SON DAKİKA

Büyük Savaşa Adım Adım…

02 Ocak 2017
Büyük Savaşa Adım Adım…

 

İstanbul Beşiktaş ve Kayseri patlamaları, Rus Büyük Elçisi’nin katli, Rusya federasyonuna ait ve içinde Kızıl Ordu elemanlarının taşındığı uçağın Karadeniz’e düşürülmesi, Rusya Dış ilişkiler danışmanının infaz edilmesi, Bir meczubun çaldığı TIR ile Almanya’da Pazar alışverişi yapanların üzerine TIR’ı sürmesi, bir başka meczubun İsviçre’nin Zürih şehrinde Camiye saldırıda bulunması… ABD’nin 35 Rus diplomatını istenmeyen adam ilan etmesi, Rusya’nın karşılık verileceğini bildirmesi… Olaylar peş peşe geliyor.

Sıradan, kendiliğinden gelişmiş olaylar zinciri olarak göremeyiz.

Ya, büyük bir savaş yaşanıyor, ya da büyük bir savaşın ilk kıvılcımları. Aslında kıvılcım, Ortadoğu’nun, sözde demokrat! düzenlenme çalışmalarında çokça verilmişti. Bunlar, iki büyük devletin boy gösterisine benziyor.

ABD istihbaratının bu suikastlardan uzak olduğunu düşünmek, safdillik olur.

Rusya Federasyonu Başkanı Putin’in yüz hatlarını inceleyiniz. Eski bir istihbaratçı olarak, yüzüne yerleşen hatlardan neler düşündüğünü tahmin etmeye çalışınız. Bendeniz, intikam zamanını kollayan bir Putin görmekte..

Savaş, aslında Ukrayna -Kırım- çıkarmasıyla başlamıştı. Batı’nın gözü, verimli Ukrayna topraklarına takıldığını fark eden Rus idareciler, elini çabuk tutup, Hakk iddia ettikleri Kırım’ı kuşattılar. Kuşatmakla kalmayıp, Ukrayna üzerinde vesayet sahibi oldular. O günlerde, Arap Baharı ile meşgul olan Batı-ABD politikacıları, neye uğradıklarını şaşırdılar. Şaşırdılar ama akıllarının bir yerine de not ettiler. Şimdi, onlar açısından başarı, Rusya’nın alt edilmesi. Bu dış politika uygulamalarında özellikle, silahlı saldırılarla, suikastlarla öne çıkmaktadır. Öteden beri vekâlet savaşlarını tercih eden AB-D stratejisi, kolayca katilleri bulabilmekte ve istediği yönde rahatça kullanabilmektedir. El-Kaide’nin kuruluş ve işleyişi ve bu gruptan meydana getirilen ve özellikle Müslüman ülkelere salınan Onlarca, Selefi-Vehhabi inancına kilitlendirilmiş katiller sürüsü..

Bir taraftan da Türkiye’yi yanlarında tutma gayreti var. Suriye, kesinlikle turnusol vazifesi görecek. Tarafların taleplerinin kabul edilip edilmeyişi çözülmeleri beraberinde getirecek. Elbette, düşmanlıklar da böylece artarak devam edecek. Sonuçta, taraflar kesin cepheleşecek ve savaş, büyük savaş kaçınılmaz olacak. Çünkü ekonominin çıkmaza girdiği dönemlerde savaş, kesinlikle bir kurtarıcı olarak görülmekte.

Şimdi ülkelerin (aslında yöneticilerinin) geçmişteki hatalarını hatırlamanın sırası değil. Bugün önemlidir. Yapılması gerekenler, yapılıyor mu, yapılması için çabalar var mı? Ülkelerinin menfaatleri öne alınarak kararlar alınıyor mu? Mesele budur. Alınan kararları da şimdiden, hayırlı-hayırsız ayırımına tabi tutmak oldukça güç bizim için, zira karar alıcıların sahip oldukları bilgilerden yoksunuz.

***

Bu yazı bir-kaç gün sürüncemede kaldı. Çalışıp bitirme kararı verdiğimizde ise, İstanbul’da yeni bir saldırı haberi aldık. Kanlı, acımasız bir saldırı. Yazının ana fikrînden sapma yok. Yine aynı amaç, yine aynı savaş..

Türkiye-Rusya yakınlaşması, pek çok planı bozdu. Ayrıca bu yakınlaşma, ABD’den de uzaklaşmayı sağladı. Türkiye’yi rotaya sokmak için, yeni planlar devreye girer ve kanlı saldırılar, acımasızca yapılır. Ve ardından hemen açıklama gelir : “…gerektiği takdirde uygun yardımlarda bulunulması” (gazeteler) talimatı Başkan tarafından ekibine bildirilir. Peki, PKK mücadelesi devam ederken, ‘Stratejik ortak’, ‘anlık istihbarat’ gibi palavra ortaklıklarımız olmadı mı? Ne başardık? Dağda kekik toplayan ihtiyarı bile ‘terör örgütü elemanı’ istihbaratı ile öldürmedik mi? Kaçakçılık yapan grubu ‘PKK’lılar’ istihbaratı ile öldürmedik mi?

Aynı delikten, ikinci defa ısırılmamak için azami dikkat gerekir, alınacak kararlarda.

“Kürt meselesinde” şimdiye dek yapılan hataların (çözüm süreci, müzakere süreci gibi) hemen tamamında, çok güvendiğimiz ortağımızın fısıltılarına kulak vermek oldu. Bizim istihbarat teşkilatımız, düşünce üreten üniversitelerimiz, fikir adamlarımız yokmuş gibi. Sonuçta, siyasallaşan bir terör belası ile baş başa kaldık. Bu yetmezmiş gibi, uyuyan farklı terör örgütleri uykusundan uyandırıldı, dost bilerek bağrımıza bastığımız yepyeni bir terör örgütü ile bile tanıştık. Savaş iyice kızıştı. Artık, inşallah yanılmıyoruzdur, sütre gerisinden savunma anlayışından, cephe ilerilerinden taarruz anlayışına geçildi. Eğer, anlaşma yapmak istediğiniz düşmanınıza silahlı gücünüzü kabul ettirmemişseniz ve diz çöktürmemişseniz, bilin ki, yenilgi mukadderdir. Nitekim ülkemizin Güney Doğusunda bu tecrübeyi acı bir şekilde yaşadık.

***

15 Temmuz hain kalkışmasının ardından yazdığımız bir yazıda, hükumetin istifası, bu olmazsa bile terörle direkt ilgili bakanların görevlerinden alınması ile yenilerinin atanması gerektiği vurgulanmıştı. Hala aynı görüşteyiz. Uzlaşma en geniş satıhta olmalıdır. İşinize geldiği alanlarda uzlaşmadan bahsederken, uygulamalarınızda görülen hataları üzerinde de uzlaşma sağlanmalıdır. Ve kabul edilmelidir. Kabul edilmelidir ki, büyük bir başarısızlık vardır.

Ve uzlaşma,

Atatürk üzerinde olmalıdır.

Yorumlar