Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

SON DAKİKA

1 Kasım 2015 Genel Seçimleri’nin istatistiki analizinde manipülasyon izleri

10 Kasım 2015 00:54
“ Türkiye 1 Kasım genel seçim sonuçları hakkındaki yapılan kapsamlı bir istatistik çalışması, seçimler üzerinde manipülasyon yapıldığını ortaya koydu „
1 Kasım 2015 Genel Seçimlerinin istatistiki analizinde manipülasyon izleri

Stockholm School of Economist akademisyenlerinden Asistan Profesör Erik Meyersson, Türkiye’deki 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sonuçlarını ‘Hane Testleri ve Türkiye’nin Kasım Seçimlerindeki ‘Garip’ Seçim Dinamikleri’ adlı makalesinde değerlendirdi.

Meyersson’un Benford Yasası denilen bir yöntemle analiz ettiği sonuçlar kesin olarak usulsüzlük tespiti yapamıyor ama eğer 7 Haziran seçimlerinde hile yoksa 1 Kasım’da kuşkulu sonuçlar olduğu tespitinde bulunuyor.

Makalede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisi AKP’nin, 1 Kasım seçimlerinde oylarını yüzde 9 arttırarak büyük bir konsensus sağladığını, tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğu elde edebildiğini, ancak anayasayı değiştirebilecek çoğunluğu hala elde edemediği belirtildi.


TÜRK HALKININ ‘SULTAN KOMPLEKSİ’


Makalede, Türk halkının içeride ve dışarıda karşı karşıya kaldığı ‘istikrarsızlık dönemlerinde’ güçlü bir lider görmek istediği söylentileri yer alıyor bu ‘Sultan kompleksi’ olarak tanımlanıyor.

Meyersson 1 Kasım genel seçim sonuçlarını AKP’nin bir zaferi olarak değil, ‘ultra-milliyetçi’ MHP’nin bir yenilgisi olarak değerlendiriyor.


Meyersson, “Son seçimde, ulusalcı ve Kürt seçmenlerin önceliklerinin değiştiği görülüyor. Haziran seçiminde HDP’nin kazandığı görülürken, Kasım seçimlerinde MHP’nin kaybettiği söylenebilir. Haziran seçimleri, HDP’nin ilk kez barajı geçip meclise girmesiyle AKP için bir şoktu” dedi.


AKP’nin başarısının büyük oranda MHP’nin eriyen oylarına mal olduğunun belirtildiği makalede, Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu illerden HDP’ye oy veren birçok seçmenin 1 Kasım seçimlerinde AKP’ye verdiği aktarılıyor.


İki seçim arasında karar değişikliğinde bulunan seçmenin genel profili ise, düşük gelir seviyesine sahip dindar kesim olmaları ile ifade ediliyor.


Terazinin dengesinin kaymasını sadece tercih değiştiren seçmene bağlamanın doğru olmayacağı ve Haziran seçimlerinde yüksek katılım gözlenen Ağrı, Batman, Hakkari gibi Kürtlerin ağırlıkta olduğu illerden Kasım seçiminde katılımın düşük oranda kaldığına dikkat çekiliyor. Katılım oranındaki düşüşün sebebi ise devlet ve PKK arasında süregelen ve son aylarda tırmanışa geçen çatışmalar olarak gösterilmiş. Bu illerde HDP seçmeninin sandığa gitmemiş olması önemli bir etken olarak görülüyor.


BENFORD YASASI SEÇİMLERE UYARLANDI

Meyersson araştırmasında, Türkiye’deki seçimleri analiz ederken istatistikte hileleri ortaya koymakta kullanılan Benford Yasası olarak bilinen matematiksel analiz yöntemini kullanıyor. Benford Yasası kısaca şu şekilde işliyor:
Şivan Okçuoğlu’nun Odatv için derlediği haberde, kesin sonuçlar vermese de seçim hilelelerini tespit etmenin yollarından birisi olan Benford Yasası yöntemiyle, finansal analizlerde ve muhasebe kayıtları üzerinde uygulanan hilelerin tespitlerinde oldukca işe yarar sonuçlar elde edilebiliyor. Ancak seçim sonuçları konusunda kesin bir yargıya varmak mümkün olmayabiliyor. Buna rağmen bir takım tutarsızlıkların tespitinde -kesin yargıya varmamak kaydı ile- Benford Yasası’ndan faydalanılabiliyor. Meyersson, bu matematiksel analiz yöntemini kullanarak Türkiye’de uygulanan seçimlerin bir istatistiki verisini çıkarmayı deniyor. Seçim sonucu analizleri yapılırken ortaya çıkan rakamların yapısı nedeniyle son hane ya da sondan bir önceki hane referans alınıyor.

