Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

SON DAKİKA

Terör Bölemez!.. Ama...

03 Ocak 2017
Terör Bölemez!.. Ama...

 

İstanbul REİNA!..

Terörün iğrençleşen görüntüsünün sergilendiği ortam...

Huzur ve neşe arayan insanların arasına düşen korkunç bir yıldırım, yahut herkesin altında kalıp bedenlerin ezildiği kara bir göktaşı!..

***

Yöneticilerimizin cazip olmayan görüntüleri ve tekrarlayıp durdukları sözler... Onlarca insanın canını yitirdiği olaylar zinciri. Öyle bir zincir ki her halkasını temsil eden olaylar acılar yığınıdır...

Çok acı, ama gerçektir: Artık terörle iç içeyiz!

Terör günlük yaşamımızın bir parçası adeta!.. Devleti yönetenlerin birlik beraberlik çağrıları, gereğinin yapılmaması nedeniyle anlamını yitirmiş!..

***

Terör; toplumun huzurlu yaşamını hedefler. Birlik içinde yaşayanları korkutmak, bezdirmek, yılgınlık yaratmak gibi amaçları vardır. Yahut daha değişik amaçlara da yönelebilir!..

Terörün amacı ne olursa olsun artık bilinmelidir ki:

"Terör, bir savaş biçimidir, yöntemidir; hatta savaşın değişik bir seçimidir... Alanları farklı, yöntemleri farklı ve insanlık namına ne varsa hepsinin unutulduğu bir uygulamadır. Kuralsızlığın egemen olduğu ve bunların benimsendiği bir savaş!.. Topyekûn savaşın getirip götürdüklerinden çok farklı değildir, terörün getirip götürdükleri!..

Terör, insanlık değerlerinin unutulduğu ortamlarda büyür, serpilir ve çevre edinir. Toplum içinde oluşan ayrımcılık teröre destek sağlar. Terör; her bozuşmanın, her kızgınlığın, her iteklemenin ardına sinmiştir. Zaman zaman başını umulmadık anlarda uzatıp can acıtır.

***

İstanbul REİNA Katliamı'nın Düşündürdükleri:

Suriye'deki İç Savaşa Neden Müdahil Olduk?

Şu sıralar IŞİD/DEAŞ'in karşısında kala kala Türk Silahlı Kuvvetleri kaldı! Bunun anlamı nedir?

Mehmetçik her yerde olduğu gibi burada da DESTAN yaratıyor. Ama... ABD ve Batı emperyalizminin temsilcileri savaşta neden yoklar? Ülkemizin güvenliği için Mehmetçiğin orada savaşmasının zorunlu olduğu söylenmektedir!.. Bunun ölçüsü/sınırı yok mu? Varsa ne olmalıdır?

***

IŞİD'e karşı yalnız kaldığımızın telaffuz edilmemesi gerçekleri hiçbir zaman değiştirmez... Bir daha vurgulamamız gerekir ki Suriye'de IŞİD'in karşısında Türkiye var... Bu gerçeğin dile getirilmemesi üzücüdür... IŞİD olaya bu pencereden baktığında bizi Suriye'den geri döndürmek için yapmayacağı iş yoktur.

***

Büyükelçi Suikastı ile Reina Katliamı Arasındaki Benzerlikler Bulunmaktadır.

İstanbul Reina Katliamı'nın en rahatsız edici boyutu, kesin olmamasına rağmen bir kişi tarafından başarılmış görünmesidir.

Tabii ki böyle bir olayın tek kişiyle başarılması mümkün görünmemektedir. Ama şimdiye dek daha açık olan değişik verilere ulaşılamamıştır.

İstanbul Reina Katliamı ile Ankara'daki Rus Büyükelçisine Suikast arasında ciddi benzerlikler bulunduğu kanısındayız. Bir tahminden öte önemsenecek bir bulgudur bu... Aralarındaki tek fark büyükelçi suikastı failinin ölmek istemesidir. (Bunu kuşkuyla karşılıyoruz.)

Bu benzerlikler terör örgütlerinin artık değişik yol ve yöntemlere başvuracaklarını çok açık bir şekilde göstermektedir. Son iki benzer olayda ulaşılması gerekip de ulaşılamayan bilgiler ne denli büyük boşluğun içinde olduğumuzu göstermeye yetecektir.

İstihbarat alt edilmiştir! Emniyet güçleri alt edilmiştir! En önemlisi halkın Devletine güveni aşınmıştır. Bu gerçeklerin örtülü bırakılması en azından geleceğimizi karartacaktır...

***

Din Adına Ayrımcılık ve Baskı, Halkımızda Artık Belirgin Bir Rahatsızlık Yaratmaktadır.

Son zamanlarda gittikçe artan ve yaygınlaşan din kökenli baskı grupları ortalıkta gezinmektedir. Yılbaşı Kutlamasını NOEL KUTLAMASI gibi göstermek isteyenlerin başını çektiği bu hareketin dayatmaları kabul edilemez.

Kendi başına toplumda gerginlik ve ayrımcılık yaratmaya yetecek bu ya da benzeri konular, terörün dayattığı rahatsızlıkla birleşince karşımıza korkutucu boyutta bir tehlikenin çıkmasına neden olacaktır.  Terör karşısında birlik ve beraberlik içinde olması gereken toplum bu tür olaylar yüzünden birbirine düşman edilmektedir.

Geleceklerini güvence altına almak için yandaşlarının sayısını artırmak isteyenler, karşıt grupların oluşmasından gocunmamaktadır. Yüzde elli yüzde elli, onlar için büyük bir başarıdır. Ancak başarı gördükleri bu durum ülkenin geleceğini tehlikeye atmaktan öte bir işe yaramayacaktır.

İşte tehlikenin büyüğü budur!

İç savaşın tutuşturucusu hazırdır! Toplum gerilmiştir ve gerilmeye de devam edilmektedir. Birlik ve beraberlik mesajları verenlerin işin bu boyutuna gözlerini kapamaları en büyük gaflettir, dalalettir.

***

Anayasa Değişikliği Toplumu Germeye Aday Önemli Konuların Başında Gelmektedir.

Düşünen herkes rahatlıkla gözlemlemektedir ki Anayasa Değişikliği girişimi; toplumda ayrıştırmaya, inatlaşmaya, kutuplaşmaya ve zıtlık yaratmaya neden olmaktadır.

Terör tehlikelidir! Toplumda korku, bıkkınlık, güvensizlik ve tedirginlik yaratır. Ama toplumu bölemez... Oysa sözünü ettiğimiz Anayasa Değişikliği/Başkanlık/Cumhurbaşkanlığı konuları toplumumuzu ayrıştırmaya çoktan başladı bile!..

Birliğini yitiren toplum başarılı olabilir mi? Tarih boyunca olmamıştır. Olamaz da...

***

Terörün ilacı birlik ve beraberliktir.

Ayrıştırmanın kapısını ancak hoşgörü ve tahammül kapatabilir.

Devlete düşen görev, öncelikle birlik beraberliği sağlayan; hoşgörü ve tahammülü artıran yol ve yöntemleri bulabilmek ve yaşama geçirmektir.

Yorumlar