ama ben dedim ki 'bu binaya gireceğim ve vatandaşlarımızla buluşacağım. Beni hiçbir güç buradan çıkartamaz.' Uzun saatler bekledik. Mücadele ettik, direndik. Benim korumalarım, danışman arkadaşlarım, konsolosumuz, maslahatgüzarımız gözaltına alındı, hapishaneye götürüldü ve hücrede tutuldu. Adi, basit terör suçlusu gibi hücreye koydular. Gerçekten çok insanlık dışı bir muameleye maruz kaldık. Saatlerce bir lavaboya gitmemize dahi izin verilmedi. Daha sonra benim araçtan inmeyeceğimi anlayınca çekici çağırdılar. Çekici aracı çekerek beni sınır dışı edeceklerini anlayınca araçtan indim. Bu sefer polis aracına bindirilerek Almanya sınırına götüreceklerini söylediler. Ama Almanya sınırına da götürmediler. Bir polis karakoluna götürüldüm. Orada da bir buçuk saat kadar bekletildim."

-"Dünya diplomasi tarihinde bir ilk"

***

Sayın Bakan BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmayla yetinmemiş, toplantıda bulunan ülkelerin temsilcileriyle yaptığı ikili görüşmelerde skandal olayı onlara bir daha anlatmıştır. İkili görüşme yaptığı bakanlar; Romanya, Avustralya, Filistin, Namibya, Kosta Rika, Kenya, Birleşik Arap Emirlikleri, Finlandiya, Afganistan, İzlanda, Malta ve Güney Afrika Cumhuriyeti bakanları... Demek ki Avrupa ülkelerinin bakanları kendisine ve yaşanan olaya ilgi duymamışlar!.. Bu da ayrı bir üzüntü kaynağıdır.

Bu yapılanların kendi dilimizle kendimizi rezil etmekten öte bir yarar sağlamış olacağını sanmıyoruz.

***

Hatırlarsınız en son "Karargâh Rahatsız" başlığıyla sesler yükseldi. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı ki dört bir yandan sorunlar fışkırmaya başladı!

Ekonomideki kötü gidiş "Karargâh Rahatsızı" etkisiz kıldı. Gerçi halkımızın bu konudaki duyarsızlığını eleştirenler bin bir dereden su getirdiler, ama her nedense ekonomiye dokunmak istemediler...

Zaman durmuyordu! Onlar da duramazdı!.. Ellerini çabuk tutup bir şeyler yapmaları gerekiyordu.

***

Derken...

Almanya'yla başlayan kör döğüşü Hollanda'ya zıpladı... Ve Bakan dedi ki:

"Orada ölecektim?"

Artık ipin ucu kaçmış, ülkemiz tarihinde benzeri görülmemiş bir aşağılanmaya muhatap olmuştur...

İçimde acı, içimde küflenmiş bir kokuşmuşluk ve içimde kahreden bir üzüntüyle derim ki:

Yüce Türk Milleti sana reva görülen bu iğrenççe davranışı, tutumu, niyeti ve tüm yapılanları hiçbir zaman unutma. Unutmamalısın...

Devlet Adamı olabilme becerisinden uzak duranları Allah bir daha başına tebelleş etmesin...

Yorumlar