Rakamsal hane testlerini Türkiye’ye ve onun nadiren 300-350′den fazla oy içeren sandıklarına uygularken hangi rakamsal basamağın referans alınması gerektiği kolayca ortaya çıkmıyor. Son haneye odaklandığımızda (-ki bu basamakta her rakamın çıkma olasılığının eşit derecede olduğunu unutmamalıyız) bir örnek dağılımı göstermesi gerektiğini düşünmek makul görünebilir. Ama eğer örneklemde birçok oy sayısı 100′ün altındaysa, ikinci hane aynı zamanda son hane olacağı için, ikinci hanenin dağılımı ölçüt olarak alınmak durumunda. Aynı zamanda, sandık başına oy sayılarının bir örnek dağılıma sahip olup olmadığına dair bir testin hatalı pozitif sonuç vermesi muhtemelse de, bu doğru olmak zorunda değil.

Bu hangi Benford Yasası dağılımının doğru olacağı sorununun etrafında dolaşmamızı sağlasa da, iki farklı ve önemli varsayıma dayanıyor. Bu varsayımların ilki Haziran 2015 seçiminde hile ya da rakam dağılımını etkileyecek düzensizlikler olmaması. İkincisi ise oylamadaki değişikliğin, kendi başına ölçüt dağılımı etkileyecek kadar büyük olmaması. Örneğin, eğer bir seçimde X partisinin oy sayıları 10-99, ikinci seçimde ise 0-9 arasındaysa, hane dağılımındaki fark üzerine yapılacak bir test, öyle olmadığı halde ortada bir problem olduğu sonucunu verebilir. Aynı şekilde, oy sayılarının boyutu da tek başına önem taşıyor. Meyersson bunun için istatistiksel testlerde doğrudan düzenlemeler yaparak ve aynı zamanda partiler arası oy sayılarının nispeten farklı olduğu seçim bölgelerini içeren alt grupları inceliyor.

HAZİRAN VE KASIM SEÇİMLERİNİ KARŞILAŞTIRDI

Meyersson bu durumu incelemek için aşağıda Kasım 2015 seçimindeki 174.648 ve Haziran’daki 174,220 sandığın tamamında, sırasıyla AKP, CHP, HDP ve MHP’nin oylarını, iki seçimi kıyaslayarak grafiğe dönüştürüyor. Her grafiğe iki P değeri eşlik ediyor. Bu değerlerden biri, X partisinin aldığı oy sayısının son hane ortalamasının iki seçimde aynı olup olmadığının testinden geliyor. İkinci P değeri ise Kasım seçiminin bir modeli üzerinde X partisinin oy sayısının son hanesinin regresyonunda tahmin edilen faktörden geliyor.

Burada uygulanan yöntem standart bir yöntem olmamakla birlikte kullanılan oy oranları bu çalışmanın henüz hazırlandığı esnada resmi rakamlar olarak açıklanmamıştı. Ek olarak, olası bir usulsüzlüklerin oylama dışında başka faktörlere bağlı olabileceği de unutulmamalı.

Aşağıdaki tablo, meclise giren dört partinin Haziran ve Kasım seçimlerinde aldıkları oy oranı rakamlarının son hanelerinde ortaya çıkan değişimi gözlemek için hazırlandı.


