SON DAKİKA
HUKUK GÖZÜYLE

“Evet” Demek de “Hayır” Demek de Anayasal Bir Hakkın Kullanılmasıdır

20 Şubat 2017
“Evet” Demek de “Hayır” Demek de Anayasal Bir Hakkın Kullanılmasıdır

 

Şimdi bölücü terör örgütü ne diyor? ‘Hayır’ diyor. Bizim değerler silsilemiz içerisinde şunu unutmayın, kişi sevdikleriyle beraber haşrolunacaktır. Dolayısıyla şu anda Kandil’de olanlarla beraber hareket edenler, onların uzantılarıyla beraber hareket edenler ne diyor? Hepsi birden ‘Hayır’ diyor. Öyleyse benim milletim, o Kandil’dekilerle beraber, benim 248 şehidimi, o şehadete gönderenlerle beraber hareket etmeyecektir. 16 Nisan, 15 Temmuz'un cevabı olacaktır. ‘Hayır’ diyenlerin konumu aslında 15 Temmuz’un bir yerde de yanında yer almaktır.

"Kandil'den talimat geliyor, ne diyor Kandil, 'Hayır diyeceksiniz.' diyor. Öyle mi, duydunuz değil mi? 'Hayır' diyor onlar, hayır. Şimdi Kandil 'Hayır' diyor, Kandil'le beraber 'Hayır' diyenler onlarla aynı değil mi?” 

Yukarıdaki siyah italik harflerle yazılı satırlar Sayın Cumhurbaşkanı’nın Anayasa Değişikliği referandumu ile ilgili çeşitli yer ve tarihlerde yaptığı konuşmalarda söylediği sözler.

PKK, FETÖ, HDP ‘hayır’ diyor, onun için ‘evet’ diyoruz.”

Yukarıdaki cümle ise Sayın Başbakan’a ait.

Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan, yukarıda belirtilen sözleriyle 16 Nisan’da yapılacak referandumda “Hayır” oyu vereceğini açıklayanları terör örgütleriyle, teröristlerle birlikte hareket etmekle, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün yanında yer almakla itham ediyorlar. Böyle bir itham, referandumda “Hayır” oyu vereceğini açıklayanları teröre ve teröristlere yardım ve yataklık yapmakla suçlamak demektir.

Terör örgütleriyle, teröristlerle birlikte hareket etmek, teröre ve teröristlere yardım ve yataklık yapmak Türk Ceza Kanunu’na göre suçtur. Bu suç TCK’nın 39. Maddesinde şöyle düzenlenmiş:

MADDE 39. - (1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.

(2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:

a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.

b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.

c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak.

Yukarıda verdiğimiz 39. Maddeden anlaşılacağı üzere teröristlerin işledikleri suçların işlenmesine yardım edenler, bu suçların işlenmesini kolaylaştıranlar vs. teröre ve teröristlere yardım ve yataklık yapmış olurlar.

Peki, referandumda oy kullanmak ve ne yönde oy kullanacağını açıklamak suç mudur ki, “Hayır” oyu vereceğini açıklayanlar teröre ve teröriste yardım ve yataklık yapmış oluyorlar?

Referandumda “Hayır” oyu vereceğini açıklamak elbette suç değil ve elbette ki, teröre ve teröristlere yardım ve yataklık yapmak değil.

Teröristler suç işledikleri için isteseler de referandumda oy kullanamazlar. Bu sebeple “Hayır” oyu vereceğini açıklayanlarla hiçbir ortak yönleri olamaz.

Referandumda “Hayır” oyu vereceğini açıklamanın asla teröre ve teröriste yardım ve yataklık olmadığını yukarıda açıkladık. Peki, acaba referandumda oy kullanmanın ve vereceği oyu açıklamanın hukuki niteliği nedir, (Bu konuda Anayasamızdaki düzenlemelere bakarak) açıklayalım:

Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları

Madde 67- Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.

(Değişik: 23/7/1995 - 4121/5 md.) Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Ancak, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanun, uygulanabilir tedbirleri belirler.

(Değişik: 23/7/1995-4121/5 md.) Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir. Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir.

Anayasanın 67. Maddesinden net olarak anlaşıldığına göre halkoylamasına katılmak her Türk vatandaşı için anayasal bir haktır.

Düşünce ve kanaat hürriyeti

Madde 25 – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti

Madde 26 – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Anayasanın 25. Maddesine göre referandumda “Evet” veya “Hayır” oyu vermeyi düşünmek, düşünce ve kanaat hürriyeti kapsamında temel bir insan hakkı ve hürriyetidir.

Gene, Anayasanın 26. Maddesine göre referandumda “Evet” veya “Hayır” oyu vereceğini açıklamak, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında temel bir insan hakkı ve hürriyetidir.

Referandumda “Evet” oyu vereceğini açıklayan vatandaşlarımız nasıl düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında temel  insan hak ve hürriyetlerini kullanıyorlarsa, “Hayır” oyu vereceğini açıklayan vatandaşlarımız da aynı temel insan hak ve hürriyetlerini kullanıyorlardır. Bu sebeple, makamı, mevki ne olursa olsun hiç kimse, vatandaşlarımızı  düşüncelerinden dolayı kınayamaz, ötekileştiremez, hele hele teröristlerle beraber hareket etmekle suçlayamaz. 

Sayın Cumhurbaşkanı, milletin birliğini sağlamak ve temsil etmekle yükümlüdür. Bu sebeple vatandaşlarımızı, ayırıcı, ötekileştirici, kutuplaştırıcı konuşmalar yapmak yerine birleştirici, bütünleştirici konuşmalar yapması çok daha doğru olur diye düşünüyorum.

Sayın Başbakan da ülkeyi yönetmekle sorumlu ve yetkili Hükümetin başıdır. Bu sebeple O’nun da ayırıcı, ötekileştirici, kutuplaştırıcı konuşmalar yapmak yerine birleştirici, bütünleştirici konuşmalar yapması istikrar ve kamu düzeni açısından en doğru davranış olacaktır.

Yorumlar