SON DAKİKA
DİVAN

Kucağımızdaki Üç Bomba

10 Ocak 2017
Kucağımızdaki Üç Bomba

 

2016’da bıkmıştık kara haberlerden… 2017’ye yeni bir kara haberle girdik Reina’dan gelen. İzmir’de içinde bir kahramanlık destanını da yaşatan bir başka acı haberle devam ediyor hayat…

Nasıl devam ediyorsa…

Her gün rahmet diliyoruz her ortamda. Sosyal medya paylaşımlarına bir bakın. Şehitlere rahmet, gazilere şifa dileyen paylaşımlarla dolu.

Ve siyasilerin kopyalanıp yapıştırılmış açıklamaları…

Kanları yerde kalmayacak. İnlerine gireceğiz. İntikamları alınacak. Teröre teslim olmayacağız.” …

Nasıl alınacak bu intikam bilemiyorum.

Babam üşüdüğü için mi orada?” diye soran şehit Emniyet Müdürü’nün küçük kızına hangi intikam babasını geri getirecek?

Babamız evde yok, kapıyı açamayız.” diyen üç kız kardeşin kahraman Fethi Sekin babalarını eve kim getirecek?

Ve de bu yeni yılda üç bomba var kucağımızda: “PKK terörü. IŞİD –isterseniz DAEŞ deyin- terörü, FETÖ terörü

Bunlardan üçüncüsünün tahrip gücünün çok kalmadığını düşünüyorum ama 15 Temmuz öncesinde de bomba olduklarına bile inanmıyordum.

İlk ikisi ise hep içimizi acıtmaya devam ediyor.

Düşünüyorum:

Biiiir…

PKK terörü… Biliyorsunuz binlerce kez içimizi acıtan bu terör 1984’te başladı.. 2002’de bitme noktasına gelmişti. Devletin resmi rakamlarıyla şehit sayısı 7’ye düşmüştü ve PKK sözcüleri, Kandil baş pislikleri silah bırakmayı alenen konuşur hale gelmişti.

İşte bu durumda ölüm döşeğine düşmüş bu melanet, bugünkü dişlerinden kan damlayan görüntüye nasıl ulaştı?

Bunda dahli olanların hiç mi vicdanı sızlamıyor? Uydurulmuş bir “Çözüm Süreci” garabeti için “Her şey bizim bilgimiz dahilinde oldu.” diyenler bugün şehit cenazelerinde hangi yüzle saf tutuyor?

İkiii…

DEAŞ ya da DAEŞ veya IŞİD …. 2002 öncesinde bu kavramların hangisi vardı? Daha dün doğan bu kavramların bugün hangisi doğru tartışmasını yapıyoruz. Geçtik 2002’yi “Kardeşim Esat’tan, Katil Esed’e geçmeden önce bu eli kanlı terör örgütünün esamesi mi okunuyordu?

Peki… Başbakan Yardımcısı’nın “Suriye politikasında hata yapılmıştır.” dediği bir aşamadayız. Bu gelinen aşamada dahli olanlar nasıl bir mantıkla yorum yapıyor ve politika üretiyor?

Üüüüçç…

FETÖ… 15 Temmuz’da gösterdi gerçek yüzünü… 1970’li yıllardan bu yana bir kanser gibi yayıldığı bir gerçek… 2002’den bu yana ise kanserli hücrelerin en hızlı biçimde yayılması için uygun ortam hazırlandığı da bir gerçek… Üstelik kanserin tedavi edilebilmesi için erken teşhiste bulunup ilaç önerenlerin de hainlikle suçlandığı bir dönemdir bu.

Şimdiii… “Bizi kandırmışlar.” diyerek sütten çıkmış ak kaşık gibi, 17-25 Temmuz miladını da koyarak, bu işten sıyrılan, daha doğrusu sıyrıldığını düşünenler, her ortaya çıkan sorunda “İşte suçlu!” diyerek gösterdikleri bu hareketin gelişimine verdikleri katkının getirdiği günahlardan nasıl kurtulacak?

Sözün özü dostlar!

Kucağımızda üç tane bomba var! PKK, DAEŞ, FETÖ…

Bu bombaların imalat sürecine bir bakalım ve diyelim ki:

Bu bombaların imalatında herhangi bir hatası olmayanlar bir adım öne çıksın.

Ve şimdi gözlerinizi kapatıp hayal edin lütfen:

Geçtik bir adımı, bir milim bile ilerleyemeyenler kimler?

Onları vicdanlarıyla baş başa bırakalım diyeceğim ama…

Acaba vicdanları var mı?

Yorumlar