HİLE VE MANİPÜLASYON ŞİKAYETİ AZ

Anket şirketleri Kasım seçiminin Haziran’da gerçekleşen seçimin büyük ölçüde bir tekrarı olacağını öngörmüşlerdiyse de seçim gecesi 4.9 puan standart sapma ile araştırma şirketleri için bir utanç gecesine dönüştü. Bir diğer önemli husus ise, seçimden birkaç gün önce muhalif medya üzerinde oluşturulan baskılar ve baskınlar sayesinde seçim sonuçlarının ağırlıklı olarak hükümete yakın ajanslar tarafından duyurulması konusunda AKP’nin kontrolü büyük ölçüde ele alması etkili oldu. Oylar o denli hızlı sayıldı ki, hükümet zaferini basından önce duyurma şansı elde etti. Dikkat çekici bir diğer detay ise Haziran seçimine göre İstanbul’da çıkan geçersiz oy oranındaki düşüştü. Geçersiz oylar karşılaştırıldığında, sadece İstanbul’da 670.000 kadar geçersiz oy azalışı göze çarpıyor ki bu geçersiz oy oranında 5 puanlık bir değişim ortaya çıkarıyor. Tüm bunlara rağmen şaşırtıcı şekilde Kasım seçiminin önceki seçimlere nazaran en düşük seviyede hile ve manipülasyon şikayetinin ortaya çıktığı seçim olduğunun da raporda altı çiziliyor. Burada enteresan olan, aralarında kısa bir zaman dilimi bulunan iki seçimde bu denli büyük bir geçersiz oy kullanım oranı azalışının ne şekilde gerçekleştiği hususudur.


SEÇMEN SAYISINDAKİ ARTIŞ

Bu noktada Meyersson, kişisel Blog’unda link vererek referans gösterdiği American Enterprise Institute’den Michael Rubin’in Haziran ve Kasım seçimleri arasında kayıtlı seçmen oranındaki değişikliği de kuşkulu bulduğunu belirtiyor. Dikkat çeken husus, rekor düzeyde katılım gerçekleşmiş olsa da verilen rakamlar katılım oranını değil, kayıtlı seçmen sayısını vermektedir. Buna göre;

Haziran 2015′te toplam kayıtlı seçmen sayısı 54.8 milyon iken, Kasım 2015′te toplam kayıtlı seçmen sayısı 56.9 milyon olarak görülüyor. Bu noktada, 5 aylık bir süre içerisinde 2 milyona yakın kayıtlı seçmen ne şekilde türemiştir sorusu kafaları karıştırıyor.


EN TUTARLI OY SONUÇLARI CHP’DE

Sonuç olarak, basamak tabanlı rakamsal analizlerde Haziran ve Kasım seçimleri arasında en büyük oynamaların MHP’nin oy oranlarında yaşandığı net bir tablo olarak karşımıza çıkıyor. Beş büyük ili referans aldığımızda HDP’nin basamak testlerinde çok büyük bir değişiklik görünmezken geri kalan küçük illerde AKP ve HDP’de kuşku doğurur nitelikte büyük oynamalar olduğu dikkat çekiyor. CHP’nin basamaksal oranları ise, öteki partilere göre tüm bu analizlerde en tutarlı neticeleri vermektedir.



KESİN BİR USULSÜZLÜK VAR DENİLEMEZ AMA…


Tüm bu analizler ve testler, sandıkta kesinlikle bir usulsüzlük yaşandığının kesin bir ispatı olarak adlandırılamaz. Karşılaştırma yapılırken Haziran seçimlerini “usulsüzlük yaşanmamış seçim” olarak tanımlama ihtiyacı duyulduğunu da unutmamak gerekiyor. Fakat iki seçim karşılaştırıldığında AKP ile HDP arasında oy hareketlerinin analizlerinde bir çeşit müdahele ve kurcalama yaşanmış olabileceğine dair kuşku duymak için bir araç olarak kullanılabilir.


“AKP’NİN EROZYON ZAFERİ”

Meyersson’un çok detaylı incelemelerinin yer aldığı makalesi şu sözlerle sona eriyor:

“Pazar günkü (1 Kasım) AKP’nin erozyon zaferi, tüm araştırma şirketlerinin ‘sonuçlar Haziran’ın tekrarı olacak’ savınan aksine çarpıcı bir geri dönüşü yansıttı. Şimdi herkes, araştırma şirketleri ve analistlerin nasıl bu kadar yanılabildiğini merak ediyor. Peki ya hiç yanılmadılarsa?”

ANKARA YEREL SEÇİMLERİNDE HİLE OLDUĞUNU ORTAYA KOYMUŞTU

Meyersson 30 Mart yerel seçimlerinde, Ankara’da hile yapıldığı iddialarını ortaya atmıştı. Meyersson, CHP oylarının başına büyük çapta bir “iş” gelmiş olduğu sonucunu giderek daha yüksek güvenilirlikle düşündüren sonuçlar yayınlamıştı.


Sözcü

Yorumlar

Seçime Doğru - Seçim 2015 Manşetler