SON DAKİKA
YAŞAMIN İÇİNDEN

Aşk ile Kal

16 Şubat 2017
Aşk ile Kal

 

Ne çok film, şarkı, hikâye, söz ve şiir var aşk üzerine yazılmış. Onlarcası geçti aklımdan saatlerce okudum  kimler ne demiş, neler söylemiş diye... Kıyısına  köşesine çok yakışsalar da hatta yazımı şıklaştırsalar da çoğundan vazgeçtim... Sizlerle paylaşmadan önce inanın ben de yüzyıllardır sırrına erilememiş bu gizemli deneyimin dünyamdaki  izdüşümünü ve bu kadar sağanak altında kalan yansımasını merak ettim. Sırlar, bilinmezlikler peşinde koşan biz insanoğlunun merakı ve açlığı keşiflerinde, bilim ve sanatta yaratım süreçlerinin ilk adımı olmuş. Aşk da bir sır gibi hayatlarımızın ortasına kondurulmuş. Aşk çözülemedikçe mi güçlenmiş, yoksa sırrının içindeki sırlar mı onu vazgeçilmez yapmış. Konumunun sarsılmamasının nedenini hala çok da bilen yok. Bu sorunun yanıtı bile bir gizemler silsilesinde saklı bence.. Bazı disiplinler farklı yaklaşımlarla tanımlamalar yapıyorlar. Bir çok düşünür onlarca  söz söylüyor, kitaplar üzerine şiirler  yazılıp şarkılar besteleniyor.. Hangisi bizimkine uyuyor?.. Ucundan kıyısından benzer noktaları ya da yaralarımızı iyileştirici merhemleri oralardan bulmaya çalışsak, sonuç ne çare!!! En iyi psikolog ya da terapistin  son sözü şu oluyor: Bunu siz atlatacaksınız.. Atlatmak zorunda olduğum  bu duyguyu yaşamak için ettiğim dualar, hangi gezegende kabul olmuştu ya peki dilek havuzlarına attığım paralar şimdi kimin dileğinde parıldıyordu... Niye atlatıyorum doktor bey!!! Peki  atlatınca, nereye atlıyorum ben; sonsuz bir yalnızlıksa, buyurun siz önden ben burada kalıyorum.. Beceremedim mi diye de düşünmeden edemiyor insan ama  o hınzır sesim imdadıma yetişiyor:

-Herkes senden... Sevinelim mi gülelim mi halimize... İşler sanki daha da karışıyor... Bir şöyle ilham inse ,Tanrım bana bir kıyak geçse, bu kızın yüreği çok acı çekti  bunu atlatıvereyim dese ..Ve beklenen o müthiş iç ses :

-Senden daha çok acı çekenler oldu sonuç aynı.. Sen de atlatacaksın.. Bunlar ünlü bir  tragedyaların korosu mu oldu ne?. Tanrım üç kuruşluk aklım vardı, âşık oldum üçte ikisi gitti, son elde avuçtakini de bu koroya kaptıracağız kesin. Üzülmeyin ve gülmeyin sevgili dostlar her an başınıza gelebilir. 

Aragon’un önünde saygıyla eğildikten sonra, aşkın kimyası insanı nasıl ters yüz ederse ben de aşkın ilk ok anlarıyla bitireyim yazımı… Hiç beklemediğin işte o an, ansızın ne olduğunu  bile kavrayamadan insanı içine çeken, eviren çeviren bu duygunun insanoğluna verilen  büyük hediyelerden biri olduğuna inandığımı  itiraf etmek zorundayım. Ok  kalbinizde ilerlerken zamanla küçük bir çocuğun gölgesiyle karşılaştığı anlardaki hallere dönüşürsün. Kaçsan kaçılmaz hem benzerin hem benzemeyenin, her gördüğünde kalp taşıkardiden yorgun, yanından ayrıldığın an buram buram özlem kokar; tüm şiirler, şarkıların nakaratları hep Of'tan başlar...

Adet yerini bulsun sevdiğim aşk tanımını paylaşmadan olmaz. ”O kişi yoksa bütün dünya insansız kalmış gibidir” diyor Lamartin. Elbette zıtlıklar dünyasında, aynaların sırrı için ardına  varabilmek,  tersiyle yüzünü buluşturmak lazım. Öte yüzü, o  kişi varken   zamansızlığa çağırır gibi  yanı başındaysa zaman durur ve  artık başka kimse yoktur. Aynada  kendini görmeye başladığın anlar ,kapına dizilmiştir.. Hayallerin ve umutların, kendini görmen için önünde durduğun aynanın tozunu çoktan almışlar bile. Ve ilk kez  şaşırır kalırsın hallerine tanıyamazsın kendini, bir daha bir daha bakarsın güzelleşen yüzüne ışıl gözlerine.. Of of öyle güzel girdik duyguya, birden hatırladım hayatımın en uygusuz  dar zamanlı anlarını yaşıyorum ve off bu ilişki çok imkansız görünüyor.. Çok mu tanıdık geldi hiç sormayın bana da ..Yakın bir şair arkadaşımın bir sözüyle veda edeyim. “Aşk Kalandır” der. Kalın sağlıcakla ve aşkla...

Yorumlar