Böyle Anlarda Ortaya Çıkarlar!..

13 Mart 2017
Böyle  Anlarda  Ortaya  Çıkarlar!..

 

Adamın biri böğürtülü bir şekilde haykırırken:

Cumhuriyeti kuranlara hakaret etmiş! Şimdiye dek duyulmayan sözler, yalanlar ve iftiralar dizmiş ve bu iftira yağmuruna dinimizi alet etmekten zerrece gocunmamış... Sanırsınız ki körelmiş bir zihniyetin yalakalık ölçüsünde şakşakçısı ve kenarından köşesinden dökülen kırıntısı...

Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu adındaki bu kişi Ak Partiliymiş!.. Referandum panelinde dinleyicilerine öğütler verirken demiş ki:

"Siz dik durun, içinizden ‘hayır’ çıkartmayın!.."

Bu kadarına sözümüz yok varsın desin. Ama ya sonrası! Sonra şöyle devam etmiş:

"Bizim milletimiz tarihte hiç satıcı olmadı ta ki Abdülaziz’e kadar. Sonra içimize kanı bozuk, sütü bozuklar sızdı. Padişahlarımızı alaşağı ettiler, yıktılar. 10 yılda Osmanlı’yı tarumar edenler, yıkanlar 1923’te de koskoca 650 yıllık çınara darbe yaptılar. Cumhuriyet kuruldu...Bu milleti, millet yapan değerlere saldırmaya başladılar. Kuran’a, ezana…”

***

Sorunlar yumağına dönmüşüz!

Belli ki birileri kasten böyle bir akış istiyor. Yoksa ipin ucunun bu denli kaçması mümkün değil!..

Ülkeyi yönetmek için Cumhuriyet Tarihi'nde görülmemiş, dünyada benzerine rastlanmayan yetkiler isteyenlerin kafalarında ne var? Bilemeyiz... Falcılık da yapmak istemeyiz. Bize düşen somut verilere dayanarak siz değerli okuyucularımızla söyleşmek...

***

Suriye'de olup bitenler ve dışlanan Türkiye'nin görüntüsü referandum/halk oylaması öncesi hiç de hoş değildi. Dikkatlerin oradan kayması gerekiyordu. Kaydı da...

Bir de "Evet-Hayır" taraftarlarının tespiti için yapılan anket sonuçları oldukça rahatsız ediciydi. Elbet böyle gitmesine izin verilmeyecekti. Devletin tüm imkânlarını elinde toplayıp da bunları gönlünün çektiği gibi kullanmamak ileride pişmanlıklara neden olabilirdi. Hayırcıları FETÖ ve PKK terör örgütleriyle eşdeğer gördüklerini söylediler. Hayır demenin bu ülkeye yapılacak en büyük kötülük olacağını öne sürdüler.

Ne var ki izledikleri bu taktiğin sonucunun başarılı olmadığını yaptıkları anketler bas bas bağırıp durdu!..

***

İşte bu sırada Almanya ile polemik ve itişmeler başladı. Cumhurbaşkanı'nın; "Ey Almanya...uygulamalarınız geçmişteki Nazi uygulamalarından farklı değil," seslenişiyle kabardı ve karşılıklı restleşmeler başladı... Bakanlarımızın halk oylaması için Almanya'ya yapacakları ziyaretleri engellendi.

***

Ardından devreye Hollanda girdi. Ama sertti ve adiceydi girişi!.. Neredeyse ortaya bir sakatlık çıkacaktı!

Dışişleri Bakanı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı halk oylaması nedeniyle oradaki Türklere seslenmek için Hollanda'ya uçtu. Ancak uçaklarının inmesine izin verilmedi. Bunun üzerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, karayolu ile Almanya üzerinden Hollanda'ya girmek isterken engellendi. Ardından "istenmeyen adam" ilan edildi." Ve geri dönmek zorunda bırakıldı.

Hollanda'dan geri döndürülen Bakan kim olursa olsun önemli değil... Önemli olan bu aşağılık ve kabul edilemez davranışı Türkiye Cumhuriyeti'nin bir Bakanı'na yapma cesareti göstermiş olmalarıydı.

Bir ülke ancak böyle aşağılanabilir. Yazık, üzülüyoruz...

***

Yetmedi bu olanlar ardından İsveç ve Danimarka sıraya girdi...

Danimarkalı yetkililer, 20 Mart’ta Danimarka’ya gidecek Başbakan Yıldırım'ın planlanan ziyareti ertelemesini istediler.

İsveç de Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker’in Stockholm'de anayasa oylaması için yapacağı toplantıyı ertelediğini açıkladı. Kiralanan lokalin sahibi kira sözleşmesinin iptal etmişmiş!.. Bunları yeterli görmemiş olacaklar ki İsveç'te bulunan Mehdi Eker ve Türkiye aleyhine sloganlar atarak protesto edenler oldu.

İtibarlı ve onurlu bir devletin başına gelenlere bakın hele!..

Umarız yöneticilerimiz sağduyulu hareket eder ve bize yaşatılan bu aşağılayıcı tutum ve tavırlarının karşılığını en kısa sürede verirler...

***

İşte biz böylesine girift ve yakışıksız sorunlar yumağı içinde cebelleşip dururken Esenyurt Belediye Başkanı ise yukarı belirtilen; yalan, iftira ve aymazlık dolu açıklamaları yapıyor... Tabii ki bu açıklamaların yalan olduğu, iftiralar yığını olduğu çok açık bir biçimde kanıtlanabilir. Ama onlar için bunun önemi yoktur. Önemli olan bu sözlerin söylenmiş ve duyurulmuş olmasıdır. Bunlar gelecekteki hainliklerine basamak yapılacaktır!..

Bunlar bilerek, isteyerek ve bu tür bunalımlı anlar kollanarak yapılan açıklamalardır. Normal koşullarda büyük çoğunluğun kabul etmeyeceği ve anında tepki göstereceği açıklamalar için ülkenin başının ağrıdığı ve sorunlarla boğuştuğu anlar seçilir.

Atatürk'e yapılan hakaretler, Gençliğe Hitabe'nin kaldırılması, Andımız'ın okullarda okutulmaması, iki ayyaş benzetmeleri, TSK'nin kurumsal yapısının baştan aşağı bozulması ve daha binlercesi...

Türkiye Cumhuriyetine sahip çıkanlara sesleniyorum:

Bizler ülke kaygısıyla gecemizi gündüzümüze katarken arkamızdan nasıl haince ve iğrenççe oyunlar oynandığını da bir an bile unutmamalıyız...

Yorumlar